Home page
Haber Menüsü



Kontrol ettiği News Corp aracılığıyla The Times'tan, Fox News'a kadar dünyanın dört bir köşesinde gazete ve televizyon kanallarının sahibi Rupert Murdoch, medya geleneklerini kökünden etkilemiş biri.

 
Dünya medyasının yeni idolü
Biz Türkiye’de kişisel polemiklerle uğraşırken, dünyada medya sektörünün giderek bulvar gazeteciliği eksenine yaklaşmasının nasıl engelleneceği tartışılıyor. Bulvar gazeteciliğinin en büyük temsilcisi ise Rupert Murdoch ve News Corp.
Tolga Kabataş/İstanbul
NTV-MSNBC
    8 Ocak 2004—  Ertuğrul Özkök’ün gündeme getirdiği “Türkiye’de genç gazeteciler 21. yüzyılda kimleri örnek almalı” tartışması yaklaşık bir haftadır medya dünyamızı kasıp kavuruyor. Ben de tartışmanın sıcaklığından istifade, 1980’lerin başından itibaren gelişen bazı temel değişikliklerin dünya medyasında neden olduğu benzer tartışmalardan söz etmek istiyorum.  

   
 
       
   
MSNBC News Tolga Kabataş: Yüzüklerin "gerçek" Efendisi
MSNBC News Tolga Kabataş: Bir hanedanın çöküşü
MSNBC News Tolga Kabataş: Disney'in arka sokaklarında neler oluyor?
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Türkiye’de medya sektörüyle ilgili yorum yapılırken iki tartışma konusu birbirine karıştırılıyor. Medyanın ticari bir faaliyet olarak kâr etmesi gerekir mi gerekmez mi konusu ayrı, kâr etmek için kullanılacak içeriğin tarafsız olup olamayacağı ve sosyal sorumluluk taşıyıp taşımayacağı ise ayrı bir tartışma konusu.
       Medya kuruluşlarının para kazanmasının, hazırlanan içeriğin ideolojisi, sosyal sorumluluk taşıyıp taşımadığı veya tarafsız olup olmadığı ile uzaktan yakından alakası yok. Nitekim, güvenilirliği ve tarafsızlığı ile ünlü New York Times’in sahibi şirket senede 3.2 milyar dolar ciro ve 300 milyon dolar da net kâr elde ediyor.
       Bu tespiti yapmamın nedeni “içeriğin kalitesini savunanlar medyanın kâr etmesi gerektiğini düşünmezler” şeklinde bir önyargı olması. Bu önyargıdan dolayı tartışmalar kısa sürede içerik kalitesi ve gazeteciliğin etik kurallarını konuşmaktan uzaklaşıp, “para kazanmak için yayında her yol mübah mıdır?” benzeri garip polemiklere dönüşüyor.
       
BULVAR GAZETECİLİĞİ YÜKSELİYOR
       Biraz genelleme yapmış olacağım ancak, yayıncıların hazırladığı içeriği bir eksen olarak düşündüğümde, bir uçta tamamen toplumu bilinçlendirmek ve eğitmek amacıyla yapılan yayınları, öbür uçta ise yalan haber ve abartma dahil dikkat çekmek için hiç bir yöntemden çekinmeyen bulvar gazeteciliğini görüyorum. Biz Türkiye’de kişisel polemiklerle uğraşırken, dünyada medya sektörünün giderek bulvar gazeteciliği eksenine yaklaşmasının nasıl engelleneceği tartışılıyor.
       Bu tartışmanın son dönemde yoğunlaşmasının geri planında ilginç bir tarihsel gelişme var…
       1950’li yıllarda Avustralya’nın bir kasabasında, babadan kalma küçük bir gazetenin başına geçen genç bir adam elli yıllık yoğun çalışma hayatının sonunda bugün dünyanın en büyük medya şirketlerinden birinin sahibi haline geldi. Kontrol ettiği News Corp şirketi İngilizlerin ünlü The Times gazetesinden, New York Post’a, Fox News’a kadar dünyanın dört bir köşesinde gazete ve televizyon kanallarının sahibi ve yıllık cirosu 17 milyar doların üzerinde... Hepsinden önemlisi o bir bulvar gazetecisi... Bahsettiğimiz adam Rupert Murdoch.
       
PROMOSYONLAR MURDOCH’UN HEDİYESİ
       Rupert Murdoch’tan önce bulvar gazeteciliği saygınlığı olmayan, dedikodu üzerine kurulu bir meslekti. Yeterince mali desteği olmadığından bölgesel içerikten öteye gidemeyen, gelir ve eğitim düzeyi düşük toplum kesimlerinin tercih ettiği bir mecraydı.
        Murdoch bu mecrayı alıp toplumsal hayatın ortasına taşıdı. Büyük mali ve tanıtım gücü ile ortalama tüketicinin hayatına yerleştirdi. Uzun yılların geleneği ile oluşturulmuş, yazılı olan olmayan bütün gazetecilik kurallarını etkiledi. Bugün Murdoch gazetelerinin dışında da sıkça kullanılan hediye, promosyon, üçüncü sayfa/arka sayfa güzeli ve büyük puntolarla sansasyonel manşet Murdoch’un modern medyaya kazandırdığı yeniliklerdir.
       Tek bir insan nasıl olur da medya geleneklerini etkileyebilir diye düşünebilirsiniz ancak, söz konusu olan sıradan bir gazeteci veya yayın yönetmeni değil. Orson Welles’in tarihi sinema karakteri Citizen Kane’i bile gölgede bırakacak zenginlik ve erişime sahip bir medya patronu.
       Murdoch’ın 1996 yılında kurduğu Fox News, altı yıl gibi kısa bir sürede CNN’in Amerika’daki izlenirliğinin önüne geçti. Kullandığı formül gazetelerde kullandığına benzer, bolca spekülasyona ve sansasyona dayalı, zaman zaman şovenist, ırkçı denilebilecek seviyede yorumlar… “Sizce kumarda kimin hile yapma ihtimali daha fazladır: Bill Clinton mı, Al Gore mu?” (Mayıs 2000’de yapılmış gerçek bir anket!) türü anketlerle Fox News izlenebilmeyi başardı. Rekabetten bunalan CNN, sarışın ve güzel sunucusu Paula Zahn’ı 2002 yılında kısa bir süre “Seksi Sunucunuz Paula” diye tanıtmaya çalıştıysa da yaptığının saçmalığını kısa zamanda anlayıp Fox News’u kendi dünyasına bırakıp gerçek gazeteciliğe döndü.
       Murdoch’ın yaptıklarını tek bir yazıda anlatmak çok zor, zaten biyografi yazmak gibi bir amacım da yok. Asıl önemli olan konu Murdoch’un sembolize ettiği düşüncenin son yirmi yılda medya sektörüne etkisinin anlaşılması.
       Murdoch, bulvar gazeteciliğini bir nevi meşrulaştırmış oldu. Onun açtığı yoldan diğer bölgesel medya baronları da gitti ve İtalya’da Belusconi, Brazilya’da Marinho ailesi, Meksika’da Salinas ailesi bulvar gazeteciliğini bir adım ileri götürdüler.
       Eskiden tabu gibi görünen konular, örneğin hakim ortakların ticari çıkarları lehinde veya düşmanları alehinde yazıların yazılabilmesi, editoryal bağımsızlığa müdahele edilmesi veya sansür uygulanması kabul edilebilir olaylar haline geldi.
       Murdoch felsefesi dünya ölçeğinde yaygınlaşmadan önce gazete yöneticileri ve sahipleri kendilerine kökleşmiş geleneklerle yönetilen gazeteleri örnek alırlardı. Washington Post’un patonu Katharine Graham’in, Amerikan hükümetinin şiddetli baskısına rağmen 1971 yılında Pentagon’a ait gizli Vietnam belgelerini yayınlaması efsane olarak anlatılırdı. Murdoch felsefesinin yaygınlaşması sonrası medya sektöründe hem gazetecilerin, hem de yöneticilerin idolleri değişti.
       
MEDYA YÖNETİMLERİNİN İDOLLERİ KİM?
       Bu nedenden dolayıdır ki asıl sorgulamamız gereken bireysel olarak gazetecilerin kimi örnek alacaklarının ötesinde, medya şirketlerinin yönetsel anlamda kimi örnek alacaklarıdır. Çünkü neticede içeriğin yönünü yayın yönetiminin genel yaklaşımları belirliyor.
       Aslında yayın ekseninin her iki ucunda da para kazanmak mümkün. Sorumlu haberciliğin temsilcisi New York Times nasıl kârlı bir mecraysa, Murdoch’un İngiltere’yi asparagas haberleri ve abartılı manşetleri ile çalkalayan The Sun gazetesi de yüksek kârlılığı ile uzun yıllar Murdoch imparatorluğunun dinamosu oldu. Aradaki tek fark “sundukları yemek için kullandıkları malzeme ve sunuş biçimleri”.
       Yöneticiler bu temel kararı verdikten sonra çalıştırdıkları kişiler de ya bu temel kararlara uyan idol seçerler ya da seçtikleri idollere uygun medya yönetimleri veya kurumlar bulurlar.
 
       
    TOP5 Bankaların kara tahtaları siliniyor  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları