Home page
Haber Menüsü



Yeni Hayat
 
 
Tom Hanks ile söyleşi  
“Yeni Hayat / Cast Away” filminin oyuncusu Tom Hanks ile çekimler ve Hollywood’da aktör olmanın zorlukları üzerine...  
   
 
    25 Şubat —  Oscar’lı oyuncu Tom Hanks, bu hafta “Yeni Hayat / Cast Away” ile gündemde. Fed-Ex çalışanı Chuck Noland rolüyle Altın Küre’yi evine götüren Hanks, En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ının da iddialı isimlerinden.  

   
 
       
    MSNBC News Yeni Hayat
MSNBC News Filmler, sinemalar, seanslar
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Artık anlatmak istediğiniz öykülere sahip filmleri seçme ve oynama noktasına geldiniz. Peki, ‘Cast Away’de anlatmayı istediğiniz türde bir öykü var mı?
       
       “Bu projenin en çok hangi yönünü beğendiğimi söyleyeyim mi? Bir gün Bob (Zemeckis) bana geldi ve aynen şöyle dedi: ‘Bir film yapacağız. Bu filmin ilk yarısını çektikten sonra bir yıl kadar ara vereceğiz. Ara verdiğimiz süre içinde başka projelerde çalıştıktan sonra yeniden filme dönüp kalan kısmını çekeceğiz. İnsanlar aklımızı oynattığımızı düşünecek ama bu şekilde bir film çekebiliriz.’ Fox’un projeyi onaylamasından sonra da düşüncesi değişmedi ve filmi bu yöntemle çekmekte ısrar etti.”
       
       Filmin ilk sahneleri için epeyce kilo aldınız.Sonra da son sahneleri için bu kiloları vermek zorunda kaldınız. Bunu başarabilmek için psikolojik açıdan hazırlanmanız gerekti mi?
       
       “Bunu yapabilmeyi gerçekten çok istiyordum. Hem doğal açıdan hem de yapay açıdan balon gibi şiştim. Başlangıçta eğlenceli geliyor ama bir süre sonra psikolojik yönden etkilendiğinizi görüyorsunuz. Düşünebiliyor musunuz, birkaç ay önce şu anki kilomdan en az 30 kilo fazlaydım.”
Tom Hanks, filmin ilk yarısı için yaklaşık 120 kiloya ulaştı
Tom Hanks
       
       Kaç kiloya kadar çıktınız?
       
       “120’yi aştı. Filmde giydiğim kırmızı kazaklı bir resmim var. Ona bakıyorum da, Lenin’in mezarı kadar iri olduğumu görüyorum. Bir daha o kadar kilolu olmayı asla istemem.”
       
       Peki 30 kilo birden vermeyi nasıl başardınız?
       
       “Çok sert ve acımasız bir çalışma temposuyla... Philadelphia’da sürekli aynı kişiyle çalıştım. Uygulamam gereken programı önüme koydu ve kanımın son damlasına kadar bu programa uymamı söyledi. Başlangıçta 400-500 kalori yakıyordum. Sonradan bu rakam 1000’e, en sonunda 1400’e kadar çıktı. 1 buçuk saatten fazla asla çalışmıyordum ama bu tempo haftada 6 gün aralıksız devam ediyordu. Tabii bir de yediklerime dikkat ediyordum.”
       
       Bu arada yemeklerinizi ailenizle yiyordunuz, değil mi?
Tom Hanks

Hanks, filmn ikinci yarısı için sıkı bir rejim uyguladı
       
       Evet. Aslına bakarsanız ortada komik bir tablo vardı. İnsanların benim için üzüldüğünü görüyordum. Ancak her istediğimi de yiyebiliyordum. Çünkü siz yedikleriniz konusunda özenli davranınca metabolizmanız da daha çok yakabiliyor. İnanır mısınız, bu rejime başladıktan bir süre sonra çikolatalı kek gördüğümde canım istemez oldu. Çünkü yedikten 36 saat sonra müthiş rahatsızlık vermeye başlıyordu.”
       
       Bakın, buna inanabilirim.
       
       “O süreçte başıma birkaç kötü olay da geldi tabii. Bunlardan birisi de mikrobik bir enfeksiyondu.”
       
       Oscar töreni öncesinde hastaneye kaldırılmanızın sebebi o muydu?
       
       “Evet. Hastaneye yatmamak için çok çabaladım ve ‘Bakın, şaka yapıyor olmalısınız. Bu gece Oscar töreni var. Bu mesleğin en keyifli yanı Oscar törenine gitmektir’ dedim ama derdimi kimseye anlatamadım. Karşılık olarak ‘Bu gece seni alıkoymak zorundayız. Sonra nereye istersen gidersin’ dediler.”
       
       Biraz da meslektaşlarınızın dedikodusunu yapalım. En iyi senaryolarda oynamak ya da en iyi yönetmenlerle çalışmak için diğer aktörlere karşı yarıştığınızı hissediyor musunuz?
‘Şöyle bir senaryo yazıldığını duydum. Ona önce ben bakayım’ diyecek pozisyonda olmanız hiç doğru değil. Böyle bir şeyi asla yapmam.
TOM HANKS
       
       “Hayır. Çok ender olarak belki ama genelde hayır... Çünkü bu tür işleri alabilmenin belli yolları vardır. Yani kalkıp da ‘Şöyle bir senaryo yazıldığını duydum. Ona önce ben bakayım’ diyecek pozisyonda olmanız hiç doğru değil. Böyle bir şeyi asla yapmam. Bazı tekliflere hayır diyebilmek ise kimi zaman zordur. Tüm ülkenin dikkatini çekecek bir film yapılacaktır ve o filmin içinde sizin tanıdığınız harika insanlar görev alacaktır. Böyel durumlarda hayır demek gerçekten çok zor olur.”
       
       Böyle söylüyorsunuz ama Cameron Crowe’un özellikle sizin oynamanız için yazdığı ‘Jerry Maguire’ için ne diyeceksiniz?
       
       “Hiç düşünmeden o filmin büyük bir film olduğunu söyleyebilirim. Oynamış olsaydım büyük keyif alacaktım. Ancak o aralar ‘That Thing You Do!’yu yapıyordum. O filmle o kadar meşguldüm ki, kesin olarak evet ya da hayır diyecek durumum bile olmadı. Bunun üzerine onlar ‘Jerry Maguire’i yaptılar ve büyük bir film oldu. Bu elbette çok can sıkıcı bir durum... Öyle bir filmde oynamak son derece keyifli olacaktı. Ancak asıl içimden geçen nedir biliyor musunuz? Bugüne kadar örneğin ‘Batman’ filmlerindeki kötü adamı oynamak için hiç teklif almadım. Düşünebiliyor musunuz, bir filmde kötü adamı oynamak ne kadar eğlenceli olabilirdi. Bugüne kadar teklif etmeye bile gerek görmediler.”
       
       Bence, eğer Batman’ın kendisini oynamak isteseydiniz kesin teklif gelirdi?
       
       “Sanırım bu konuda anlaştık.”
       
       Şimdiye kadar oynamayı çok istediğiniz halde o şansı yakalayamadığınız, elinden kaçırdığınız bir proje oldu mu?
Tom Hanks'in karısı rolünde Helen Hunt'ı izliyoruz
Tom Hanks ve Helen Hunt        
       “Bu konuda kimseyi kızdırmak istemem ama böyle bir film var. ‘Haberci / Postman’ ile çok yakından ilgilenmiş ve oynamak istemiştim. Çünkü Eric Roth’un yazdığı senaryo müthişti. İtiraf edeyim ki, ‘Forrest Gump’ın da senaryosunu yazan Eric Roth ile hemen anlaştıysam temelinde ‘Haberci’ gibi bir filmin senaryosuna imza atmış olması vardır. Sonuçta o rol Kevin Costner’a aitti. Kevin gerçekten sıkı çalıştı ve iyi bir oyun ortaya koydu ama film fazla iş yapmadı. Oysa çok ilginç bir teması vardı.”
       
       Belirli bir başarı düzeyini yakaladıktan sonra bütün medyanın ve seyircinin o sanatçıya düşman olmaya hazır olduğu söylenir. Siz de bu görüşte misiniz?
       
       “Kesinlikle öyle. Çıkıştayken de inişteyken de medya sürekli peşimizdedir.”
       
       Tahminime göre ikinci kez Oscar ödülü aldıktan sonra hedef konumuna gelebiliyorsunuz.
       
       “Olayın doğası böyle... Çünkü başarınız karşısında sizi kıskananların sayısı artar. Deyim yerindeyse başarınız karşısında hasta olurlar. Bu durumda da bir süre için geri çekilmek zorunda kalırsınız. Gözlerden uzak bir konuma gelirsiniz ve hiçbir şey yapmazsınız. Evet, bu çok doğal. Size bir örnek vereyim. Clint Eastwood ile Kevin Costner’ın oynadığı bir filmi gördünüz mü?”
       
       ’A Perfect World’ü mü söylüyorsunuz?
       
       “Bence “A Perfect World’ kusursuz bir filmdi. Büyük, çok büyük bir film... Ancak öyle bir an geldi ki, herkes, özellikle de medya o filmi kıyasıya eleştirmeye başladı. Kevin Costner’ın ‘Dances With the Wolves’ ve ‘JFK’daki başarısından uzak olduğu, Clint’in de ‘Unforgiven’ ile Oscar alması nedeniyle o filmde oynadığı yazıldı. Kısacası filmden hoşlanmadılar ama sebebi buydu.”
       
       Benim düşünceme göre o filmin yönetmeniyle starı birbirleriyle hiç anlaşamadılar. Çünkü ikisi de çok farklı çalışma anlayışlarından geliyordu.
       
       “Evet ama böyle durumlar her zaman olabilir. Bir zamanlar Vivien Leigh’in de ‘Gone With the Wind’in yönetmeniyle geçinemediğini unutmayın.”
       
       Film başına 20 milyon dolar aldığınız için sizi eleştirenlere nasıl karşılık veriyorsunuz?
Kimi zaman öyle anlar geliyor ki, ben bile bu kadar çok para aldığıma inanamıyorum. Ancak bu kadar çok para teklif edilmesi karşısında ne yapabilirim ki?
TOM HANKS
       
       “Gerçekten gülünç buluyorum. Kimi zaman öyle anlar geliyor ki, ben bile bu kadar çok para aldığıma inanamıyorum. Ancak bu kadar çok para teklif edilmesi karşısında ne yapabilirim ki? Ben daha az para alayım da Rupert Murdoch daha fazla mı servet yapsın yani?”
       
       Kendinizi Hollywood’da istediğiniz herşeyi yaptırabilecek güç odağı görüyor musunuz?
       
       “Bir dereceye kadar evet ama artık tam anlamıyla güçlü olmak gibi bir kavram kalmadı. Çünkü büyük şirketler artık kontrolü elde tutuyorlar ve benim gibileri ezip yok etmeleri o kadar kolay ki, global ticaretin çarkları arasında kolayca ezilebilecek bir karıncadan farkım yok.”
       
       Son birkaç yıllık süre içinde ‘Apollo 13’ ve ‘Er Ryan’ı Kurtarmak / Saving Private Ryan’ gibi filmlerde olağanüstü şeyler yaparak tarihe geçen farklı kuşaklardan kişilerin portresini çizdiniz. Günümüzde onlara eşdeğer kişilikler bulmak çok mu zor? Bu açıdan bakarak ‘Yeni Hayat / Cast Away’in o iki filmdeki kişiliklere benzer olağandışı bir insanın öyküsnü anlatan bir yapım olduğunu söyleyebilir misiniz?
       
       “Doğru söylüyorsunuz. Bir başka gerçek daha var: Bir insanın öyküsünün film yapılabilmesi için fantastik boyutlarının olması gerekiyor. Doğruluk ve otantiklik de şart ama herşeyden de önce çarpıcı bir kişiliği olmalı... Son zamanlarda izlediğim en ‘cool’ yapımlardan birisi ‘Köstebek / The Insider’dı. Tam anlamıyla çağdaş bir yapım olduğunu düşünüyorum. Ancak itiraf etmek gerekir ki, büyük ekrana uyarlanabilecek düzeyde makro boyutları olan çağdaş öyküleri bulabilmek gerçekten de güç. Bu konuda bir örnek vereyim. ‘Mesajınız Var / You’ve Got A Mail’ gibi çağdaş bir filmi yaparken bile gündemi yakalamakta epeyce zorlandık. Çünkü e-mail tutkusunu konu alan böyle bir filmi hemen yapmadığımız takdirde gündemden uzaklaşmış olabilirdik. Nora Ephron çağdaş kent yaşamını en iyi biçimde anlatıyordu ama o filmi çok çabuk yapmak zorundaydık. Gecikme şansımız hiç yoktu. Çünkü AOL bir anda gündemden düşebilir ve hiç kimsenin dikkat bile etmediği bir kurum haline gelebilirdi. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz sanırım.”
Tom Hanks, zamanla yarışan bir Fed-Ex görevlisi Chuck Noland rolünde
Tom Hanks
       
       Alkışlanmanın ve başarının bu düzeyine varmışken daha da gelişme isteğinizi sürdürmek zor olmuyor mu? Başarıya ulaşmak uğruna terk etmek zorunda kaldığınız şeyler var mı?
       
       “Beş yıl önce kendim için beş yıllık bir plan yaptığımı ve bunun gerçekleşmediğini sanabilirsiniz. Proje bazında bir plandı bu... İnsanın gönlü daima yapmaktan yana oluyor ama kimi zamanlarda öyle anlamsız teklifler alıyorum ki, kendi kendime ‘Bunu yapmamı istediklerine inanamıyorum. O rolü oynamamı istediklerine inanamıyorum’ diye düşünmeden yapamıyorum. Bu duyguyu defalarca hissettim.”
       
       Bütün bu olup bitenler karşısında ne hissediyorsunuz?
       
       “Olaya tamamen ticari açıdan baktığımda durumu anlayabiliyorum. Ancak bazı rolleri oynarken ya da o tür roller için teklif aldığımda çok fazla heyecan duyduğum söylenemez. Dürüstçe söylemek gerekirse ‘Er Ryan’ı Kurtarmak’ta bir askeri canlandırmayı çok heyecan verici bulmamıştım. O teklifi aldığımda bunu yapmamı istemelerine inanamamıştım. Aynı durum ‘Apollo 13’teki Jim Lovell rolünde de oldu. Buna benzer bir çok örnek var ama bizim işimiz bu.. Eğlenmiyoruz burada...”
       
       Çocuklarınızın da sizin yolunuzdan gitmesi karşısında ne hissediyorsunuz?
       
       “Harika bir olay... Bir aktör olmanın ne anlama geldiğini keşfetmelerine de gerek yok. Çünkü karşılarında bir aktörün en iyi örneğini gördüler. Umarım ki bu işin ne kadar zor bir iş olduğunu anlamışlardır. Ne de olsa babalarının ne kadar sıkı çalıştığını gördüler. Küçük yaşlardan itibaren çoğu zaman ‘Babamız nerede?’ diye yakındıklarını biliyorum.”
       
       
    TOP5 38. Rotterdam Film Festivali başladı  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları