|
|
Açıklanan ön programda Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durum yalın bir dille ortaya kondu. Ekonominin geldiği noktada Şubat krizini yaşamamızın kaçınılmaz olduğunu bir kere daha anladık. Hiçbir bütçe yıllık gelirinin yüzde 95ini faiz olarak ödeyerek yaşayamaz. Malesef gelinen nokta budur ve durumun düzeltilmesi artık kısa vadeli popülist uygulamalarla mümkün değildir. Türkiyeden kaçarcasına yurt dışına çıkan sermaye işte bu öngörüyle hareket etmiştir. Finansal piyasaların kilitlenmesine yol açan kamu bankalarının likidite sorunu da 1992 yılından sonra oluşmaya başlayan görev zararları ile doruğa tırmanmıştır. Bu dönemde kamu bankalarını Hazine ile eş tutan tüm siyasi oluşumlar yaşanan sıkıntıların hazırlayıcısıdır. Dolayısıyla hiçbir siyasi parti liderinin diğerine muhalefet etme hakkıda kalmamıştır. HEDEF: FAİZ DIŞI KAMU DENGESİ ! Şimdi, tıkanan siyaset ve çarpıklaşan politika Sayın Kemal Derviş ile yeni bir yön arayışına girdi. Program öncelikle sıkı bir bütçe uygulaması ile faiz dışı fazla yaratmayı hedefliyor. Yani kamu gelirleri artarken, giderler ciddi ölçüde kısılacak. Gelir yaratan bir bütçe oluşacak. Oluşacak ki faiz yükümlülükleri karşılanabilsin. Bütçede sıkı bir kontrol sağlanması için de yapısal reform denen yasalarla desteklenmesi zaruri. Ekonominin rekabetçi ve verimli hale gelmesi için siyasi kirlilikten arınması gerekiyor. Tütün alıp yakan bir hükümet politikası 21. yüzyılda out. Yapısal reformlar programın teminatı olarak kabul ediliyor. Bu teminata göre dış destek şekillenecek. Güven tekrar oluşacak. DIŞ KAYNAK VE SERMAYE HAREKETLERİ Uluslararası Para Fonu (IMF) Nisan sonunda programa desteğini büyük olasılıkla açıklayacak. Dünya Bankası ve gelişmekte olan ülkelerin (G7) desteği de yine bu tarihlerde şekillenecek. Program açıklanırken tahmini olarak değinilen 10-12 milyar dolar dış destek daha önce programlanan kredilere ek olarak kullanılacak. Programın icraatında istenilen liranın değerinin korunması ve lira cinsinden borçlanabilmek. Kur dengesinin yerine oturması ile sıcak paranın kara yönelik pozisyonları da sermaye hareketi olarak sisteme girebilir. Haziran ayının yüklü iç borç geri ödemeleri ve ihale gereksinimi düşünülürse uluslararası piyasalarda işlem gören Türk eurobondları ve devlet iç borçlanma senetleri Haziran ayından itibaren programın icraat başarısına göre talep görmeye başlayabilir. BANKALAR YENİDEN YAPILANIYOR Kamu bankaları kadar özel bankaların da yeniden yapılanması gerekiyor. Finansal sistemi iyi çalışmayan bir ekonominin rekabetçi ve verimli hale gelmesi mümkün değil. Üreticinin ve ihracatçının finansal ihtiyaçları ne kadar çabuk ve ucuz karşılanırsa verimlilik o oranda artar. Programın başarı kriterlerinden biri de özkaynak yeterliliği ve aktif büyüklüğü ile Türkiye ekonomisine yakışan bir finansal sektörü yeniden inşaa etmek olacak. Bu cephenin en büyük avantajı, eğitimli ve tecrübeli iş gücüne sahip olması. Dezavantajı özkaynak yetersizliği. Programın uygulamasında Türkiyeye olan güven arttıkça yabancı sermayenin direk yatırımlarla bu pazara girmesi kaçınılmaz olacak. KUR Dalgalı kur uygulaması ile Merkez Bankasının liranın kontrolünden çekilmesi lira/dolar paritesini 680,000 den 1,300,000 seviyesine kadar yükselti. Piyasada döviz satıcısının olmaması ve alıcıların ısrarı bu seviyeye gelinmesinde büyük rol oynadı. Aşırı talebe karşın Merkez Bankası geri planda bekledi. Piyasada kur kendi dengesini sağlamaya çalışıyor. Gözlenen 1,300,000 lira/dolar da alıcı yerine satıcıların görüldüğü. Dış kaynak ve programın uygulanmasına artan güvenle piyasada daha da satıcı olabilir. Yatırımcı liraya dönüp yüksek faizle devlet iç borçlanma senetleri almayı tercih edebilir. Bu hareketlilik lira/dolar paritesininde dengeyi daha aşağı taşır. FAİZ Programın uygulamasında döviz yerine lira ile borçlanmak ve liranın güçlenmesi amaçlanıyor. Liranın özendirilmesi için yüksek reel faiz ve kurda istikrar aranacaktır. Hazine bonolarında bireysel yatırımcı hedefleniyor. Bonolardaki bireyler için beyan usulü vergi de kaldırılarak bono yatırımı cazip hale getirilmeye çalışılıyor. 17 Nisan ve 24 Nisan ihaleleri bu çerçeve içinde değerlendirilecek. En son 10 Nisanda yapılan altı aylık bono satışında faiz yıllık bileşik yüzde 148 olmuştu. 17 Nisan sekiz aylık bono ihalesi öncesinde yüzde 130a kadar geriledi. Bono faizleri düşmeye devam ediyor. Kurlardaki denge kadar faizlerin dengesinde oluşmaya başladı. Ancak Mayıs ve Haziran aylarında Hazine sırasıyla 6 ve 9 katrilyon lira faiz ve anapara geri ödemesi yapacak. Bu geri ödemelerin yeniden borçlanması zor göründüğü için Hazinenin borç ertelemesine gidebileceğini düşünen yatırımcılar bonolara talep yaratmıyordu. Dengelerin yeniden kurulmasıyla bu beklenti kaybolursa dövizden bonoya para kayabilir. Bononun cazibesi yüksek reel faizler olacaktır. BORSA Şirket karlarının eridiği bir üç ay geçirdik. Ekonomideki daralma ikinci üç ayda da karları olumsuz etkiliyor. İlk çeyrek şirket bilançoları yatırımcılar süpriz getirmeyecek. Bilanço beklentileri olumsuz. Unutmamak gerekirki borsada oluşan fiyatlar geleceği satın alır. Bu sene şirket karlılıları yatırımcıyı cezbetmiyor. Çekici olan şirketlerin piyasa değerlerinin krizin etkisiyle çok düşmüş olması. Liranın güven vermeye başladığı bir ortamda borsada hisse senetlerine yönelecek talep kısa vadede bu değer boşluğunu doldurmak olacaktır. Programın ikinci safhasında Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyümeyi tekrar sağlayacağına olan inanç borsada yükselen trendi başlatabilir. Borsanın bu günlerdeki yükselişini bir düzeltme olarak algılamak daha anlamlı. Eğer programın işleyişine olan inancınız kuvvetliyse, bu günkü değerlerden hisse senedi satın almış olmak tatlı bir anı olarak diğer nesillere anlatılacak. Çünkü programın içeriği yepyeni bir Türkiye için umut vaad ediyor. | ||||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||