Home page
Haber Menüsü


 
Ne borç stoku, ne reel faiz azalıyor
 
Programın “başarıyla” uygulanmasına rağmen Türkiye’de reel faizler pek düşmüyor. Gerçek şu ki, benzer IMF programları uygulayan ülkelerde de reel faiz düşmüyor.
 
Mustafa Sönmez
NTV-MSNBC
 
25 Ağustos 2004—  Enflasyonu tek haneye düşürme, arkasından da reel fazileri geriletme iddiasıyla uygulana gelen IMF destekli program, enflasyonu dize getirmiş görünmekle beraber reel faize diş geçiremiyor. Reel faizlerin, Türkiye gibi ülkeler için kabul edilebilir oranı yüzde 5-7 dolayında iken bizde yüzde 16’nın üstünde.

   
 
       
   
MSNBC News Mustafa Sönmez: IMF bunu hep yapıyor
MSNBC News Mustafa Sönmez: IMF ile nasıl bir anlaşma ?
MSNBC News Mustafa Sönmez: AKP-MB gerilimi
MSNBC News Mustafa Sönmez: Dar alanda iktidar cinayetleri
MSNBC News Mustafa Sönmez: Cari açıkta kurtarıcı bu yıl ucuzcu turizm
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Türkiye’nin 2002 yılında 149 katrilyon TL olan toplam iç borç stoku, 2003’te 194 katrilyon liraya, 2004 Nisan’ında da 206 katrilyon liraya, Haziran sonu itibariyle 209 katrilyon lira çıkmış durumda. Dolayısıyla, iç borç stoku, programın sözde başarısına karşın artmaya devam ediyor ve Türkiye her geçen gün IMF programının borç batağına biraz daha gömülüyor.
       İç borç reel faizleri son bir yıldır herhangi bir düşüş eğilimi göstermeden, yüzde 11.9 ile 19.6 aralığında dalgalanıyor ve 2004’ün ilk üç ayında da yüzde 14 düzeyinde idi.
       Nisan ve Mayıs aylarında yaşanan ve toplamı yüzde 15’i bulan devalüasyonla faiz oranları da yükseldi ve Hazine Müsteşarlığı, Haziran sonunda 209 katrilyon liraya kadar ulaşan iç borç stokunun yıllık bileşik reel faizini yüzde 16.53 olarak hesapladı. İç borç stokunun reel faizi geçen yıl sonunda yüzde 11.9’a kadar düşmüştü.
       İç borç stokunun faizi nasıl hesaplanıyor? Hazine iç borç stokunun reel faizini, borçların mevcut yıllık bileşik faizi ile gelecek bir yıla ilişkin enflasyon ve döviz kuru beklentilerini dikkate alarak hesaplıyor. Enflasyonun beklentilerden daha hızlı düşmesi, gerçekleşen reel faiz oranlarını, hesaplanan oranlardan da yukarı çekiyor.
       Reel faizin bu ölçüde yüksek olması piyasaya olan borçlardan kaynaklanıyor. Reel faizler, alt dilimler itibariyle şöyle:
* İç borç stokunun yüzde 60.1’ini oluşturan piyasaya olan borçların reel faizi haziran sonu itibariyle yüzde 17.82 düzeyinde, kamuya olan 83.4 katrilyon liralık borcun reel faizi ise yüzde 14.6 düzeyinde.
* Hazine en yüksek reel faizi yüzde 19.24 ile piyasaya olan Türk Lirası cinsinden borçlar için ödüyor. 100.9 katrilyon lira olan piyasaya olan TL cinsinden iç borçların reel faizindeki bu yüksek düzey, borç stokunun sürdürülebilirliği ile ilgili kırılganlığı artıran en önemli unsur olarak değerlendiriliyor.
* Piyasaya olan 14.8 katrilyon liralık döviz ve dövize endeksli borçların reel faizi ise yüzde 12.07 düzeyinde bulunuyor.
* Kamuya olan TL cinsinden 70.1 katrilyon liralık borcun reel faizi ise yüzde 14.6 ile piyasaya olan borçların altında bulunuyor.
* Kamuya olan 13.3 katrilyon liralık döviz ve dövize endeksli borçların reel faizi ise yüzde 12.42 ile piyasaya olan borçların üzerinde seyrediyor.
       
RİSK ALGILAMALARI
       1990 yılında yüzde 30’larda bulunan reel faiz oranı ise Türkiye gibi ülkeler için yüzde 5-7 olarak kabul edilen, katlanılabilir düzeye inmekten uzak.
       Ekonomik büyüme trendi ve enflasyondaki düşüş nedeniyle 2000 önceki yıllara göre daha istikrarlı bir görünüm çizen Türkiye ekonomisinde reel faizlerin bu ölçüde yüksek seyretmesini, Merkez Bankası “risk algılamaları”na bağlıyor. Özellikle IMF ile 2004 sonrasına ilişkin nasıl bir program uygulanacağına yönelik belirsizliğin uzun sürmesi, ham petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye’nin cari işlemler açığındaki büyüme ve zaman zaman yaşanan siyasi gerginliklerin, risk primi olarak da nitelendirilen reel faizlerin yüksek kalmasına yol açtığı kaydediliyor.
       Programın “başarıyla” uygulanmasına rağmen Türkiye’de reel faizler pek düşmüyor. Gerçek şu ki, benzer IMF programları uygulayan ülkelerde de reel faiz düşmüyor Örneğin, Brezilya’da da son üç yıldır reel faizler yüzde 10-12 aralığından aşağıya düşürülememekte ve Brezilya ekonomisi durgunluktan kurtulamamaktadır.
       
DİRENÇ NEREDEN ?
       Reel faizlerdeki bu direnç nereden kaynaklanıyor ? Bu olgu, doğrudan doğruya uluslararası sermaye piyasalarının işleyişinin bir sonucu.
       İster sıcak para, ister kısa vadeli sermaye hareketleri deyin, bu kaynağa uluslararası finans sermayesi şebekesi, Türkiye gibi “yeni yükselen piyasalar”da reel faizlerin yüksek olmasından büyük bir rant elde etmekte ve bu ülkelerin sunduğu spekülatif finansal arbitrajı kaybetmemek için piyasa dahili veya harici her türlü şantaja başvurarak faiz getirisini yüksek tutmaktadır. Bu şebekenin bir parçası olarak işleyen Türkiye ve Brezilya gibi “yükselen” piyasa ekonomileri de yüksek reel faiz kıskacında.
 
       
    TOP5 Bankaların kara tahtaları siliniyor  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
• Microsoft Internet Explorer
• Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları