| |
|
|
İnsanların vurdumduymazlıkları sonucunda yaşlı Dünyamız, 2050 yılında hava kirliliği ve oksijen yetersizliği gibi tehlikelerle karşı karşıya kalır. Dünyadan umudu kesen bilim adamları Marsı solunabilir hale getirecek bir projeye girişir ve kızıl gezegene oksijen üretici algler gönderirler. Projenin başarılı olup olmadığını araştırmak için Marsa gitmek de, konularında uzman bir grup astronot ve bilim adamına düşer. Marsa ayak basacak ilk insanlar olmanın heyecanını yaşayan grup, ne yazık ki sayısız kaza ve talihsizlikle karşı karşıya kalacaktır.
İçinde bir mürettebat bulunan çoğu filmde olduğu gibi Kırmızı Gezegende de, birbirinden çok farklı karakterlerdeki insanlar bir araya getirilerek felsefi tartışma ortamları yaratılıyor. Konusu Marsa yolculuk etmek ve orayı yaşanabilir bir gezegene çevirmek olan bir filmde, karakterlerden birinin tanrıya, dine veya insanoğlunun karakterine yönelik iki cümle söylemesinin bile senaryoya derinlik katmaya yeteceği düşünülmüş. Ama Kırmızı Gezegendeki karakterlerde ve olayları yorumlayışlarında herhangi bir orijinalliğe rastlamak güç... Sadece, yıllar süren araştırmaları sonucunda bilimin evreni açıklamadaki yetersizliğiyle yüzleşmiş olan ve kendini felsefi arayışa veren Dr. Chantillası canlandıran Terence Stampın, kim bilir belki Marsta elime bir taş alır, altında Made in God yazdığını görür ve gerçeği keşfederim sözleri filme bir özgünlük katıyor. Bunun dışında Val Kilmer ve Carrie-Anne Mossun liseli iki aşığınkine benzer duygusal yakınlaşmaları, Benjamin Bratt ve Simon Bakerın birbirlerini çekememezlikleri ve Tom Sizemoreun tanrı tanımaz gen bilimcisi kompozisyonu hep bilindik diyalog ve davranışlara dayanıyor. Bu arada Terence Stampın Superman ve Superman IIde Kripton gezegeninden sürülen üç kişilik ekibin lideri General Zodu canlandırdığını meraklıları için hatırlatalım.
Karakterlerdeki tanıdıklık duygusu filmdeki olaylarda da var. Kontrolden çıkarak düşmana dönüşen üstün meziyetli robot olayıyla Lost in Space filminde karşılaşmıştık. Zaten 2001: A Space Odysseyden bu yana, bağımsızlığını ilan eden bilgisayar veya robot teması belirli periyodlarla işlenmeye devam ediyor. Marstaki beklenmeyen gelişmeleri sinemada defalarca kullanılan böceklere bağlamak da biraz kolaya kaçmak şeklinde yorumlanabilir. Kolaya kaçılması bir yana aslında filmin inandırıcılığı da zedeleniyor.
Kırmızı Gezegenin yaratıcılık parıltıları gösterdiği alanlar da yok değil. Ekibin Marsa zorunlu şekilde inmek için kullandığı ilginç araç, akıllı robot AMEE ve astronot giysileri başarılı tasarımlarıyla dikkat çekiyorlar.
|
|