Home page
Haber Menüsü


 
Meclis’i çalıştırmak
 
Siyasi sorunlar ve yolsuzlukların bitmek bilmediği ortamda, Meclis tarihinin en büyük sorumluğuyla karşı karşıya. Türkiye, eğer Meclis’e kitlenmişse, iktidarıyla muhalefetiyle tüm partiler bu kitlenmeyi çözmek, Meclis’i birlikte çalıştırmak zorunda.
 
Şükrü Küçükşahin
 
5 Şubat—  İktidarın Meclis’i daha hızlı çalıştırmak amacıyla giriştiği İçtüzük değişikliği, hedeflenin aksine, Meclis tıkandı. Hem de çok acil yasaların çıkması gerektiği bir dönemde. Hepimiz farkındayız ki Meclis, tarihinin en önemli dönemi ve sorumluluğu ile karşı karşıya. Çünkü, Türkiye’de moralleri bozacak her şey yaşanıyor; doğal afetler, ekonomik krizler, terör olayları, mafya suçları, yolsuzluklar, siyasi sorunlar bitmek, tükenmek bilmiyor. İşte bunun için Meclis, tarihinin en önemli sorumluluğu ile karşı karşıya. Ve demokrasilerde sorunların üstesine gidecek en önemli kurumlardan biri, belki de ilki parlamentolardır.

   
 
NTVMSNBC Reklam  
 

 
ÖNCE YUMUŞAMA
       İktidar muhalefet ilişkilerini değerlendirdiğimiz 29 Ocak’daki yazımızda, her iki tarafın da yapması gerekenler olduğunu vurgulamış, uzlaşma üzerinde durmuştuk. Uzlaşmazlıkta ısrar, Meclis’i, tarihinde hiç görülmemiş vahim olaylarla karşı karşıya bıraktı. Kaybeden hem iktidar, hem de muhalefet oldu.
       Bu tür olayların bir daha görülmemesi için, öncelikle iktidarın zaman geçmeden bir şeyler yapması gerek. Başbakan Bülent Ecevit’in, İçtüzük konusundaki katı tutumunu biraz yumuşatan açıklamaları umut verdi. Bunun yanı sıra, Fevzi Şıhanlıoğlu’nun ölümünden sonra, MHP ile DYP arasında yaşanan gerginliğin de bir an önce giderilmesi gerek ve ilk adımın da MHP tarafından atılması herkesin ortak görüşü.
       Bu çerçevede, her ne kadar parti kimliği arka planda kalması gerekse de MHP’li olan Meclis Başkanı Ömer İzgi’nin bugün siyasi partilerin grup başkanvekilleriyle yapacağı toplantı çok önemli. Toplantıda İçtüzük konusunda belirli bir yumuşama sağlanması bekleniyor.
       
İÇE KAPANMA BÜYÜK TEHLİKE
       Böylece, muhalefet-iktidar çelişkisi ülkenin önündeki engel olmaktan çıkıp, gelişmenin, ilerlemenin, güçlenmenin silahı haline gelmeli.
       Çok partili demokratik yaşama geçmemizden bu yana, iktidarda bulunanlar muhalefeti, “Her şeyi engellemekten başka amacı olmayanr”; muhalefet ise iktidarı, “Her şeyi bozan, çalan, çırpan, ülke için hiç doğruları yapmayan” olarak gördü. Artık bu anlayış yerini ‘Her şey Türkiye için’ anlayışına bırakmak zorunda.
       DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’in, Şıhanlıoğlu’nun vefatından sonra düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye büyük bir yalnızlığa itiliyor, içine kapanıyor” dedi. Aslında bu tespit, uzun süredir yaygın bir şeklide dile getiriliyordu. Çiller’in de aynı anlayışa ulaşması olumlu bir ışık.
       Çünkü, her şeyden önce, Türkiye’nin içe kapanması, dıştan soyutlanması en çok merkez partilerinin aleyhine olur; radikal partileri öne çıkarır. Çiller’in çıkışı şu açından da önemli: Bugün, içe kapanmama konusunda başarılı bir performans çizdiği söylenemez. Bunda hükümetin, üç partili bir koalisyondan oluşmasının rolü olduğu söylenebilir. Çünkü, koalisyon partilerinin özellikle dış ilişkiler konusunda kolaylıkla uzlaşma sağlayacak anlayışa sahip olduğu savunulamaz.
       
DYP’YE BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR
       İşte, DYP’nin önemi de bu noktada ortaya çıkıyor. Çiller’in sözlerini bir umut olabilir mi, önümüzdeki günlerde anlaşılacak. Ancak, DYP bugüne kadar yürüttüğü muhalefet çizgisini gözden geçirmesinde yarar var.
       DYP’nin misyonu, bu çizginin, Türkiye’nin dışa açılması, ekonomik olarak güçlenmesi üzerine oturması gerek. Ama, daha önceki bir yazımda da vurguladım, Türkiye’nin gümrük birliğine girmesini büyük bir zafer olarak ilan eden DYP ve onun lideri, bugün AB konusunda hiçbir özendirici, hükümeti zorlayıcı çıkış yapmıyor. Hatta, DYP’nin bu konudaki politikasını, iktidar arasındaki çelişkiyi derinleştirme, körükleme üzerine oturtmuş görünüyor. Oysa muhalefette de olsa DYP’den beklenen, AB’yi destekleyen kesimlere güç vermesidir.
       DYP, eğer pek çok konuda MHP’nin tutumundan yakınıyorsa, bu gerekçeyle bile, en azından AB’den yana daha güçlü çıkışlar yapmak zorunda. Bu çerçevede, Çiller’in son sözlerinin, en azından Türkiye’nin içe kapanmaması için yeni bir siyasi anlayışın başlangıcı olmasını dilemeliyiz. Bütün bunları, koalisyon hesabı ile de değil, Türkiye için yapmalı.
       
FP MECLİS’İ ÇALIŞTIRMALI
       28 Şubat sürecinden sonra AB taraftarları arasına katılan FP, bu konuda henüz samimiyetini kanıtlamış değil. Hala bir pek çok kesimde, takiye olabilir mi, anlayışı var. FP’nin de AB ve Türkiye’nin içe kapanmaması gibi bir sorunları varsa, öncelikle geçmişin öcünü almaktan vazgeçmeli, kendini özeleştiriye tabi tutmalı. Bunu henüz yapamadığı için de bölünmenin eşine gelmiş durumda.
       FP, en azından Meclis’in çalışması önündeki engelleri kaldırmalı. Bütün demokrasi anlayışını, türban konusunda sınırlamış olan FP’nin, bu sorunun da ancak, demokrasinin güçlenmesi halinde çözülebileceğini görmesi gerek. Kendi iç sorunları ile boğuşan FP, buna rağmen Meclis çalışmalarını engelleyen tek güç. İktidarın, İçtüzük değişikliği konusundaki ısrarı, muhalefetin sesini kısmak olarak yorumlanıp, sert eleştirilere uğruyor. Bu eleştirilerin tamamen haksız olduğu da söylenemez. Ama, iktidarın getirdiği her tasarının veya önerinin mutlaka engellenmesi düşüncesi de yıkılmalı.
       Bir gerçeği artık itiraf etmeli; tamam, muhalefetsiz demokrasi olmaz. Ama iş de yapılmalı. Muhalefet anlayışı sadece, Meclis’i çalıştırmamak üzerine kurulamaz. Bir itirafta daha bulunmak gerek; Türkiye’de, “Bu kanunu Bakanlar Kurulu yürütür” ve “Bu kanun şu tarihten itibaren geçerlidir” şeklindeki yürürlük maddeleri üzerinde bile söz alınması FP’nin Meclis’e hediyesidir. Yani, kanunları Bakanlar Kurulu dışında bir başka güç mü yürütmeli veya Meclis’in çıkardığı yasanın yürürlüğe girmemesi mi gerekli? Bu maddelerine nesi üzerinde konuşma yapma gereği duyuluyor. FP, her fırsatta, ‘Merve Kavakçı’nın yemin etmemesi için Meclis’de yaşanan olayları unutamıyor ve o olayın rövanşını almak için çok çalıştı’ görüntüsünden kurtulamadı.
       Ve FP, bu fırsatı sonunda, iktidarın İçtüzük değişikliği ısrarı üzerine yakaladı. FP’nin İçtüzük görüşmelerindeki tutumu, o çok eleştirdikleri DSP’nin yemin törenindeki tutumundan daha yumuşak değil; hatta daha sert bir direniş şeklidir.
       
MECLİS’İN YOĞUN GÜNDEMİ
       Bütün yaşanan olayları geride bırakıp, Meclis’i, gündemindeki konuları bir an önce ele alıp sonuca bağlayacak şekilde çalıştırmanın zamanı geldi. İçtüzük tartışmaları nedeniyle, Elektrik Piyasası Tasarı’nı yasalaşamadı.
       Böylece hükümet ile IMF arasında anlaşmaya varılan takvimin gereği yerine getirilemedi. Aynı sorunun Tütün ve Tütün Mamülleri Tasarısı ile Şeker Tasarısında da yaşanması bekleniyor. Bütün bunlar da Batı’da çok yaygın olan, “Türkler söz verir; ama yerine getirmez” anlayışını bir kez daha pekiştirir. Türkiye, ne söz verdiyse yerine getirmeli.
       Sözler, ister IMF’ye, ister bir ülkeye, ister bir kişiye verilmiş olsun, yerine getirilmek içindir. Sonuç olarak; eğer Türkiye, Meclis’e kitlenmişse, iktidarıyla muhalefetiyle Meclis’i oluşturan tüm partiler bu kitlenmeyi çözmek, Meclis’i birlikte çalıştırmak zorunda.
 
       
    TOP5 Bankaların kara tahtaları siliniyor  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları