Home page
Haber Menüsü


Ümit Sezgin
Yazara e-mail göndermek için fotoğrafa tıklayınız.
 
Adını koyalım; Türkiye savaşa girdi
 
“Türk askeri muhalif askerleri eğitmek için gidecek” yorumlarının doğru olmadığı bizzat Başbakan Ecevit’in ağzından açıklandı. Özel eğitimli 90 seçme Türk subay ve astsubayı “kendilerine ne görev düşerse” yapmak üzere gidiyorlar.
 
Ankara
 
1 Kasım—  Kendilerine ne görev düşeceğine ise önümüzdeki günlerde ABD karar verecek. Harekatın gidişatına göre belirlenecek bu görev için sınırlama yok. Üstelik yeni birlikler istenmeyeceğinin de garantisi yok, sadece hükümet üyelerinin “temennisi” var. O zaman adını koyalım “Türkiye savaşa girdi.” Şimdi artık daha rahat tartışabiliriz.

   
 
       
    TOP5 Ergenekon’da 16 kişi daha gözaltında  
NTVMSNBC Reklam  
 

  Bir önceki yazıma “ABD ne için ve ne kadar asker istedi?” sorusuyla girmiştim. Çünkü kimi yetkililerimizin fısıldadığı “eğitim amaçlı ufak bir birlik istedi” açıklamaları hiç tatmin edici değildi. Ankara’daki telaş ve hükümetin tereddütlü davranması, talebin bu söylenenin ötesinde olduğunu gösteriyordu.
       Nitekim bugün Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yapılan yazılı açıklama ilk ipucunu verdi. Açıklamada ABD’nin 26 Ekim tarihinde “keşif, teröristlere karşı mücadele, Kuzey İttifakı güçlerini yönlendirme, insanı yardım harekatına askeri destek, masum
       halkın korunması ve gerektiğinde sivil halkın tahliyesine yardım sağlamak amacıyla” kuvvet istediği belirtildi.
       Açıklamadan da görüldüğü gibi eğitim, talep gerekçelerinden sadece biri. Dahası “teröre karşı mücadele” gibi ucu son derece açık bir gerekçe var.
       İkinci kanıt Başbakan’ın bizzat kendisinden geldi. Televizyon temsilcileriyle yaptığı görüşmede “Türk askeri hangi görevi yapacak?” sorusuna çok açık cevap verdi;
       “Temennimiz Türk askerinin, eğitim, lojistik destek ve insani yardım çalışmalarına katılmasıdır. Ama koşullar hangi zorlamaları getirir bilemeyiz. Bilinmedik, istenmeyen durumlarla karşılaşabilirler”
       Yani Türkçesi sıcak çatışmaya da girebilirler. Zaten Ecevit aksini söylese hiç bir şekilde inandırıcı olamazdı. Böylesine seçkin bir birlik orada olacak, örneğin ABD sıkıştığı bir yerde yardım isteyecek de bizimkiler, “Olmaz efendim, bizim görevimiz sadece eğitim vermek” diyecekler. Mümkün mü?
       Böylece Ankara’nın 26 Ekim’den beri neden tereddüt ettiği de ortaya çıktı. Ama artık Türkiye’nin dönüşü yok. Bu şansı Hükümet Meclis’ten asker gönderme yetkisi aldığı gün kaybetmişti.
       
TÜRKİYE DOĞRUYU MU YAPTI?
       Bu soruya şöyle cevap vermek daha doğru; “Türkiye yanlış yaptı demek çok zor.”
       Hala kafalardaki pek çok soru işaretine karşın Türkiye’nin aslında başka şansı ve seçeneği yoktu.
       Neden yoktu? Teröre karşı uluslararası mücadele isteyen bir ülkenin bu tür bir harekata uzak durması tüm inandırıcılığını yokederdi.
       Neden yoktu? Ekonomik kriz içinde boğulurken tüm umudunu ABD’den gelecek finansmana bağlayan bir ülkenin “Sağolun ben harekata katılmayım” deme lüksü sadece bir hayaldi.
       Neden yoktu? Bir müslüman ülkenin de demokrasiye sahip olabileceği iddiasındaki Türkiye’nin, İslamı terörle özdeş hale getiren ülke ve gruplara karşı pasif kalma şansı yoktu.
       
ABARTMAYALIM, PAZARLIK YAPMAYALIM
       Tüm bu nedenlerle artık “Türkiye doğru mu yaptı, yanlış mı yaptı?” diye tartışmanın fazla anlamı yoktu.
       Artık asıl tartışmamız gereken konu Türkiye’nin bundan sonra ne yapması gerektiğine dair olmalı.
       Türkiye’nin ilk yapması gereken pazarlıkçı bir imaj vermemesi. Elbette ABD gerekli kaynakları Türkiye’ye tahsis edecektir. Önemli olan Türkiye’nin “Ben bu kadar asker gönderdim, karşılığını isterim” diye mızıklanan bir konuma düşmemesi. Neyse ki Başbakan Ecevit’in bu konuda yüreklere su serpen sözleri var:
       “Türk askeri pazarlık konusu olamaz. Bu konuda pazarlık yapmayı içimize sindiremeyiz. Ama dostlarımızın da Türkiye’nin gereksinimlerini gözönünde bulunduracaklarına inanıyoruz.”
       Evet açıklamanın son cümlesi de doğruyu gösteriyor. Türkiye gereksindiklerini de almayı bilmeli.
       Sorun yok görünüyor. Asıl sorun Türkiye’nin fazla hevesli davranarak gereksiz risklere girmesi. Türkiye harekata katkıda bulunurken Müslüman dünyayla bundan sonraki ilişkilerini ve Afganistan’la olan bağlarını hiç bir zaman gözardı etmemeli. “ABD’liden çok ABD’li olmak” yerine bu kez ikinci hatta üçüncü planda kalmayı içine sindirebilmeli ve başarabilmeli.
       Evet, 1 Kasım 2001 tarihi itibariyle Türkiye için önemli bir süreç başladı. Bakalım “Türkiye Kore savaşına katılarak 50 yılını kurtardı ve BM’ye girdi. Afganistan harekatına katılarak da hem ekonomik krizden çıkacak hem AB yolu açılacak” diyenler ne kadar haklı çıkacak?
       

Ümit SEZGİN / CNBC-E Ankara Haber Müdürü
       
       
 
       
    MSNBC News Ankara neden tereddüt ediyor
MSNBC News İki yanlış bir doğru etmez!
MSNBC News ANAP'ta istifalar nereye kadar?
MSNBC News Milletvekili zammı niye geri alınıyor?
MSNBC News Ankara neden heyecanlı ve tedirgin?
MSNBC News Deklarasyon ölü doğdu
MSNBC News Ankara'da "birileri" varmış
MSNBC News Demirel'e uluslararası görev
MSNBC News Teröre cevapta Türkiye'nin rolü
MSNBC News ABD'ye saldırının Türkiye'ye faturası
MSNBC News Okuyan çocuklar, çalışamayan babalar ve Kaddafi'nin muzu
MSNBC News Ecevit, sirenler ve tanrıça Kirke
MSNBC News "Yakın tehlike" Anayasa'da
MSNBC News Krizseverler ve Eylül beklentileri
MSNBC News Ampul muhabbetleri
MSNBC News "Mebus mu oldun muhtar emmi?"
 
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları