Home page
Haber Menüsü


 
Sermaye aktarımında başarı şansı yüksek
 
Sermaye yeterliliği düşük bankalara devlet kağıdı verilmesi, birçok ülkede başarılı olmuş bir sistem. IMF tarafından hazırlanan ve Eski Başkan Yardımcısı Fischer’in de katkıda bulunduğu rapor, bu uygulamaların artılarını anlatıyor.
 
Açıl Sezen/İstanbul
CNBC-E
 
28 Aralık—  Meclis’te İstanbul yaklaşımını düzenleyen yasa tasarısına ek olarak gündeme getirilen sermaye yeterliliği düşük olan, bankalara Hazine kağıdı vererek sermaye koyulması, dünyanın birçok ülkesinde uygulanmış bir yöntem. Daha önce Uzak Doğu’da Tayland, Endonezya, Malezya, Güney Kore gibi ülkelerin yanısıra, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç’te de benzer uygulamalar yapıldı.

   
 
       
   
MSNBC News EGS Bank da tarih oluyor
MSNBC News Kamu bankaları müdahale etmiyor
MSNBC News Fon bankalarının şubeleri satılıyor
MSNBC News Bankalar için kaynak hazırlığı
MSNBC News 'Bankalar reel sektöre desteği artırmalı'
MSNBC News Kamu bankalarından 750 şube kapanacak
MSNBC News Fon bankalarının zararı 8.5 katrilyon
MSNBC News Fon bankaları ihale yasasından muaf
MSNBC News S&P: Kriz, hükümeti banka reformuna ikna etti
MSNBC News Özince: Bankacılığa güven kaybolmadı
MSNBC News S&P'den bankalara iyi haber
MSNBC News 'Kamu bankalarının borcu 3 katrilyon'
MSNBC News Bankacılık krizin diyetini ödüyor
MSNBC News İktisat'ın mevduatı iade edilecek
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Meksika, Tayland, Malezya, Güney Kore’de, Türkiye’de de yapılması düşünüldüğü gibi devlet tahvili ile sermayelendirme yoluna gidildi. Bu ülkelerdeki uygulamalarda sadece bankalar değil, sigorta şirketleri, yatırım ortaklıkları, yatırım bankalarına da kaynak aktarıldı.
       Bu ülkelerin hemen tümünde, yapılan operasyonlar Ekonomi veya Finans Bakanlıklarının çatısı altında gerçekleşti. Operasyonların baş aktörü ise Türkiye’deki Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu gibi bağımsız ya da yarı bağımlı kurullar oldu. Dünyadaki örnekler incelendiğinde, düzenleyici bu kurulun altında iki kuruluşun rol oynadığı görülüyor:
       
VARLIK YÖNETİM ŞİRKETİ
       Bankaların portföy ve bilançolarının yönetiminde konulan sermaye oranında etkili olacak destekleyici bir yönetim şirketi ve aktif yönetim şirketi. İsveç’te, aktif yönetim şirketinin tamamen özel sektör tarafından oluşturulduğu, başını Güney Kore’nin çektiği Uzak Doğu ülkelerinde ise aktif yönetim şirketinin de devlet tarafından kurulduğu görülüyor.
       Geçiş ekonomilerinde, aktif yönetim şirketlerinin devlet eliyle kurulmasının daha olumlu sonuç verdiği belirtiliyor.
       
MEVDUAT SİGORTA FONLARI
       Özel bankaların devlet eliyle sermayelendirilmesi operasyonlarında nirengi noktalarından birini ise mevduat sigorta fonları oluşturuyor. Bu fonun sermaye yeterlilik oranının hangi noktanın altına indiğinde devreye gireceğinin çok iyi belirlenmesi gerekiyor. Burada, kullanılacak kaynak miktarı da büyük rol oynuyor.
       Operasyonun çok önemli noktalarından birini, hangi bankaların kapsam dahiline alınacağının belirlenmesi oluşturuyor. Sözkonusu olan bankanın küçük ve maliyet yükünün yüksek olması halinde, özellikle Uzak Doğu ekonomilerinde Mevduat Sigorta Fonlarının devreye girmesinin tercih edildiği görülüyor. Özellikle Güney Kore ve Tayland’da bu yol izlenmiş.
       
AHLAKİ RİSK TEHLİKESİ
       Eğer sermaye yetersizliği yaşayan banka büyük ve iflası sistem için sorun yaratacak bir bankaysa devletin sermayelendirmesi ön plana çıkıyor. Aynı şekilde, desteklenmesi halinde minimum rasyoyu tutturabilecek bankaların da rehabilitasyon dahilinde alınması tercih ediliyor.
       Burada, karşımıza çok dikkat edilmesi gereken bir risk çıkıyor. Sistemin işleyişe geçmesi, sermaye yeterliliği olan bankalarda bir “ahlak riski” yaratabiliyor. Yani bankalar, devlete güvenip almamaları gereken riskleri alabiliyor. Japonya’nın bu nedenle biri büyük ölçekli dört büyük banka ile sorun yaşadığı görülüyor. Bu sorunu aşmak için düzenleyici kurulun çok etkin bir denetim yapması gerekiyor.
       Bundan sonra atılması gereken adımlar ise şöyle sıralanıyor: Kurtarılacak bankaların hakim sermayedar ve ortakları ile yönetim çerçevesinin çizilmesi, denetim şirketleri tarafından bankanın değerinin belirlenmesi, konulacak sermaye miktarının tespit edilmesi, eğer tahvil verilecekse bu kağıtların faizlerinin belirlenmesi, operasyon sırasında ya da daha sonra sermayelendirmeye iştirak etmek isteyen yeni yatırımcılarla ilişki kurulması, operasyonun tamamlanması ve kamulaştırılan hisselerin yeniden özel sektöre devri için takvim belirlenmesi.
       
İKİLİ DENETİM YAPILMALI
       Önceki uygulamalar irdelendiğinde, en önemli sorunların bankaların değerlerinin belirlenmesinde ve bankanın ortak olunacak aktiflerinde çıktığı görülüyor. Özellikle Güney Kore ve Japonya’da, bazı bankaların ortak ve hissedarları yapılan değer hesaplarına karşı çıktı. Bunun için birden fazla bağımsız denetim kuruluşu tarafından değerleme yapılması avantaj sağlıyor.
       Hisse karşılığı kamulaştırılacak varlıklar konusunda ise farklı uygulamalar görülüyor. Örneğin bankanın çiftçilere verdiği kredi maliyetinin hakim hissedarlarda, ulusal havayolu şirketine verdiği kredi maliyetinin ise kamuda kalması tercih ediliyor. Kötü aktiflerin ne kadarının bilanço dışı bırakılacağı da kamunun omuzladığı yük açısından önem kazanıyor.
       Bankalara sermaye karşılığında verilecek devlet kağıtlarının faizinin belirlenmesinde ise enflasyona endeksli piyasa faizinin tercih edildiği görülüyor.
       
BORÇLARIN TAMAMI YAPILANDIRILDI
       Sistemi uygulayan ülkelerin hemen hemen tümünde, banka borçlarının yeniden yapılandırıldığı görülüyor. Güney Kore ve Meksika’da alacaklılara bu konuda kanuni baskı uygulandı.
       Devlet borçların tamamı için garantör oluyor, ancak ödeme takviminin oluşturulmasında uygun vadeler için gerektiğinde alıcılara baskı yapabiliyor.
       Ve aktif yönetim şirketine devredilecek yükümlülükler… Aktif yönetim şirketinin kurulması aşamasında, hareket alanının tüm bankalar mı yoksa sadece sermaye aktarılacak bankalar mı olacağının çerçevesinin iyi çizilmesi gerekiyor.
       Ayrıca bankaların sadece kötü aktiflerinin mi alınacağı, yoksa iyi durumdaki aktiflerinin de mi kapsama dahil edileceği belirlenmeli. Aktif yönetim şirketinin alacağı aktifler için nasıl bir fiyat önereceğinin de iyi düşünülerek oluşturulması gerekiyor. Burada genellikle aktiflerin defter değerinin alınmadığı görülüyor. Tüm ülkelerde aktiflerin piyasa değeri üzerinden yapılacak belirli bir iskonto oranının tercih edildiği ortaya çıkıyor.
       
GELİR ARTIRICI DİĞER ÖNLEMLER
       Sermaye enjeksiyonunun yanısıra, bankalarda gelir artırıcı bazı önlemlerin alındığı da görülüyor. Meksika ve Tayland’da devlet sorunlu bankalar için vergi indirimine giderken, Japonya ve İsveç kamuya olan borçlara piyasanın altında faiz uyguladı. Endonezya, Güney Kore ve Arjantin’de ise sorunlu bankaların bilanço yükümlülükleri azaltılarak gelirlerinin artırılması amaçlandı.
       Sermaye enjeksiyonu, sistemin iyi uygulandığı ülkelerde, uzun sürse de başarılı olabiliyor. Ancak IMF uzmanları, sistemin başarılı olabilmesi için iyi koordine edilmesi, şeffaf olması, kriterlerin dikkatle hazırlanması ve hem portföy hem de aktifler açısından iyi bir yönetimi şart koşuyor.
 
       
    TOP5 Bankaların kara tahtaları siliniyor  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları