Home page
Haber Menüsü


Yazara e-mail atmak için fotoğrafın üzerine tıklayınız
 
Farzedin ki
kimse yok
 


TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan’ın cuma günkü açıklamaları sonrasında bu örgütle Başbakan Bülent Ecevit arasında bir tartışmadır gidiyor.

 
NTV-MSNBC
 
1 Ekim—  TÜSİAD sordu, “Ankara’da birileri var mı?” diye. Başbakan Ecevit de bu soruları gereksiz buldu. Bundan daha doğalı da olamazdı. Zaten TÜSİAD ile Ecevit oldum olası pek birbirlerine ısınamadılar da.

   
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Tabi ilginçtir, daha çok özgürlük, daha çok demokrasi, daha çok insan hakları, daha az vergi kaçakçılığı diyen, mali milada bile sahip çıkan Başbakan Ecevit değil, sermayenin en etkin ve büyük temsilcilerinin yer aldığı bu örgüt oldu. Normali aksi olması değil miydi?
       Buna karşın Başbakan Ecevit’in hep Türkiye’nin özel durumunu gerekçe göstererk, pek çok şeye karşı çıktı. Gelinen nokta da ortada.
       Aslında Özilhan’ın, “Orada kimse var mı?” diye sormasına da gerek yok, bence.
       “Evet orada kimse yok” diye bakmalı ve yola ona göre devam etmeli. Bunu özellikle hükümet açısından söylüyorum. Meclis’in varlığını ise bir miktar kabul etmek gerekli.
       Bakanların bile moral bozukluğu içinde oldu, “Nereye gidiyoruz?” diye sorduğu, “Artık bizi değiştirin” diye yalvardığı bir hükümeti yok farzedip, yola buna göre devam etmek en mantıklı çözüm.
       Çünkü, kim ne derse desin, bu hükümetin arkasındaki Meclis gücünün azalmasını kısa sürede beklemek mümkün değil. Kısa sürede seçime gitmek de. Başbakan Ecevit’in çekilmesinden de ses seda yok. Kabinede geniş çaplı bir revizyon da bir türlü yapılmak istenmiyor, liderler buna büyük direniş gösteriyor. Onlar kalelerini sonuna kadar savunacak gibi. Kemal Derviş’in de sesi soluğu kesildi, kerameti bitti.
       Ama, ortada halktan oy alarak 5 yıllık süre ile seçilmiş bir hükümet var. Demokratik olmayan yollarla bu hükümete son vermek de mümkün değilse: Aksi bir yöntem de düşünülemeyeceğine göre, o zaman yok farzedip veya iyimser bir ifade ile, ‘demokratik sabır gösterip’ yola devam etmek en iyisi değil mi?
       Böylece, akşama kadar, oturup yeni kriz var mı yok mu, bu kriz ne zaman bitecek, diye herkes birbirini dolduracağına, herkes işini daha iyi nasıl yapabilirin, işi yeniden nasıl rayına sokabilirin hesaplarına girişmeli.
       “Orada biri var mı?” sorusunu da, daha sağlıklı tercihlerimizle, daha sağlıklı sonuçlar vermesini umduğumuz, ilk seçimden sonrasına ertelemeli.
       
MECLİS’TE MANZARA
       Yaşanan krizin derinliği ve bir türlü hiçbir olumlu göstergenin ortaya çıkamaması, sanılanın aksine, aslında en fazla millekvekillerinin üzerinde etki yapıyor. Neredeyse yarısı ilk kez milletvekili olmuş olan TBMM üyeleri, uzun tatilin ardından seçim bölgelerinden döndüler. Hepsi de ateş küpü gibi.
       Halkın arasına çıkamamaktan, sürekli suçlu gibi görülmekten şikayetçiler.
       Ülkenin ciddi bir felaket yaşadığı süreçte, hükümetin yeterli önlemler alamadığını dile getiriyorlar. Ama herkes, yeni bir adım için başkasını bekliyor.
       Bazıları ortaya çıktı; ama onlar da zamanlama sorunu yaşadı. Deklerasyon bir başka zamana ertelendi. Öyle görünüyor ki, Anayasa değişikliği paketi bu hafta Meclis’te oylanıp geçecek, deklerasyon da ondan sonra yine pişecek. Ama, söylendiği gibi bu deklarasyona izma atacak milletvekili sayısı sınırlı düzeyde kalacak gibi.
       
ANAP HAREKETLİ
       Deklarasyonla birlikte en büyük hareketlilik ANAP’ta yaşanıyor. Seçim bölgelerinden dönen milletvekileri içinde en büyük rahatsızlık ANAP’lılarda var. ANAP’lı vekiller hükümetin attığı hiçbir adımı doğru bulmuyor. Kendi partilerinin de iyi yönetilmediği kanısında. Buna karşın kimsenin kendilerine soru dahi sormadığını belirterek, bundan rahatsız olduklarını dile getiriyorlar.
       Tabi şu eleştiriyi de yapmadan duramayacağım.
       Bu isimlerin çoğu geçmişte en azından bakan olarak çeşitli kabinelerde görev almış isimler. Eğer bu kabinede de bulunsalardı, deklarasyonunu yanından dahi geçmezlerdi. Niye böyle bir tutum alırlar anlamak mümkün değil, ama neyse.
       Bu eleştiriyi saklı tutarak, ANAP’ın cidde bir çalkantı ile karşı karşıyla olduğunu söylemek gerek. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz da bunu nihayet fark etmiş görünüyor.
       Cuma gecesi yapılan ANAP Grup toplantısında, hiçbir arkadaşının partiden ayrılmasını istemeyeceğini söyledi ve hafta sonu Abant’ta bir araya geldiklerinde herkesi dinleyeceğini anlattı.
       Yılmaz, “Sorun bensem onu da söyleyin; tartışalım, ikna olmazsanız ondan sonra söyleyeceğim yok” deme gereği duydu.
       Yılmaz’ın bu sözleri, istifa dahil önemli bazı ciddi kararlar almakla karşı karşı olan en az 15 milletvekilini hedef alıyordu. Aslında bu milletvekillerinin görüşleri pek de değişecek gibi değiller; ama yine de sanırım Abant toplantısını bekleyecekler.
       Bazı ANAPyöneticilerine göre, bu milletvekillerinin arkasında 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demire var. Demirel, yakın bir zamanda yeni bir parti kurdurarak, hem ANAP’dan, hem de DYP’den transferler yapacak, bu senaryona göre.
       Bu senaryo gerçekleşir, gerçekleşmez bilemem; ama eğer Mesut Yılmaz gerekli önlemleri almazsa, partisinde büyük ve ciddi bir kopma olacak gibi.
       
SENARYOLAR, SENARYOLAR
       Böyle bir haretlilik başlandığı an, DSP’de de önemli gelişmeler yaşanabilir. Bazı siyasi gözlemcilere göre, ne büyük bölünme DSP’de yaşanacak. DSP’deki bu kaynaşma Erdal İnönü’nün çalışmalarını sürdürdüğü yeni sol partiden sonra daha da gün yüzüne çıkacak gibi, aynı çevrelere göre.
       Bu durumda da MHP birinci parti olabilecek, kolaylıkla. Çünkü MHP, hala transfer yapabilecek Meclis’deki yeğane parti olarak görülüyor.
       İşte bütün bunların gerçekleştiği düşünülürse, ortaya yeni bir senaryo daha çıkarılıyor:
       MHP’nin önderliğinde, DYP, ANAP ve AKP’den oluşan bir hükümet modeli.
       Böylece DYP ve AKP de gidişata ortak olurken, sol muhalefete geçip, toparlanma sürecine girecek.
       Bunun sadece bir senaryo olarak yazdığımı bir kez daha vurgulamak istiyorum. Yoksa DYP ile AKP’nin böylesi bir süreçte hükümete girmek konusunda istekli davranacaklarını pek düşünmemek gerek.
       Bir önceki yazımda da 2-3 ay içinde çok şeyin daha berrak olacağını yazmıştım: Gerçekten de tablo böyle ve 2-3 ay daha senaryolarla uğraşacağız gibi görünüyor.
       
 
       
    MSNBC News Deklarasyonun öbür yüzü
MSNBC News Meclis bunu da yapar
MSNBC News DYP'nin önünden geçerken dikkat!
MSNBC News Uzlaşma
MSNBC News Geçirin bu paketi
MSNBC News MHP'den farklılık gösterisi
MSNBC News Bugün, dünün hatasıdır
MSNBC News Şağar'ın beyin egzersizi
 
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları