| | | | Ben, kendi hesabıma bunu yapmaya çalıştım. Bakalım Irak savaşı bana neler öğretmiş...
Demokrasi çok tehlikeli bir yönetim şeklidir. Sekteye uğraması halinde, seçime gerek duymadan iktidar olan bir koalisyon türü, ülkenizi başınıza yıkabilir. Demokrasinin yerleştirilmesi veya ayarlanması sırasında, diktatörlerin bile cesaret edemeyeceği yöntemler kullanılabilir. Öncelikle; demokrasi adayı ülkenin sıfırlanıp yeniden inşa edilmesi gerekir. İşlemin yapılacağı ülkede koalisyon, halkın önceki dönemden kalan kötü alışkanlıklarını düzeltmek için uğraşmaz. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki yerel halkın tümüyle tasfiye edilip, her şeye yepyeni bir kadroyla başlanılması daha etkili olmaktadır. Sonuç olarak, her yeni iktidarın kendi vücut lisanından anlayan insanlarla yola devam etmesi anlayışla karşılanmalıdır...
Bir ülkenin demokrasi ve özgürlük ihtiyacı, sahip olduğu petrol ve doğal gaz rezervleriyle doğru orantılıdır. Sözü edilen kaynaklar ne kadar etine dolgunsa, ülkenin de o derece acil ve öncelikli olarak özgürleştirilmesi gerekir. Bu görev, her zaman olduğu gibi medeni toplumların boyunlarına borç bir hayır işidir. Eğer özgürlüğü kıt ülke önerilen insani yardımı güzellikle kabul etmezse, hayırsever toplumların orduları müdahale ederek şok ve dehşet denilen yirmi birinci yüzyıl yöntemiyle ülkeyi geri kalmışlıktan kurtarır.
Gecekondulaşma sadece büyük şehirlere özgü bir sorun değildir. Dünya ölçeğinde de kaçak yapılaşmaya rastlanır. Yeni dünyanın imar planına uymadıkları tespit edilen kaçak ülkeler, Dünya Belediye Başkanının emriyle hemen yıkılır. Binanın, pardon, ülkenin olduğu arsaya, Belediye Başkanının bizzat belirlediği müteahhit şirketler tarafından lüks villalar yapılır. Sonra da zenginlere ve Başkanın köylüsüne uygun taksitlerle satılır...
Kimyasal silahlar, Birleşmiş Milletlerin tahmin ettiğinden çok daha büyük bir beladır!. Bu silahlar tek başlarına tehlikeli değildirler. Ancak petrol veya türevleri ile kimyasal reaksiyona girince ölümcül olurlar. Bu yüzden, petrol rezervleri bol olan ülkelerdeki kimyasal silahlar diğerlerinden çok daha tehlikelidir. Dahası, bu silahlar çıplak gözle görülemezler. Yerleri, ancak özel dürbünlerle saptanabilir. Bu üstün teknoloji de sadece ABDde vardır.
11 Eylül saldırılarının ve genel olarak dünya terörürün nedeni Irak petrollerinin başıboş kalmasıdır. Çünkü Dünya Ticaret Merkezini ve Pentagonu vuran uçaklar benzinle çalışmaktadır. Colin Powell, BMde yaptığı ünlü sunuşunda, bu uçaklarda kullanılan yakıtların Iraktan geldiğini kanıtlamıştır. Dahası CIA de terör örgütlerinin taşıt araçlarında benzin veya mazot kullandıklarını saptamıştır. Buradan hareketle; terör eylemleri ve vahşet ancak dünya petrolleri kontrol edilince sona erebilir.
Bir savaşta haber değeri en yüksek konu hava durumudur. Bu yüzden Irak savaşını takip eden bağımsız (!) dünya basını, hava durumuna odaklanmıştır. Bütün kanallar, ertesi günkü sıcaklıkları hiçbir etki ve baskı altında kalmadan ve bütün çıplaklığıyla kamuoylarına aktarmıştır.
Saddam ve yönetiminin bugüne kadar halkına sahip çıkamamasının nedeni fakirlikten kaynaklanan teknoloji yetersizliğidir. Savaşın başında, pahalı kameralardan ve gelişmiş uydulardan gelen görüntüler yayımlanınca, Saddam ilk defa Irakın bazı bölgelerinde kendi vatandaşlarının olduğunu fark etmiştir. Daha önceleri, insan yaşamadığı sanıldığı için, Cumhuriyet Muhafızları bu bölgelerde uzun menzilli silahları ve ilaç sanayinde kullanılacak yeni kimyasal bileşimleri denemekteydi.
Savaş bir tür eğlencedir. Dolayısıyla rating denilen ölçme sistemine tabidir. Taze günlerinde ratingi milli maçlardan bile yüksek olan savaş, patlama ve çatışma görüntüleri azalınca çekiciliğini kaybetmiştir. Kendilerini insanları eğlendirmeye adayan fedakar TV yapımcıların, bu gidişi durdurmak için Tele Savaş, Acun Irakta veya Şahane Savaş gibi programlar yapmaları beklenmektedir...
Türkler general doğar ve general yaşarlar. Askerlikleri bitti sanılan emekli paşalar, Strateji Uzmanı veya Savunma Danışmanı gibi ne olduğunu kendilerinin de anlamadığı bazı ünvanlarla göreve çağrılabilirler. Bu yüzden de her an savaş çıkacakmış gibi bakımlı kalmaları ve siyaseti yakından takip etmeleri gerekir. Vatan onlardan yorum ve görüş beklemektedir.
İnsani yardım kavramı bu savaş ile birlikte kökten değişmiştir. Eski dünya düzeninde insani yardım; doktorların ambulans ve aş evi veya tıbbi yardım taşıyan TIRlarla savaştan zarar gören insanlara ulaşması olarak tanımlanırdı. Oysa yeni düzende bu işlev; askerler, zırhlı araçlar, tanklar ve silahlar kullanılarak yapılmaktadır. Savaşa müdahale eden ordular, kaç askerin ve hangi tür zırhlı araçların insanlara şifa götüreceği konularında kendi aralarında sıkı bir pazarlık içine girebilirler. Doğal olarak her ordu, muhtaç insanlara ve göçmenlere diğerinden daha çok yardım edebilmek ve daha fazla sevabı hanelerine yazdırmak istemektedir.
Şimdilik öğrendiklerim bu kadar. Zekamın elverdiği ölçüde izlemeye ve aktarmaya devam edeceğim... | |