Home page
Haber Menüsü


 
İstifanın önündeki engel ‘Sezer’miş
 
Türkiye’ye ard arda iki kriz yaşatan hükümetin, istifa etmemesine Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in neden olduğu belirtiliyor. Bu görüşün sahipleri de hükümet çevreleri.
 
Şükrü Küçükşahin
NTV-MSNBC
 
13 Nisan—  Türkiye’ye ard arda iki kriz yaşatan hükümetin, istifa etmemesine Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in neden olduğu belirtiliyor. Bu görüşün sahipleri de hükümet çevreleri. Onlara göre, Sezer’in tutumuyla ilgili belirsizlik, hükümette revizyonu da önlüyor.

   
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Onlara göre Sezer’in, hareket tarzı, şu tehlikeyi (!) içerebilir: Başbakan Bülent Ecevit, istifasını sunduğunda, Sezer, görevi kendisine yeniden vermez. Görev, hükümet kurmada başarı sağlayamayacak bir lidere verir. Sezer, bu liderin kuracağı hükümete onay da verir. Böylece en az 20 günün geçmesini sağlar. Sezer, liderlerin tümünü de görevlendirme dışında tutar. Teknokrat bir hükümet kuruluşunu sağlamak amacıyla, herhangi bir milletvekilini görevlendirir.
       
TEKNOKRAT HÜKÜMET KURARMIŞ
       Bu hükümet güvenoyu alamasa bile, onu da onaylayarak 25 gün daha geçmesine olanak sağlar.
       Böylece 45 gün geçmesine rağmen güvenoyu alabilmiş bir hükümet kurulmamış olur. Bu durumda Anayasa’nın 116’ıncı maddesi gereği, Cumhurbaşkanı, kendisi tarafından atanacak bakanlardan oluşan, hatta teknokrat denebilecek bir hükümetle ülkeyi üç sonra seçime götürme olanağı yakalamış olur.
       Hükümet çevreleri böylesi bir olasılığı 28 Şubat sürecinde Refahyol’un yıkılışını anımsayarak gündeme getiriyorlar. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, görevi birinci partinin başkanına değil de Mesut Yılmaz’a vermesini dikkate alıyorlar. Aslında hükümet çevreleri her ne kadar bir seçimin krizi daha derinleştireceği varsayımını, birazda haklı olarak, öne sürüyorlarsa da yakın bir tarihte yapılacak olan, seçimde her üç ortağın da büyük kayıpla çıkacağını çok iyi biliyor.
       
SEZER, DEMİREL DEĞİL
       Yoksa, bu çevrelerinin Sezer’in tutumu ile ilgili kafa yormasına gerek yok. Sezer, Demirel gibi bir cumhurbaşkanı değil.
       Göreve geldiğinden beri, Anayasa’ya uygun davranma konusunda en büyük özeni gösteren Sezer’in, istifa halinde de Anayasa’nın gereğini yapacağı kesin. Yani Avrupa Birliği normları ile ilgili tutumu da çok iyi bilenen Sezer’in, Meclis’de yeterli desteği bulamayacak, demokrasiye hiç uymayan, teknokrat bir hükümeti zorlayabileceğini ileri sürmek mümkün değil.
       Hele FP Genel Başkanı Recai Kutan’ın, ister teknokrat, ister milli mutabakat hükümetleri densin, böylesi ara rejim çağrışımı yapan hükümet modellerine karşı olduklarını net bir dille açıklamasından sonra kuşkuya yer kalmamıştır. Yani, hükümetin böylesi gerekçelere sığınmasına gerek yok. Hükümet bu gerekçeleri öne süreceğine, hiç değilse kabinede geniş çaplı bir değişikliğe gitmiş olsaydı, belki de sokaklar sakin olmaya devam ederdi.
       Hatta, küçük bir olasılık ama, yeni bir rüzgar bile söz konusu olabilirdi. Ama, Başbakan Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’nin, “Dış baskılarla bakan değiştirmeyiz” inatlaşmasına girmeleri çok şeyin önünü tıkıyor.
       Oysa, iktidar partilerinin yöneticileri basın toplantılarında bile, yaşanan krizlerin sorumluluğunun sadece iki kişiye mal edilemeyeceğini söylüyorlar. Onlar da krizin siyasi sorumluları olduğunun bilincindeler. Son günlerde, kabine revizyonu yeniden gündeme geldi. Ecevit ve Bahçeli yine direniyor. Oysa bu revizyon kasım krizinden sonra yapılsaydı, belki de şubat krizi yaşanmayacaktı.
       Dileriz aynı inatla Türkiye’ye yeni bir kriz yaşatılmaz, hiç değilse 29 Nisan’da yapılacağı açıklanan DSP kurultayından sonra kabinede revizyona gidilir.
       
ÖLÜME GÖZCÜ OLUYORUZ
       Cezaevlerinde ölüm orucuna girenler arasında 7’si yaşamını kaybetti. Ekonomik kriz bu ölümleri gölgede bırakıyor.
       Bu insanların görüşlerini hiç, ama hiç benimsemesek de örgütlerin etki alanından çıkamayan bu insanların, ölüme gitmesi, hiç kimseye yarar getirmez. Sadece örgüt yöneticilerine daha çok güç verir, onların ailelerini toplumla kavgalı hale sokar. Türkiye bu ölümlerle inatlaşmaktan vazgeçmeli. Ölümü teşvik eden herkesi, kurumu, örgütü aklı selim davranmaya zorlamalı.
       
DERVİŞ’TEN ÖZÜR
       Bir önceki yazımda, Devlet Bakanı Kemal Derviş’le İLGİLİ, siyaset kulislerinde, gerçekten, sık sık konuşulan bazı senaryoları aktardım. Ancak, gelen bazı tepkilerden amacımı yeterince aktaramadığımı anladım.
       Derviş’i belli bir görevle Türkiye’ye gönderilmiş kişi gibi göstermenin veya bunu dile getirmenin, senaryo dahi olsa, şık olmadığını kabul ediyorum. Hem kendisinden, hem de yazıyı okuyanlardan özür dilerim.
 
       
    TOP5 Bankaların kara tahtaları siliniyor  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları