|
|
|||||
![]()
| ![]() | ![]() | ![]() | |||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||
![]() |
| Bir ülkeyi, markalarını boykot ederek yönlendiremezsiniz. Tam tersi; nazınızın geçmesini istiyorsanız, o ülkeyle çok sıkı ticari ilişkiler kurmaya çalışmalısınız ki sizi kaybetmeyi göze alamasın... Otuz veya kırk yıl önce böyle bir boykot belki işe yarardı. Yabancı bir malı ithal etmeyi kestiniz mi satıcı şirketler, pazarın büyüklüğüne göre, değişik miktarlarda para kaybederlerdi. Oysa bugün, boykot edilmesi istenen malların çoğu, hizmetlerin ise neredeyse tümü Türkiyede üretiliyor. Türkiyede üretilmeyenlerin bir bölümü de savaşa karşı olan Fransa veya Almanya gibi ülkelerden geliyor. Ne komik değil mi? BOYKOTTAN MANZARALAR Gelin bu boykot komedisini daha iyi anlamak için, yasaklanan mallar listesinden iki örnek seçip inceleyelim. Bir tanesi fast food markası olsun, diğeri de otomotiv. Fast food markasının en çok satan ürünü hamburgerdir. Hamburgerin ana malzemesi de et... Firma, eti Türk üreticilerden satın alır. Sadece bu markanın et ihtiyacını karşılamak için kurulmuş işletmeler vardır. Hamburger patatessiz hiç gitmez... O patates de bizim çiftçimizden gelir. Bütün ürünleri, Türk girişimcilerin sahip olduğu bayiler müşteriye sunarlar. Fast food dükkanlarında çalışan gençler, kazandıkları para ile eğitim masraflarını karşılarlar. Otomotiv markası, binlerce işçi ve yüzlerce beyaz yakalı personel istihdam eder. Firmanın ürettiği araçlarda yüzde 70in üzerinde yerli parça kullanılır. Fabrikalar, birçok ara malı Bursa ve İzmitteki yan sanayiye sipariş verirler. Araçların, fabrikadan bayilere taşınmasını Türk taşıma şirketleri üstlenir. Müşteriler, araçlarını satın alırken yerel bankalardan kredi kullanırlar. Üründen ekmek yiyen bir başka zincir de teknik servislerdir. Sadece bayi teşkilatında değil, sanayi sitelerinde bağımsız çalışan yüz binlerce kişi de bu işten hayatlarını kazanırlar. Ayrıntılara inince resim nasıl değişiveriyor değil mi? Siz şimdi şu sorulara yanıt verin bakalım; boykot etkili olursa, bu kadar insanın kaybedeceği geliri yerine nasıl koyacağız? Bir de yaz mevsimi ile birlikte, boykota tabi ürünleri talep edecek turistler var. Onlara; Özür dileriz, biz Coca Colayı boykot ediyoruz. Yerine su veya halis muhlis yayık ayranı verelim mi diyeceğiz? BU NASIL BİR TÜKETİCİ KORUMA DERNEĞİ? En şaşırtıcı konu ise, boykot çağrılarının bir tüketici derneğinden gelmesi. Benim bildiğim, amacı tüketiciyi korumak olan bir kurum, pazarda üst düzey rekabet görmek ister. Çünkü rekabetin olmadığı ekonomilerde, ürün kalitesinde azalma, fiyatlarda ise yükselme eğilimi ortaya çıkar. Şimdi diyelim ki bu boykot tuttu ve aylar boyunca hiçbirimiz İngiliz ve Amerikan mallarını satın almadık. O markalar da ülkeyi terk ettiler. Şimdi düşünün lütfen; rekabetin sınırlandığı böyle çağ dışı bir pazarda tüketici memnuniyetinden söz edilebilir mi? NASIL YAPMALI? Peki uluslararası şirketler hiç boykot edilemez mi? Boykotun bilinçli yapılan örnekleri yok mu? Elbette var; Nike ve Shell firmalarını ele alalım. Nikeın, üçüncü dünya ülkelerindeki çocukları karın tokluğuna çalıştırdığı ortaya çıkınca bu firma, kamuoyundan büyük tepki görmüştü. Sivil toplum örgütlerinin organize ettiği boykot sayesinde Nike, atölyelerdeki çalışma şartlarına çeki düzen verdi. Shellin ayıpları ise 1990ların ortalarında ayyuka çıktı. Petrol devi, kendisine tanınan ayrıcalıklar karşılığında, Nijeryanın diktatör rejimine destek veriyordu. Haber duyulunca sivil örgütler dünyayı Shellin başına yıktılar. Başlatılan boykot sonucunda, firmaya finans sağlamaya hazırlanan şirketler kredileri askıya aldılar. Tüketiciler, Shell istasyonlarını kullanmayarak bireysel tepkilerini gösterdiler. Baskılara daha fazla dayanamayan Shell, operasyon yaptığı ülkelerdeki politikalarını değiştirmek zorunda kaldı. BOYKOTUN ZEKASI Gördünüz mü? İşte boykotun hası böyle yapılır. Önce şirketin, tepki gösterdiğiniz suçla bağlantısını kanıtlayacaksınız. Sonra da kendi bindiğiniz dalı kesmeden, zekice seçilmiş taktiklerle suçlu firmayı sıkıştıracaksınız. Yoksa, bugün olduğu gibi, eşeğine kızıp semerini döven safdil durumuna düşersiniz. Bence, bizdeki boykotun bilinçaltında biraz sömürgeleşme fobisi yatıyor. Sömürgelerde, işgalci ülke bütün kazançları kendisine ayırır. Sadece sömürülen bir ulusun galeyana gelip ülkesindeki yabancıları denize dökmesi mantıklıdır, çünkü kaybedecek şeyleri kalmamıştır. Oysa, biz sömürge değiliz. Sadece, yabancı şirketlerle ticaret yapmaya çalışıyoruz. Ticaretin temel kuralı pazarlıktır. Ev sahibi ülke, potansiyelini, üretim kapasitesini, insan gücünü pazarlıkta koz olarak sunarken, yabancı şirket de markasını, teknolojisini ve global know-howını masaya getirir. İki taraf, bir noktada anlaşırlar. Yaratıcı olmak, teknolojiyi öğrenmek ve çok çalışarak daha iyi bir anlaşma yapmak her zaman sizin elinizdedir. Apar topar sokağa fırlayıp, başkalarının sufle ettiği sloganları tekrarlamak yerine, zihin enerjinizi çalışmaya ve yaratmaya saklamak daha iyi bir çözüm değil mi? | ||||
Bankaların kara tahtaları siliniyor |
|||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||