Home page
Haber Menüsü


 
Cehennem silahının doğuşu
 
Barışçıl bir güç olarak geliştirilen nükleer teknoloji, New Mexico şafağını parçaladığı andan beri dünyamızı tehdit ediyor. Ne mutlu insanoğluna; dünyamızın ömrünü kısaltacak, hatta onu yok edebilecek kudrete sahibiz artık!
 
Erdal Kaplanseren
NTV-MSNBC
 
17 Eylül —  Tarihin sayfalarını kana ve gözyaşına bulayan Adolf Hitler, günümüze kadar ulaşan bir “savaş” etkisinin mimarı oldu. Tüm dünyaya korku salan Hitler, 1934’ten sonraki yıllarda çoğu Yahudi, bir çok bilim adamının Amerika Birleşik Devletleri’ne kaçmasına sebep oldu. ABD’ye giden bilim adamlarının en önemli ilkesi Hitler zulmünün ve savaşın sona erdirilmesini sağlamaktı. İnsanlığın geleceği için çabalayan bu bilim adamları “bir canavar” yarattıklarının farkına vardıklarında iş işten geçmişti.

   
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Nükleer silahlanmanın geçmişini irdelediğimizde karşımıza hemen ABD’nin ünlü Manhattan Projesi çıkar. Ancak, eski defterleri biraz karıştıracak olursak, 40 yıllık bir gebelik dönemiyle karşılaşırız. Bu gebeliğin babası olan kişi olarak da karşımıza ünlü bilim adamı Albert Einstein (1879-1955) çıkıyor.
       Takvimler 1905’i gösterdiğinde, İsviçre Patent Bürosu’nda memurluk yapan Einstein’ın özellikle E=MC² denklemindeki önermesine dayanan “Özel Görelilik Kuramı” bilim çevrelerince hararetli tartışmalara konu oluyordu. Bu genç bilim adamının, kendisini acımasızca eleştirenlere söylediği şu sözler bir kenara not etmeye değer niteliktedir: “Fizik gelişmekte olan mantıksal bir düşünce dizgesidir. Onun esasları yalnızca deney ve tecrübe yoluyla edinilemez. Onun gelişmesi, özgürce yapılan buluşlara bağlıdır.”
       
ATOM BOMBASINDA HİTLER FAKTÖRÜ
       1920 ve 1930’lar atomla ilgili çalışmaların büyük ivme kazandığı yıllar oldu. Birinci Dünya Savaşı’nın yaraları sarılmadan, Hitler’in Polonya’yı işgaliyle 2. Dünya Savaşı patlak verdi. Nükleer araştırmalar konusunda dünyanın en gelişmiş ülkesi olan Almanya, bir yandan geleneksel silahlarla savaşmaya ve yeni ülkeleri işgal etmeye devam ediyor, bir yandan da gelişmiş bombalar üretmek için ciddi yatırımlar yapıyordu.
       Nihayetinde, Berlin’deki hükümet laboratuarında bir Alman kimyager, uranyum atomlarını parçaladı. Bu bilim adamı, yaptığı deneyle atomun içinde depolanmış devasa enerjinin ortaya çıkarılmasının anahtarını keşfetti .
       O zamana kadar çoğu bilim adamı, nükleer enerjinin ancak onlarca yıl sonra elde edilebileceğini düşünüyordu. Bilim çevrelerinde büyük çalkantılara sebep olan spekülasyonlar ortama hakimdi. Bilim adamları, atomun parçalanmasından güç reaktörüne ve çok güçlü bir bombaya giden yolu büyük bir endişe ve heyecanla görebiliyorlardı.
       Büyük tehlikenin yaklaştığını önceden gören yegane bilim adamı Leo Slizard’dı. 12 yıl boyunca Almanya’da çalışan bu fizikçi, Einstein ve bir çok bilim adamı gibi Hitler’den kaçıp ABD’ye sığınmıştı. Almanya’nın atom bombasıyla ilgili somut çalışmaları duyulduğunda New York’ta yaşıyordu.
       Almanların bu çalışmasının dünya için büyük bir tehdit olduğunu ABD hükümetine anlatması gerektiğini düşünen Slizard, Berlin’deyken arkadaşı olan Albert Einstein’dan yardım istedi. Çünkü Einstein çok ünlüydü, mutlaka hükümet onun söylediklerine itibar ederdi.
       Einstein, içindeki Alman korkusunun da etkisiyle Başkan Roosevelt’e durumu anlatan bir mektup yazdı. ABD’de bunlar olurken, Hitler Polonya’yı işgal etmekle meşguldü. Bir ay içerisinde Nazi kuvvetleri Polonya’yı bütünüyle işgal etti ve bu ülkede yaşayan Yahudilere yönelik büyük bir kıyım başlattı.
       Başkan Roosevelt, Einstein’ın yazdığı mektuptan etkilenmişti ama öneminin farkında değildi. Bir komite kurarak bu işi orduya havale etti. Ordu da gerekli ilgiyi göstermedi. Bu sırada Hitler’in bilim adamları, hummalı bir şekilde atom bombası çalışmalarını büyük bir laboratuarda yürütmeye devam ediyorlardı. Nazi hükümeti, dünyanın en zengin uranyum rezervlerine sahip olan Çekoslovakya’dan uranyum ihraç edilmesini de yasakladı. Bu gelişme, ABD’deki bilim adamlarını iyiden iyiye kaygılandırmıştı.
       
BİLİMİN KARA SAYFALARI YAZILIYOR
       Japonların 7 Aralık 1941’deki Pearl Harbor saldırısıyla birlikte ABD kendisini iyice savaşa adadı. Bu sayede ABD’deki atom bombası çalışmaları da hız kazanmış oldu. Devlet desteğiyle, içlerinde Nobel Ödülü almış ünlü bilim adamlarının da bulunduğu bir grup, atom bombası çalışmaları yapmaya başladı. Almanların epeyce yol aldığını biliyorlardı. Nükleer fizik çalışmalarının dünyadaki merkezi Almanya’ydı. Bilgi-birikim açısından çok öndeydiler.
       ABD’deki bilim adamları, bir reaktörde uygun bir şekilde ayarlanmış uranyumla, milyarlarca atomu büyütecek zincirleme bir reaksiyon ortaya çıkarabileceklerini düşünüyorlardı. Bu işlem, bombanın temel prensibini kanıtlamış olacaktı.
       Başarılı sonuçlanan deneylerinin ardından Leo Slizard, bu gelişmenin insanlık tarihi için büyük bir bela olacağını; ülkelerin nükleer silah yarışına girerek bu gücü askeri amaçlarla kullanacağını düşünmeye başlamıştı.
       Manhattan Projesi adını alan bu çalışma büyük bir ivme kazandı ve ordunun proje üzerindeki etkisi de artmaya başladı. Ordunun ilk yaptığı iş, bu projenin başına Kaliforniya Üniversitesi fizikçilerinden J. Robert Oppenheimer’ı getirmek oldu. Oppenheimer, yapılacak bombanın insanlık için faydalı olacağını ve gelecekteki olası savaşları engelleyeceğini düşünüyordu.
       Manhattan Projesi, Leo Slizard’sız ve Oppenheimer’ın başkanlığında yüzlerce fizikçiyle işlemeye başladı. 1944’te projeye devlet tarafından verilen maddi destek bir hayli artmıştı.
       Almanya ve ABD arasında büyük bir yarış başlamıştı. Atom bombasını ilk kim yapacaktı? Aslında Manhattan Projesinde çalışan bilim adamlarının neredeyse tamamı, atom bombasının yapılıp yapılamayacağını anlamak için çalıştıklarını sanıyorlardı. Tam bu sırada, Başkan Roosevelt’in beyin kanaması sonucu ölmesiyle, Harry Truman 12 Nisan 1945’de ABD’nin 33. başkanı oldu. Düşman ülkenin lideri Adolf Hitler ise, 30 Nisan 1945’te, yaklaşan müttefik kuvvetlerini beklemeden kendi yaşamına son verdi. Büyük Almanya hayali ve atom bombası tehlikesi Hitler’le birlikte tarih sayfalarında yerini alacaktı.
       Manhattan Projesinde çalışan bilim adamları, Alman tehdidinin ortadan kalkmasıyla birlikte, atom bombası çalışmasını devam etmeye gerek kalmadığını öne sürdüler. Ancak şimdi bir başka tehdit ABD’nin gündemindeydi. Bu tehdidin adı Japonya’ydı. Bilim adamlarının en büyük korkusu, Japonya’ya karşı yapılacak bir atom bombasının, Sovyetler Birliği’nde de nükleer silah çalışmalarını başlatmasıydı.
       İşler iyice sarpa sarıyordu. Leo Slizard, bir zamanlar Başkan Roosevelt’i atom bombası çalışmasını başlatması için uyarmıştı; şimdi de Başkan Truman’ı, bu çalışmaların durdurulması için uyarmaya çalışıyordu. Slizard’ın bu yöndeki çabaları hiçbir sonuç vermedi.
       
BİR ÖLÜM MAKİNESİNİN DOĞUŞU
       ABD hükümetinin sıkıştırmalarıyla hızlanan çalışmalar nihayet test aşamasına gelmişti. Bilim adamları, New Mexico çölünde bir test çalışmasına başladı. Dünyanın ilk nükleer silahının montajı büyük bir titizlikle tamamlandı. Küçük plütonyum çekirdeği binlerce kiloluk patlayıcının ortasına titizlikle yerleştirildi. Kıyamet günü yaklaşıyordu!
       Bomba testten iki gün önce çelik kuleye çekilmeye başlandı. Kuleye çıkarıldıktan sonra 32 fünye patlayıcılara tek tek bağlandı.
       Yağmurlu bir geceden sonra bilim adamları iyiden iyiye heyecanlanmıştı. Bu kişilerden biri olan Enrico Fermi, bu bombanın New Mexico’yu yok edebileceği; hatta atmosferi tetikleyip dünyayı etkileyeceği tahminlerini arkadaşlarıyla paylaşıyordu.
       Bilim adamları, gözlerini patlamanın etkisinden korumak için koyu renkli kaynakçı gözlükleri taktılar. Bütün önlemler alındı ve bu yaramaz çocuğun ne yapacağını merak eden gözler saniyeleri saymaya başladı.
       16 Temmuz 1945’te, saatler tam olarak 05:24:45’i gösterdiğinde, 2 milyar dolarlık Manhattan Projesi’nin ürettiği dünyanın ilk atom bombası New Mexico şafağını yerle bir etti.
       Projenin yöneticisi J. Robert Oppenheimer’ı tanıyanların çoğu, onun Doğu edebiyatına olan düşkünlüğünü bilirdi. Gözleri kör eden o kavurucu patlamanın olduğu anda Oppenheimer, kutsal Hindu destanı Bhagavad-Gita’dan şu bölümü mırıldandı:
       Bin güneşin ışığı
       Doldursaydı bir anda bütün göğü,
       O Görkemli’nin ihtişamına benzerdi tıpkı…
       Dünyaları yıkan
       Azrail’im artık ben.
       Yeryüzü ve gökyüzü o ana kadar hiç bu kadar şiddetli bir ışığa maruz kalmamıştı. Belki başka gezegenlerden de görülmüştü bu ışık. Patlamanın merkezindeki sıcaklık, güneşin çekirdeğindeki sıcaklığın dört katı, yüzeyindeki sıcaklığın ise on katından fazlaydı. Yaydığı radyasyon, dünyadaki bütün radyumun verdiği radyasyonun bir milyon katına eşitti. Yapılan hesaplamalar, bu patlamanın 20 bin ton TNT’ye eşit olduğunu gösteriyordu.
       Dünyanın kaderini değiştiren ve tehdide devam eden bu ölüm makinesinin doğuş hikayesini düşündüğümde, şair Nazım Hikmet’in şu dizeleri geliyor aklıma:
       Acayip havalar
       Bir güneş, bir yağmur, bir kar
       atom bombası denemelerinden diyorlar.
       Stronosium 90 yağıyormuş
       ota, süte, ete, umuda, hürriyete,
       kapısını çaldığımız büyük hasrete.
       Kendi kendimizle yarıştayız,gülüm.
       Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz.
       ya dünyamıza inecek ölüm.
       
       
KAYNAKÇA:
       BERRY, Adrian: Bilimin Arka Yüzü (TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları-37, 1996)
       LAMONT, Lancing: Day of Trinity (Londra: Hutchinson, 1966)
       THE CENTURY: Yüzyılın En Acımasız Buluşu: Atom Bombası (ABC News)
       
LİNKLER:
       Bilim ve Teknik Dergisi-Kuantumun 100 Yılı
       http://www.biltek.tubitak.gov.tr/dergi/00/ekim/
       Bilimin Arka Yüzü-Adrian BERRY
       http://www.biltek.tubitak.gov.tr/kitap/037.html
       TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları
       http://www.biltek.tubitak.gov.tr/kitap/default.html
       Amerikan Fizik Topluluğu
       http://www.aps.org/
       Amerikan Fizik Enstitüsü
       http://www.aip.org/
       Albert Einstein Archives
       http://www.albert-einstein.org
       İTÜ Fizik Mühendisliği Fakültesi
       http://www.fizik.itu.edu.tr/tr/indextr.html
       Albert Einstein’ın yaşam öyküsü
       http://www.idea-tr.com/yasamoykuleri/albert_einstein/yasam_einstein.htm
       Albert Einstein’ın Başkan Roosevelt’e mektubu
       http://www.idea-tr.com/yasamoykuleri/albert_einstein/mektup.jpg
       
       
       
       
 
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları