Home page
Haber Menüsü


 
Savaşı ancak ben durdurabilirim!
 
Çıkacağı neredeyse yıllarca önceden belli olan bir savaşa bile hazırlıksız yakalanıp, ülkeyi bu kadar kötü yöneten siyasetçilere rağmen, başka rejimlere sempati duymam.
 
Hakan Yaman
NTV-MSNBC
 
1 Nisan—   Kelime taklası, mecaz filan yok; başlıkta ne okuduysanız onu kastediyorum. Bana inanmadıysanız sizinle bahse bile girerim. Bu cesaretimi Irak savaşının başaktörlerine borçluyum. Hem farfaracı Irak hem söylediklerine artık çocukların bile inanmadığı ABD hem de paravan arkasından sırıtan malın gözü uluslar arası şirketler; hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

   
 
       
   
MSNBC News Hakan Yaman: Irak pastasından pazarlık dersleri
MSNBC News Hakan Yaman: AKP'nin dudaklarını okumak...
MSNBC News Hakan Yaman: Bu savaşın alternatifi barış değil
MSNBC News Hakan Yaman: Abdurrahman Çelebi sendromu
MSNBC News Hakan Yaman: Bıkmak özgürlüğü
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Doğruyu bulmamı ve akıllanmamı sağlayan onlardır. Gözümün önündeki perdeyi on günde indiriverdiler.
        İtiraf etmeliyim ki iki hafta önce, böyle zor bir işe girişebileceğimi söyleselerdi inanmazdım. Hatırlıyorum; ilk günlerde çevremde sık duyduğum, sinemaya mı gitsek, savaş mı seyretsek soruları veya “hanım bakkaldan biraz çekirdek alsana, savaşla iyi gidiyor” gevezelikleri beni bir nebze rahatsız etmişti, ama sorunun nerede olduğunu tam anlamamıştım.
       Rumsfeld denilen adamın o ekşi suratına kumanda cihazını atmak istememi bile sıradan bir saldırganlık eğilimi olarak değerlendirdim. Ertesi gün psikoloğuma konuyu açmanın dışında da özel bir önlem almadım.
        İnkar edersem çarpılırım; savaşan tarafların bu çakrayı atlamamda büyük emekleri var. Bir taraf, “Biz içinde uslu uslu otururken, Irak halkı lambamızı ovuşturdu, biz de çıkmak zorunda kaldık. İlk dilekleri Saddam’dan kurtulmak oldu. Yoksa bizim o yaban ellerde ne işimiz var?” gibi bir şeyleri anlatıp duruyordu. Bu hikayeyi her dinlediğimde zekama hakaret edildiğini hissettim.
        Diğeri ülkesini, aşiret ve mezheplerine göre sınıflara ayırmıştı. Sanki kendisinden olmayanlara yıllarca eziyet eden o değilmiş gibi, birden başımıza mesih kesiliverdi.

       Daha önce hastanelerin önünden bile geçirilmeyen insanlarını, sırf kameralar daha iyi görüntü alsın diye içeriye tıkıyordu. Halkı, uzaylılara benzeyen askerlerle karşı karşıyayken onun kaçış planı cebinde, paraları ise bankadaydı. Evet, biraz midem bulanmaya başlamıştı, ama o zaman da ne istediğimi bilmiyordum.
        Sakın televizyon kanallarını unutmayalım. Söylenenlere bakılırsa; ilk defa bir savaşı bu kadar canlı ve yakından izliyorduk. İlk defa dünya bu kadar özgürce ve bol kaynaktan haber alıyordu. Oysa canlı izlediğimiz tek şey, Amerikalıların “bullshit” (boğa pisliği) dedikleri zırva, salaklık ve yalandı. Yok düzeltiyorum, buna bullshit demek olayın ölçeğini ıskalar, bu olsa olsa koca bir fil pisliğiydi...
        Yok Basra’da isyan başlamış. Yok İngiliz askerleri Iraklı çocuklara tanklarından şeker atıyorlarmuş. Veya Irak halkı ayrısı gayrısı olmadan “şeytana” karşı direniyormuş. Hangisine dönsen başka yalanın ipini farklı bir aksanla eğirmeye çalışıyordu...
        Başlangıçta neler olduğunu tam anlamasam da, besbelli gördüğüm, duyduğum her şey bir yerde birikmiş ve beni daha da akıllandırmış. Sonunda kafama dank etti; savaşın akışına kapılıp gitmektense, zamanımı, dikkatimi ve hareketlerimi kendim yönlendirmeliydim. Yoksa ben de aynı aptallığın bir parçası olacaktım.
       
BEN NE YAPABİLİRİM Kİ?
        “Kardeşim, tek başına ne yapabilirsin ki; koskoca savaş seni dinler mi?” diye sorabilirsiniz. Valla, ister dinlesin ister dinlemesin, benim yaşayacak tek bir hayatım ve yapacak çok daha iyi işlerim var...
       Abidin Dino’nun dediği gibi: “Çivi çiviyi, gün günü, dünya dünyayı sökermiş.” Ben de bütün harala güreleye inat, savaşı sökecek mücadeleyi kendi içimde başlattım.
        Peki ne yapabilirim? İlk adımda, günümün ve gecemin büyük kısmını, savaş takip ederek harcamaktan vazgeçerim. Göz ucuyla izlemek ve güncel kalmak başka, savaşa ipnotize olmak başka. Sonra da duyduklarımı okuduklarımı, kimden gelirse gelsin, akıl yürütmeden doğru kabul etmem. Her haberin arkasında bir bit yeniği ararım. Çünkü onların kötü niyetleri benim aptallığımdan besleniyor.
        Sonra da mantığı fazla düz olan teorilerin ve “ona hayır, buna evet” türü sloganların üzerine canlı kalkan/sazan gibi atlamam. “O saldırgandır, bu da mağdur” tespitlerine kanmam. Savaşın, tarihin ve ekonominin karmaşıklığını kabul eder, onları derinlemesine anlamaya çalışırım.
        Mutlaka siyaset ve ekonomi üzerine düşüneceksem; ülkemin neden teknolojide, yaratıcılıkta ve verimlilikte çuvalladığına kafa yorarım. Siyasetçi, asker ve bürokratımızın dünyadaki gelişmeleri neden ıskaladıklarını sorgularım. AB Katılım Ortaklığı Belgesi’nde yer alan; Kıbrıs anlaşmazlığı, insan hakları ihlalleri veya sivil otoritenin askeri otorite üzerindeki egemenliğinin AB standartlarına taşınması gibi konuları düşünürüm…
        En önemlisi; dikkatimi işime ve sorumluluklarıma veririm. Kendimi, yaratıcı bir şeyler yapmak için dürtüklerim. Planlarıma başlamak için ekonomik krizin veya savaşın bitmesini beklemem. Olumsuz şartların veya pazarın küçülmesinin afyonlu saadetinden bir an önce uyanmaya çalışırım. Onun bunun elini öperek kamudan bir ihale kapmak yerine, ses getirecek bir proje gerçekleştirmek için ter dökerim.
        Kulağıma küpe olsun; bundan sonra oyumu verirken çok daha ince eler sık dokurum. Kötünün iyisi ve daha modern gözükeni, lideri de “yaşına rağmen en genç göstereni” bile olsa, CHP gibi aciz bir partiye zinhar bir daha oy vermem. Bir oy bir oydur; neden göz göre göre boşa gitsin? Ben hem kendi hayatımı hem de ülkeyi idare etmeyi düşüneceksem, nerede kaldı onlara verdiğim vekaletin anlamı?
        Çıkacağı neredeyse yıllarca önceden belli olan bir savaşa bile hazırlıksız yakalanıp, ülkeyi bu kadar kötü yöneten siyasetçilere rağmen, başka rejimlere sempati duymam. Hataların, demokrasinin terkine değil, onun güçlenmesine yol açması gerektiğini savunurum.
        Yazdıkça öz güvenim artıyor. Yazdıkça aklıma daha iyi fikirler geliyor. Evet, artık hiçbir şüphem kalmadı; savaşı ancak ben durdurabilirim. Bu savaşın olumsuz etkisini sadece benim bireysel hareketlerim sona erdirebilir. Hemen şimdi, fazla zaman yitirmeden çalışmaya başlıyorum. Benim aklıma gelmeyenleri de bir zahmet siz bana hatırlatın...
        Bu arada, siz ne yapmayı düşünüyorsunuz?
 
       
    TOP5 Bankaların kara tahtaları siliniyor  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
• Microsoft Internet Explorer
• Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları