Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa

Konu: Damacana Sularda Tehlike Uyarısı.
Konuklar: Sağlık Bakanlığı Çevre Sağlığı Daire Başkanı Doktor Hüseyin Uludağ ve Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner

Celal Pir: Evet Yakın Plan’a hoşgeldiniz. Bugün haftanın ilk günü Yakın Plan’da çok özel b,r mekandan bir fabrikanın içinden sesleniyoruz sizlere. Ve bugün içme suyunu konuşacağız ama içme suyu deyince ne Ankara’daki Kızılırmak suyundan bahsedeceğiz ne de İzmir’de olduğu iddia edilen arsenikli sudan. Bugün parasını ödeyip aldığımız damacana sulardan bahsedeceğiz damaca suyunun kalitesini ele alacağız. Yıllar önce suyu ambalajlayıp satacaklar sende buna para ödeyeceksin dediklerinde pek inanmamıştık ama yıllar geçti şimdi parayla su alır ve onu içer haldeyiz ya da kullanır. Dolayısıyla şu anda tüketici bazında baktığımız da tam 1 Milyar dolarlık pazar oluşmuş durumda. Peki bu 1 milyar dolarlık pazarda parasını ödediğimiz aldığımız su ne kadar temiz ne kadar kaliteli. Ortaya çıkan bazı haberler sıkıntı yarattı bazı suların özellikle Ankara’da satılan suların mikrobiyoloji açısından sıkıntılı olduğu söylendi. Bunu konuşacağız ama hemen belirtelim biz neredeyiz. İstanbul’da bir fabrikadayız. İstanbul büyükşehir belediyesinin Hamidiye kaynak suyu fabrikasındayız. Bu su fabrikasından da damacanalar dolarken kısaca bahsedelim buraya gelen sular özellikle damacanalar önce 75 derecelik bir ısı altında steril ediliyor. Daha sonra yine buraya akan kaynak suyu ki 3 kilometre ilerden gelen kaynak suyu sayesinde yıkanıyor temizleniyor partikül filtresinden geçiyor damacanalar ve daha sonra sular doluyor. Gelmeden önce yayınımıza başlamadan önce İstanbul büyükşehir belediyesi Hamidiye kaynak sularının işletmesi bize bu sularla ilgili kimyasal analiz ve detaylı raporlarını da gösterdi. Dolayısıyla güvenle içilebilecek sulardan bahsediyoruz. Biz böyle bir mekandan yayın yapmayı tercih ettik ama konuşacağımız konu içme suyu özellikle damacana konusunda paketlenmiş su konusunda ortaya çıkan sıkıntılar. Evet Ankara’da yapılan bir araştırmadan bahsedelim. Musluktan akan suya alternatif olarak para ödeyerek aldığımız damacana sular ne kadar kaliteli? Acaba onlarda da bir kalitesizlik bir mikrop bir sıkıntı var mı? Ankara’da GATA lojmanları bölgesinde bulunan 400 evde yapılan araştırmaya göre damacana sularının mikrobiyolojik
incelemesi sonucunda, suların yüzde 53.1’inde yani yarısında mikrobik etkenlerin pozitif olduğu açıklanmış. Bu ne demek? Özetleyelim, sağlık araştırmaları sitesinde yer alan bu açıklamaya göre; mikrobiyolojik inceleme sonucunda incelenen damacana sularının yüzde 10’u renk ve bulanıklık açısından uygunsuz çıkmış. Yine yüzde 99’u sülfat, kalsiyum ve potasyum açısından uygunsuz bulunmuş. Suların yüzde 98’i sodyum ve magnezyum açısından, yüzde 94.9’u klor ve yüzde 14.3’ü nitrit açısından uygunsuz çıkmış. Araştırmada; su numunelerinde mikrobiyolojik üremenin ve suların anyon-katyon değerlerinin yüksek olduğu tespit edilmiş. Mikrobiyolojik kirliliğin nedeninin ise pompa temizleme işlemine gereken önemin verilmemesinden kaynaklandığı da ifade ediliyor. Oysa haftada 1
klorlu suyla temizlenecek pompanın en azından pompa kirliliğini yok edeceğini söyleyebiliriz. Araştırma; sadece satıcılar değil kullanıcıların da kullanım hatalarından dolayı suları sıhhi bir şekilde soframıza masamıza getirmediği ortaya koyuyor. Peki 1 milyar dolarlık bir pazardan bahsetmiştik. Önce harcadığımız parayla neler alıyoruz nelere ne kadar para ödüyoruz su konusunda onu görelim daha sonra konuklarımızla bu konuyu konuşacağız.

-Türkiye'de ambalajlı su tüketimi yıllık 8 milyar litre civarında. Bu tüketimin % 80’lik kısmını damacanayla su satışı oluşturuyor. Kişi başına düşen damacana ve paketlenmiş su tüketimi ise yıllık ortalama 93 litre olarak hesaplanıyor. Türkiye'de ambalajlı su sektöründe ruhsatlı olarak faaliyet gösteren 200'den fazla firma var. Bu firmaların 170 kadarı damacana segmentinde üretim yapıyor. İlk üretimin 1997'de başladığı sektör yılda ortalama yüzde 10 oranında büyüme göstermekte. Sektörün iç piyasa büyüklüğü 1 milyar dolar civarında.

Celal Pir: Buradaki soru şu; milyar dolarlık pazarda paramızla rezil mi oluyoruz? Ya da gerekli sıhhi şartların sağlanamaması yüzünden damacanalardan içtiğimiz su yeterince ya da önemsediğimiz kadarıyla sıhhi değil mi? Konuklarımız var bunu konuşacağız. Ankara'dan yayınımıza Sağlık Bakanlığı Çevre Sağlığı Dairesi Başkanı Doktor sayın Hüseyin Uludağ katılacak. Ayrıca telefon bağlantısıyla yayınımıza Gıda Güvenliği Derneği Başkanı sayın Samim Saner’de katılacak. İzlinizle hemen Ankara’ya dönelim doktor Hüseyin Uludağ Ankara’da. Sayın Uludağ hoşgeldiniz. Hemen soralım araştırma sonuçlarına göre Ankara’da yapıldığı için daha net konuşabiliriz. Damacana suların örneklerinin yüzde 90’ından fazlasında sülfat, klor, sodyum gibi kimyasallar değerlerin üstünde değerler tespit edilmiş. Damacana sular ne kadar temiz ve ne kadar güvenle kullanabiliriz?Buyurunuz efendim.

Hüseyin Uludağ: Celal bey teşekkür ediyorum öncelikle bu konuda göstermiş olduğunu hassasiyet dolayısıyla sizi tebrik ediyorum. Su insanın ihtiyacı olarak vazgeçilmez bir unsur. Ortalama günlük olarak bir buçuk ila iki litre bir insan su tüketmek zorunda. Bu yaşamımız için vazgeçilmez bir unsur. İçme kullanma suları yanında halkımızın son yıllarda özellikle giderek talebin artmış olduğu ambalajlı sular sağlık bakanlığımızca ruhsatlandırılmakta. Şu anda ülke genelinde 51 ilimizde 247 adet ambalajlı su tesisi bakanlığımız tarafından ruhsatlandırılmış. Bunlardan 199 tanesi kaynak suları 12 tanesi içme suları 36 tanesi de mineralli sular olarak ruhsatlandırılmış durumda. Bu suların 203 tanesinde de 189 tanesi kaynak suyu 7 tanesi içme suyu ve 7 tanesi de doğal mineralli su olmak üzere toplam 203 işletme aynı zamanda damacana suyu üretmekte. Bu ne demek bu tesisler bizden ruhsatlarını alırken imla şekillerini yani 500 cclik 300 cclik 150 cclik 1 litrelik bir buçuk litrelik veya damacana şeklinde bizden izin isterler bizde yerinde bunların kapasitelerini kontrol ederiz ve bu şekilde izin veririz. Dolayısıyla 247 tesisimizin 203 tanesi şu anda damacana suyu üretmekte. Bu tesislerine daha henüz tesis izni aşamasında tarafımızdan tesis izni ruhsatı veriliyor. Bu tesis izni ruhsatını vermememiz için su kaynağını bulan vatandaşımız il sağlık müdürlüklerimize müracaat ediyor ve bu tesisi kırmak istediğini bildiriyor. Biz sağlık müdürlüğü elemanlarımızca suyun kaynağından numuneler aldırıyoruz ve bunların fiziksel kimyasal mikrobiyolojik ve radyoaktivite yönünden analizleri yapılıyor. Bu analizler 2005 yılında yayınlanan insani tüketim amaçlı sular yönetmeliğimize göre ki bu yönetmeliğimiz Avrupa Birliği standartlarına göre uyumlaştırılmış olarak çıkartılmıştır 2005 yılında. Buradaki parametreleri sağlıyor ise bu işletmeye tesis izni veriyoruz. Daha sonra işletme yapımı tamamladıktan ve bütün tesisatını fabrikasını kurduktan sonra tekrar bize müracaat ediyor ve bu müracaatında da imla hanesine yani suyun dolum yapıldığı yerden tekrar numuneler aldırıyoruz ve bu numunelerinde analizleri bütün fiziksel kimyasal mikrobiyolojik ve radyoaktivite analizleri normal çıktığı taktirde bu işletmeye üretim izni veriyoruz. Üretim iznini verirken de mutlaka bu fabrikalarda işletmelerde laboratuar kurulmasını da şart koşuyoruz.

Celal Pir: Bir şey soracağım. Yani hem denetimden bahsedelim 203 tane damacana su üreten işletme olduğuna göre tabi herkes böyle güzel bir fabrika ya da böyle donanımla fabrikaya sahip mi değil mi bilmiyorum ama burada gördüğüm kadarıyla bir sürü işlem var çok ağır işlem var burada. Dolayısıyla fabrikalar nasıl denetleniyor? Bunların özel kamyonlarla ya da özel araçlarla taşınması gerekiyor başka kimyasal doldurulmuş başka kimyasalla kirlenmiş araçlarla taşınmaması gerekiyor bunlara dikkat ediliyor mu? Eğer ediliyorsa o zaman bu damacanalardaki araştırma sonuçları ne demek onu izah etmeliyiz izleyenlerimize buyurun efendim.

Hüseyin Uludağ: Bir tesis işletmeye geçtikten sonra bir laboratuar var bünyesinde ve bu laboratuarda çalışan yetkili bir personel var. Dolayısıyla günlük olarak üretilen her seri su üretiminden numuneler alınmakta ve bunların analizleri yapılmakta. Bu analizlerde suyun renk koku gibi parametreleriyle mikrobiyolojik işte koliform bakteri nitrit nitrat ve amonyağa bakılmakta ve bunlar kayıt altına alınmakta. Günlük olarak bu analizlerin dışında 3 ayda bir il sağlık müdürlüğümüzce bütün tesisler yeridne kontrol edilmekte numuneler alınmakta ve suların analizi yapılmakta. Tabi bu 3 aylık denetimlerde normal numune alımının yanında tesisin kurallara uygun olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve istenilen personelin çalıştırılıp çalıştırılmadığı işte bu suların damacanaların mesela yıkanması 75 derecede yapılması gerekiyor bu ısıya dikkat edilip edilmediği veya el değmeden doldurulup doldurulmadığı şeklinde bütün safhalar kontrol edilmekte bir rapor halinde bakanlığımıza bildirilmekte. Aynı zamanda bakanlığımızca da görevlendirdiğimiz personelimizce yılda 1 defa en az olmak üzere tesisler tarafımızdan kontrol edilmekte. Yapılan 3 aylık illerimizin yapmış olduğu 3 aylık denetimlerde yerinde yapılıp yapılmadığı hususunda denetlenmekte. Bu denetimlerin dışında bir kontrol ve denetim izleme parametreleri var. Bir su üretim tesisi günlük olarak 10 metreküpten az su üretiyorsa yılda bir defa denetim ve kontrol izlemesi yaptırması lazım. 60 metreküpten fazla mesela su üretiyorsa günlük olarak günde bir defa yılda bir defa kontrol izlemesi 12 defa kontrol izlemesi yaptırması gerekiyor. Ancak 60 metreküpün üzerinde her 100 metreküp içinde bir tane denetim izlemesinin ilave edilmesi gerekiyor. bunlar ne manaya geliyor kontrol izlemesinde 12 parametreye baktırıyoruz biz mikrobiyolojik ve fiziksel parametreler bunlar. Denetim izlemesinde ise 36 parametreye baktırıyoruz ayrıca. Bu 36 parametrenin içinde bütün kimyasal parametrelerde var. Dolayısıyla su tesisi hakikatten üretime geçtiği andan itibaren hem bakanlığımızca hem çil sağlık müdürlüğümüzce en önemlisi de üretim tesisi kendisi bizzat günlük olarak üretimlerinden numune alarak üretimlerinden numune alarak bunların analizlerini yaptırmakta bu şekilde denetimlerimiz devam etmekte.

Celal Pir: Doktor Uludağ araya gireceğim gene telefon hattımızda da bir isim var Gıda Güvenliği Derneği Başkanı sayın Samim bey kendisi de bizi bekliyor ona da bir pencere açalım sonra tekrar size döneceğim. Samim bey hoşgeldiniz efendim Yakın Plan’a. İçtiğimiz damacana sularının pek çoğunun Ankara’dan bahsediyoruz pek sağlıklı olmadığı ortada kondu. Güvenli olup olmadığını nasıl anlayacağız? Tabi tüketici bu suları alırken neye dikkat edecek sağlıklı olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Ve bu konuda sivil toplum örgütlerinin yaptırımları yada gücü nedir? Bunu da konuşalım kısaca lütfen.

Samim Saner: Merhabalar. Şimdi konuyla ilgili bir araştırma raporu var o rapordan edindiğimiz bilgiye göre Ankara GATA menşeli bir rapor bu. Burada tam anlaşılmıyor acaba bu suların mikrobiyal yükleri yani mikroplar açsından kirli olup olmadığı acaba pompadan alınana bardak su içinden yoksa açılmamış ambalajlarla alakalı bir rapor mudur? Dolayısıyla bu ikisi de farklı konuya işaret etmektedir. Eğer açılmamış ambalajdan alınan bir su numunesi mikrobiyolojik açıdan kirliyse bu çok ciddi bir konudur ve üretiminde bir hijyenik eksikliği göstermektedir ve gerçekten üzeriden durulmalıdır. Ama bu öyle değil de eğer pompadan alınan suyun kirli olduğu şeklinde bir durumsa o zaman o pompa malzemesi evde hijyenik açıdan temiz tutulmamıştır kirli tutulmuştur buna işaret etmektedir. Ve ikisinde mücadele yöntemi farklı olmalıdır. Bir defa her şeyden önce bunu söylemek isterim. Ve baktığımız vakit ne yazık ki biz Türkiye'de Türk evlerinde kendi hayatımız günlük hayatımız içinde hijyene ve gıda güvenliğine ne yazık ki çok fazla önem vermediğimizi görüyoruz. Bu tuvalet alışkanlıklarımızdan tutunda ülkemizdeki çok yoğun sayıdaki bulaşıcı sarılık vakalarının yüksekliğine varana kadar çok çeşitli noktalarda karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla bir defa her şeyden önce bunun bir altınız çizmek ve tam olarak sorunu teşhis etmek lazım diye düşünüyorum. Ama onunla birlikte tabiki bu damacana suyu olayıyla ilgili tüketiciye vermemiz gereken temel mesaj şu; tüketicinin muhakkak suretle nereden ve ne markalı suyu aldığına dikkat etmesi gerekiyor ve bu suyun gerçekten sağlık bakanlığının bir izni ile üretilip üretilmediğini kontrol etmesi ve ağzının da gerçekten hakkıyla kapatıldığını görmesi ve kontrol etmesi gerekiyor. En basitinden yapacağı şeyler bunlar. Çünkü onun dışındaki mikrobiyolojik kirlilik veya kimyasal kirlilik tüketicinin tatmak suretiyle veya bakmak suretiyle hiç bir şekilde anlayacağı bir özellik değildir.

Celal Pir: Peki izlinizle ben tekrar doktor Uludağ’a döneceğim son cümle olarak doktor Uludağ şimdi ortada bir araştırma var Samim beyde çok net söyledi bu araştırmayla ilgili olarak çok net açıklanmış bire bir veriler ortada yok. Ama bir şüphe var hepimizin içinde bir şüphe doğdu. Şimdi ne söyleyebilirsiniz Ankara’daki damacana sularıyla ilgili yapılan araştırmanın onucu itibariyle? Ve izleyenlerimize gönül rahatlığıyla bu suları kullanabilmeleri için ne tavsiye edersiniz kısaca sizden rica edelim efendim buyurun.

Hüseyin Uludağ: Samim bey gerçekten doğru bir konuya parmak bastı. Bu yapılan araştırma bu araştırmayı yapan Doçent Doktor Ömer Faruk Tekbaş hocamıza da ben konuyu detaylarıyla görüştüm. Yapılan araştırma damacanalar açılmamış damacanalar üzerinde yapılmamış bizatihi evde kullanılmakta olan damacanalar da ve pompa takılı olarak su numuneleri pompa çıkışından alınmış. Dolayısıyla yine araştırmanın detayını incelediğimizde aşağı yukarı kullanıcıların yüzde 50’sinin bu pompaları hiç değiştirmedikleri yüzde 15’inin hiç temizlemedikleri şeklinde de bir veri var. Hocamla detaylıca konuyu görüştüğümüzde pompalar eğer değiştirilmezse bunlarda bir kaç gün geçtikten sonra yavaş yavaş kirlilik belirtileri görülmeye başlıyor bizatihi kendimde kontrol ettim bir hafta sonra ufak ufak siyah noktalar oluşmaya başlıyor bu gün geçtikçe değiştirilmediği veya temizlenmediği taktirde bir film tabakasına dönüşmekte ve her pompalama da havadaki gözle görememiş olduğumuz tozları almakta çıkan suya karıştırmakta veya bir kısmını da damacanadaki suya karıştırmakta. Ve çıkan su da film tabakasından geçtiği için sürekli olarak o film tabakasındaki gerek mikrobiyolojik gerekse kimyasal artıkları içine alarak tüketimini o şekilde sağlamaktadır. Dolayısıyla bu konuda dikkat edilmesi gereken husus evlerimizde kullandığımı pompaların mutlaka her damacana değişiminde mutlaka yıkanması gerekiyor. Ve haftada bir de kendimiz evimizde basitçe hazırlayabileceğimiz şekilde bir çamaşır suyundan saf olarak kullanılan çamaşır sularından 5 damla bir litreye damlatarak bu suda pompaları yıkanması ve ondan sonra durulandıktan sonra tekrar damacanaya takılması gerekiyor. Aynı şekilde her 50 damacanadan sonra bu pompaların değiştirilmesinde fayda var. Aşağı yukarı günlük olarak hafta da bir damacana tüketen bir evde bu yılda bir defa pompanın değiştirilmesi demek. Ama daha sık kullanılan yerlerde de 50 damacanada bir bu pompaların değiştirilmesi gerekiyor.

Celal Pir: Çok güzel ifade ettiniz bir şey soracağım bu tüketici tarafında yapılanlar siz garanti ediyor musunuz ki o 203 tane şirketin şişelerinin içinde hakikatten sıhhatli su vardır yani bu yönde bir araştırma yaptığınızda siz bir sonuç elde ettiniz mi?

Hüseyin Uludağ: Biz bugüne kadar yapmış olduğumuz denetimlerde iki tane firmada ek kaynak ilavesi tespit ettik o firmalarında zaten ruhsatlarını iptal ettik. Bunun dışında bugüne kadar yapmış olduğumuz denetimlerde illerimizin yapmış olduğu denetimlerde bu sular güvenli olarak içilebilir herhangi bir problem tespit edilmemiştir bugüne kadar.

Celal Pir: Çok teşekkür ediyorum yayınımıza katıldığınız için. Aslına bakarsanız değerli izleyenler çok açık ve net söyleyelim biz burada İstanbul’da İstanbul büyükşehir belediyesinin Hamidiye kaynak suları şişeleme tesisindeyiz. Burada hakikatten el değmeden kaynağından gelen su bir çok işlemden geçekten sonra sadece su değil tabi damacanalarda 75 derecede yıkandıktan sonra partiküllerle temizlendikten sonra su şişeleniyor ve ağızları otomatik olarak mühürleniyor. Bundan sonra bir başka zincir devreye giriyor. O zincirde bu suyun tüketiciye iletilmesi zinciri burada da hassasiyet göstermek gerekiyor ama bu da yetmiyor. Kullanmadan önce tüketiciler olarak bizimde yapmamış gereken hassasiyetler var. Tüm bunları üst üste koyarsak paramızın karşılığı suyu en azından kullanılabilir hale geliyor. Koymazsak ne olur o zaman araştırmanın sonuçlarıyla karşı karşıya kalırız ki bu da hepimizi rahatsız eden bir olgu olur. Burada suç kimin onun kararını siz verin. Ama ortaya çıkan tablo içinde dikkat etmemiz gerektiği de çok net ve açık. Hoşçakalın efendim.


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları