Home page
Haber Menüsü


Asıl kızarması gereken Mars değil!
 
Yılların kızıl gezegenini “Kırmızı Gezegen” yapanları kutluyor ve film isimlerini çevirirken biraz daha özen gösterilmesini rica ediyoruz.  

 
Güven Kavadarlı
NTV-MSNBC
2 Ocak—  Adını bile doğru söyleyemediğimize göre, Türkler olarak Mars’ı görmemiz için filmlerden başka şansımız yok demektir. Bu yıl “Görev Mars”tan sonra bir kez daha kızıl gezegene iniş yapıyoruz. Az sayıda felsefi cümlenin de arada kaynayıp gittiği bir macera filmi olan “Kırmızı Gezegen”, önünüzde yeni ufuklar açmıyor belki ama iyi vakit geçirmenizi sağlıyor. Mars’ta hayat var mı bilemiyorum ama Mars filmlerinde hayat gittikçe tükeniyor.

   
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  İnsanların vurdumduymazlıkları sonucunda yaşlı Dünya’mız, 2050 yılında hava kirliliği ve oksijen yetersizliği gibi tehlikelerle karşı karşıya kalır. Dünya’dan umudu kesen bilim adamları Mars’ı solunabilir hale getirecek bir projeye girişir ve kızıl gezegene oksijen üretici algler gönderirler. Projenin başarılı olup olmadığını araştırmak için Mars’a gitmek de, konularında uzman bir grup astronot ve bilim adamına düşer. Mars’a ayak basacak ilk insanlar olmanın heyecanını yaşayan grup, ne yazık ki sayısız kaza ve talihsizlikle karşı karşıya kalacaktır.
       İçinde bir mürettebat bulunan çoğu filmde olduğu gibi “Kırmızı Gezegen”de de, birbirinden çok farklı karakterlerdeki insanlar bir araya getirilerek felsefi tartışma ortamları yaratılıyor. Konusu Mars’a yolculuk etmek ve orayı yaşanabilir bir gezegene çevirmek olan bir filmde, karakterlerden birinin tanrıya, dine veya insanoğlunun karakterine yönelik iki cümle söylemesinin bile senaryoya derinlik katmaya yeteceği düşünülmüş. Ama “Kırmızı Gezegen”deki karakterlerde ve olayları yorumlayışlarında herhangi bir orijinalliğe rastlamak güç... Sadece, yıllar süren araştırmaları sonucunda bilimin evreni açıklamadaki yetersizliğiyle yüzleşmiş olan ve kendini felsefi arayışa veren Dr. Chantillas’ı canlandıran Terence Stamp’ın, “kim bilir belki Mars’ta elime bir taş alır, altında ‘Made in God’ yazdığını görür ve gerçeği keşfederim” sözleri filme bir özgünlük katıyor. Bunun dışında Val Kilmer ve Carrie-Anne Moss’un liseli iki aşığınkine benzer duygusal yakınlaşmaları, Benjamin Bratt ve Simon Baker’ın birbirlerini çekememezlikleri ve Tom Sizemore’un tanrı tanımaz gen bilimcisi kompozisyonu hep bilindik diyalog ve davranışlara dayanıyor. Bu arada Terence Stamp’ın “Superman” ve “Superman II”de Kripton gezegeninden sürülen üç kişilik ekibin lideri General Zod’u canlandırdığını meraklıları için hatırlatalım.
       Karakterlerdeki tanıdıklık duygusu filmdeki olaylarda da var. Kontrolden çıkarak düşmana dönüşen üstün meziyetli robot olayıyla “Lost in Space” filminde karşılaşmıştık. Zaten “2001: A Space Odyssey”den bu yana, bağımsızlığını ilan eden bilgisayar veya robot teması belirli periyodlarla işlenmeye devam ediyor. Mars’taki beklenmeyen gelişmeleri sinemada defalarca kullanılan böceklere bağlamak da biraz kolaya kaçmak şeklinde yorumlanabilir. Kolaya kaçılması bir yana aslında filmin inandırıcılığı da zedeleniyor.
       “Kırmızı Gezegen”in yaratıcılık parıltıları gösterdiği alanlar da yok değil. Ekibin Mars’a zorunlu şekilde inmek için kullandığı ilginç araç, akıllı robot AMEE ve astronot giysileri başarılı tasarımlarıyla dikkat çekiyorlar.
       
 
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları