|
Reality Show programları televizyon yayıncılığı açısından yeni değil aslında. Popstar yarışmasının bir benzeri The Gong Show 1970lerde Amerikada denenmiş ancak başarısız olmuştu. Bugün ise sadece izlenme oranları açısından değil ticari açıdan da çarpıcı bir başarı sözkonusu, ancak dünya televizyon yöneticileri gene de bu formatın sektöre etkilerini tartışmaya devam ediyorlar.
Bir tarafta yayınların televizyon sektörüne zarar verdiğini düşünenler var. Reality Show ların yayın kaitesini düşürdüğüne ve dejenere ettiğine inanıyorlar. Onlara göre fazla Reality Show yayınlamak, yıllardır dengeli beslenmekten sıkılmış izleyicilere yüksek dozda tatlı ikram etmeye benziyor. Tatlı tüketebilmenin bir sınırı olduğundan yola çıkıp, her öğün baklava yedirilmek istenen birisinin zamanla sıkılıp eski tüketim alışkanlıklarına döneceğini düşünüyorlar.
Reality Show ların sektör için mükemmel bir buluş olduğunu düşünenler ise olaya başka bir açıdan yaklaşıp eski polemikleri kullanıyorlar. Hatırlarsınız, geçen hafta dünya medyasında bulvar gazeteciliğine doğru bir kayış olduğundan bahsetmiştim. Bulvar gazeteciliğini savunanlar da genellikle aynı polemikten yola çıkarlar. Onlara göre kitleler eğitilmek öğretilmek değil sadece eğlendirilmek ister, ne kadar vahşi olursa olsun izleyiciye istediğinin verilmesi gerekir.
İki taraftan hangisinin haklı olduğu zaman içinde anlaşılacak ancak içinde bulunduğumuz bekleme evresinde karşımıza tanıdık bir isim çıkıyor, Ruper Mordoch. Murdochun Amerikadaki eğlence kanalı Fox Network (Fox Newsdan ayrı bir televizyon kanalı) Reality Show formatını son üç yıldır en çok ve akıllıca kullanan kanallardan biri oldu. Eskiden senaryolu dizilerle işlenmeye çalışılan çarpık hayatlar, şimdi gerçek insanların gerçek hayatları sayesinde kolayca ekrana taşınıyor.
Foxun incilerinden Temptations Island adındaki bir şovda, ıssız bir adaya gönderilen kadın erkek çiftlerin kendilerini ayartmaya çalışanlara karşı dirençleri ölçülmeye çalışıyor. Cennete düşen bir çiftin, hurilere ve nurilere kanmayıp birbirlerine sadık kalmaya çalışmaları gibi bir yarışma. Bir başka program The Simple Life da bir kaç ay önce internette seks filmleri yayınlanan Hilton Otellerinin varisi 21 yaşındaki Paris Hiltonun başka bir zegin aile kızı ile dağbaşında bir köyde yaşamaya çalışırken başlarına gelen olaylar işleniyor.
Örnekleri çoğaltmak mümkün... Aslında hazırlanan programların temel özellikleri de hep aynı, katılımcıların amatör olması (oyuncu olmaması), olayların akışını belirleyen bir senaryonun bulunmaması ve hepsinden önemlisi kısmen de olsa melodramik olayların etrafında gelişmesi.
Gerçek insanların başına gelen melodramlar, programların sonunda kazanılan şöhret veya sadece sıradan insanların başını döndüren sıradışı olaylar rating rekorları kırdırıyor. Rating rekorları da reklam gelirlerine ve kâra dönüyor.
MALİYETİ DÜŞÜRÜRKEN KARLILIK ARTTI
Reality Show lar ile ilgili yadsınamaz bir gerçek var, o da formatının başarılı olduğu durumlarda diğer bütün formatlardan daha kârlı olması. Aslında kârlılığa geçmeden Reality Showların hangi nedenden dolayı icat edildiğini anlatmamda fayda var. Dünyada Reality Showlar bu oranda kullanılmadan önce geleneksel televizyon yayıncılığının temelini oluşturan beş önemli yayın formatı vardı: Sitcom komedi (30 dakika), drama (1 saat), spor, haber ve sinema. 1990ların başlarına kadar özellikle prime time yayınlar ağırlıklı bu formatların hakimiyetindeydi.
1990ların başından itibaren yaşanan bir gelişme; yapım maliyetlerinin reklam gelirlerden daha hızlı artması, geleneksel formatların dışında da yayın yapılması gerekliliğini doğurdu. Özellikle drama ve spor yayınları için gerekli bütçeler öyle noktalara ulaştı ki, reklam gelirleri program maliyetlerini karşılayamaz hale geldi.
Televizyon yayınlarında maliyetleri bir noktadan sonra yayın kalitesinde kayıp yaşamadan düşürmek mümkün değildir. Bu nedenle yayıncılar yukarıda bahsettiğimiz beş temel formatı daha ucuza maletmeye çalışmak yerine alternatif formatlar yaratmaya çalıştılar.
Yeni arayışlar arasında önce canlı oyun şovları denendi ve kısmen de başarılı oldu. Nitekim bugün de Çarklı Felek benzeri programlar yayınlanmaya devam ediyor. Ancak asıl başarı Reality Showlar ile sağlandı. Bugün heyecanla izlenilen bu yayın formatının ilk etapta ekonomik amacı yayın maliyetlerini düşürmekti. Ancak dünya çapında çılgınlık yaratacak oranda ilgi görmesiyle çok ucuza mal edilen ve yüksek gelir yaratan kıymetli bir yayın formatı da bulunmuş oldu.
Türkiyedeki televizyon programları yapım maliyeti açısından büyük farklılıklar gösteriyor ama Popstar Türkiye benzeri bir yarışmanın tek bir saatlik yapım maliyeti Asmalı Konak benzeri bir dizinin maliyetinin yüzde yirmisini geçmez diye tahmin ediyorum. Reklam gelirleri açısından ise arada büyük bir fark yoktur. Dünyadaki örneklerden yola çıkıldığında ise kârlılığın boyutunu daha da net görmek mümkün.
Biri Bizi Gözetliyor programının mucidi ve modern anlamda Reality Showların babası John de Molün Endemol adındaki şirketinin Popstara rakip bir programı var, Talent Academy. Atv yakında bu programı Akademi Türkiye adıyla yayınlamayı planlıyor. Programın 2001 sonbaharında İspanyada yayınlanan bölümlerinde reklam gelirleri haricinde oylama için gelen SMS mesajlarından 9.4 milyon dolar, satılan albümlerden 30.8 milyon dolar, video kaset satışlarından 7.3 milyon dolar, yapılan 25 konserden 17.0 milyon dolar olmak üzere toplam 64.5 milyon dolar gelir elde edilmiş (bu tutarın içinde reklam ve sponsorluk gelirleri yok!). İş öyle bir noktaya gelmiş ki, 100 İspanyol şarkıcı bir araya gelip protesto mesajı yayınlamışlar, bu program yüzünden ülkede başka müzisyenlere yer kalmadı diye.
İspanya, piyasa ve ekonomi büyüklüğü olarak Türkiyeye benzer bir ülkedir. Türkiyede de bu tarz bir programın İspanyadakine benzer ilgi görmesi durumunda benzer ticari başarı sağlaması şaşırtıcı olmaz.
İşte başka hiç bir televizyon program formatında olmayan bu düşük maliyet, yüksek kârlılıktan dolayıdır ki, Reality Showlar tüm dünyada televizyon izleme keyfimizi dejenere etmek pahasına da olsa yayınlanmaya devam edilecek... Ta ki izleyiciler her gün baklava yemekten sıkılıp dengeli beslenme günlerine dönmeye karar verene kadar. | |