|
|
|||||
![]()
| ![]() | ![]() | ![]() | ||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||
![]() |
| Bu güç ve çıkar kavgasının ABD,Rusya, İsrail ve bölge ülkelerinden oluşan diğer oyuncuları da mevcut. Ancak oyunun ana sahnesi Türkiye ile Avrupa Birliği (Almanya) arasında oynanıyor. Başta Kıbrıs, Ege, Güneydoğu ve Ermeni sorunlarını jeopolitik anlamda ve güvenlik unsuru ile değerlendirmek gerekiyor. Güçler dengesinin belirleyicisi ne demokrasi, ne insan hakları, güvenlik. Güvenlik; ülkelerin yaşamsal ekonomik ve ticari işbirliği alanları ile enerji kaynakları ve pazarlara ulaşım yollarında önce güvenliğin sağlanmasını, sonrasında ise bu alanların çekim kapsamına alınmasını amaçlıyor. Ülkeler güvenlik stratejilerine göre ekonomi ve ticaret diplomasisi yürütüyorlar ve jeopolitik konumları da diğer ülkelere karşı rekabet güçlerini oluşturuyor. Bu yaklaşım çerçevesinde 1989 yılında doğu blokunun yıkılmasının ardından siyasi, jeopolitik, güvenlik siyaseti ve ekonomik açıdan ortaya çıkan gelişmeler şöyle değerlendirilebilir: 1. Avrasya uluslararası alanda siyasi, askeri ve ekonomik açıdan en önemli coğrafya haline geldi. 2. Türkiye 1989 yılına kadar, 1949 yılından beri değişmeyen NATO güvenlik konseptine göre Batının bir kenar veya çevre ülkesi idi. Dönemin SSCBne karşı güney kanadından bir güç unsuru olurken, zaman zaman da İran, Pakistan, Afganistan gibi ülkeler ile SSCBye karşı güneyden güvenlik kuşağı oluşturuyordu. 3. Avrupa 1989 yılında, 1987 yılında Delorsun hazırladığı White Paper ile gündeme getirilen Avrupa Ekonomik Topluluğundan Avrupa Topluluğuna geçiş çalışmalarını sürdürüyordu. Ancak duvarın ve doğu blokunun çöküşü ile birlikte Avrupa Topluluğu yepyeni bir sürece girdi. 1989 ile 1991 yılları arasında sürdürülen çalışmalar ile 1991 yılında Maastricht anlaşması Avrupaya değişen koşullar karşısında yepyeni bir gelecek hazırladı. a. Avrupa Topluluğu Avrupa Birliğine dönüştürülerek tam bir siyasi birlik sağlanacak; b. Sadece ekonomik birlik değil, parasal birlik de sağlanarak tek para birimine geçilecek; c. Avrupa Birliği genişleyecek ve Avrupa coğrafyasındaki tüm ülkeleri kapsayacak; 4. 1991 yılında bu hedefler Avrupa Birliği içinde Almanya - Fransa güç ekseninin ortak kararları ile belirlendi. Ancak Almanya ile Fransanın anlaşamadığı konu genişlemenin yönü idi. 5. Bu konuda Almanyanın görüşü ağır bastı ve genişleme Orta ve Doğu Avrupadan başlayacaktı. Almanyanın jeopolitiği böyle gerektiriyordu. a. Dağılmanın ardından Rusya ile Almanya arasındaki ülkeleri Birliğe dahil ederek güvenlik açısından geniş bir tampon bölge oluşturulması; b. Ekonomik ve ticari açıdan Almanyanın arka bahçesi ülkelerin bir an önce Birliğe üye yapılarak pazarın genişletilmesi; 6. Fransanın kendi çekim alanı içinde yer alan Güney kanadında genişleme ise hep ertelendi. Fransa Türkiyeyi kendi stratejisinde Güneyin en güçlü aday ülkesi olarak gördüğü için üyeliğine sürekli destek verdi 7. Türkiye ise 1989 yılından sonra gelişen yeni güvenlik ve ekonomi konseptinde coğrafi konumu ile askeri ve ekonomik gücüne bağlı olarak giderek bir merkez ve eksen ülke haline geldi. Türkiye bölgesinde 2020ye kadar olan süre için a. Güvenlik açısından en önemli denge ve istikrar unsuru b. Balkanlar, kafkaslar,ortadoğu gibi sıcak bölgelere en yakın konumda c. AB için hayati önem taşıyan enerji ve ticaret yollarının üzerinde d. ABDnin ve ABnin Avrasyaya giriş kapısı üzerinde e. Su gibi stratejik unsuru ile Ortadoğuda belirleyici konumda 8. Avrupa Birliği 2000 yılında, 1991 yılında ortaya koyduğu hedefler açısından şu noktaya geldi; a. Genişlemenin ilk halkasını oluşturan Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri için önemli kaynaklar harcandı, ayrıca bu ülkeler NATO üyesi yapıldı, ekonomik ve siyasi olarak da ABnin üye adayları içinde ilk halkayı oluşturuyorlar. b. Siyasi Birlik konusunda AB genişleme süreci ile birlikte hantal ve bürokratik bir yapıya büründü. On yıl sonra geline noktada AB karar alma sürecini hızlandıracak üç vitesli Avrupayı konuşmaya başladı. c. Ekonomik ve parasal birlik yolunda ise AB, en önemli rakibi ABD ekonomisinin çok gerisinde kaldı ve Euro Dolar karşısında değer kaybediyor. 9. Önceliğini Almanyanın öncelikleri ile bu üç noktaya veren AB on yıl içinde güvenlik ve dış politika konusuna ise ağırlık vermedi ve üye ülkeler arasında net bir politika sağlanamadı. Batı Avrupa Birliği (BAB) ile Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği girişimleri güvenlik alanında somut kurumları oluşturuyor. 10. Ancak AB, bu kurumları ile yine Almanyanın stratejisi olan Avrupanın artık Avrupalılar tarafından savunulması fikrine bağlı olarak NATO ile ters düşmeye başladı. ABD ise Avrupanın da ötesinde enerji merkezi Kafkaslar ve Orta Asyaya kadar olan alanı kapsayan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) i ön plana çıkardı. AGİTin yapısı itibariyle ABD, Türkiye ve İsrail bölgede stratejik işbirliği yürüten ülkeler. Bu stratejik işbirliği AByi rahatsız ediyor. Çünkü bu işbirliği ABnin genişleme ve işbirliği alanları üzerinde önemli bir engel. 11. NATOnun 1949 yılından sonra ilk kez 1999 yılında kabul edilen ikinci ve yeni konsepti ile stratejik güvenlik yaklaşımları açısından ABD,İngiltere ve Türkiye ayrı bir grubu, Kıta Avrupası ise ayrı bir grubu oluşturmaya başladı. Bu farklılık ile birlikte bu üç ülke İsrail ile de birlikte Kıta Avrupasını güneyden adeta kuşatma altında tutmaya başladı. 12. Avrupa Birliği 2000 - 2010 yılları arasında yine büyük ölçüde Almanyanın öncelikleri doğrultusunda a. Genişleme alanlarını Güney Batı Avrupa olarak adlandırılan Balkanlara kaydırıyor. 1999 yılında NATOnun Balkanlara müdahelesinde ABnin kararsızlığı bir yana Balkanlarda ABD ve Türk güçlerinin kalması AByi rahatsız ediyor (İngiltere hariç). Türkiye, Arnavutluk, Makedonya, Bosna Hersek ve Kosovada etkin bir konuma sahip. İtalya, arka bahçesi olarak, Almanya ise Ortadoğu ve enerji kaynaklarına açılan kapı olarak gördüğü Balkanlarda Türk etkinliğinden rahatsız. Balkanlar ortodoks bir alan olması itibariyle Rusyanın da çok yakından ilgilendiği bir alan. b. AB ekonomik ve ticari işbirliği açısından ise 1990 - 2000 yılları arasında ikinci plana bıraktığı Orta Asyaya açılmayı hedefliyor. Almanya Gürcistanda oluşturduğu ekonomik varlığı ve altyapı ile Avrasyanın Avrupaya açılan kapısı olarak Gürcistanı görüyor ve destekliyor. ABnin yürüttüğü TRACECA Avrasya Ulaştırma Koridoru Projeside buna göre düzenleniyor. Kafkas istikrar paktı ve gücüne ilişkin somut öneriler Avrupalı think tank kurumlarından geliyor. Türkiye ise kültürel, coğrafik, ve ticari ilişkileri ile bölgeye doğrudan bağlı ve ABnin bu bölgede Rusya ile birlikte en önemli rakibi. AB İran ile de ABDye rağmen ekonomik ilişkilerini sıcak ve sürekli tutarak Avrasya dengelerinde ABD - Türkiye stratejik işbirliğine karşı AB - İran eksenini oluşturuyor. 13. ABD ise 1990 - 2000 yılları arasında Ortaasyada istediği ilişkileri kuramadı. Politikaları önemli ölçüde zayıf kaldı. Askeri açıdan Azerbaycan ve Gürcistanda üs kurarak yerleşme arzusu gerçekleşmedi. Enerji hatları konusu netlik kazanmadı ve ekonomik işbirliği istendiği ölçüde sağlanamadı. 14. İşte gelinen bu noktada AB, Türkiyeyi 1999 yılında tam üye adayı olarak ilan etti. Ancak güçler mücadelesi 2000 yılı Kasım ayında ABnin Türkiye için hazırladığı Katılım Ortaklığı Belgesinde yer alan talepler ile ve AB içindeki diğer adımlar ile daha yeni başladı. 15. Bir zamanların kenar ülkesi, günümüzün merkez ülkesi Türkiye ABnin (Almanyanın) önümüzdeki on sene içindeki güvenlik, jeopolitik, ekonomik hedefleri karşısında en önemli bölgesel rakibi (engeli) konumunda. Avrupa Birliği; a. genişleme sürecinde ikinci halka olarak Balkan ülkelerini belirledi. Balkanlarda NATO, ABD ve Türkiyenin varlığını en aza indirerek jeopolitik olarak güneye, sıcak alana ulaşmayı hedefliyor. b. Avrupa Savunma ve Güvenlik kimliğinde oluşturulan gücün yönetimine Türkiyeyi almıyor. c. Türkiyeyi dört bir yandan kuşatmayı hedefliyor. Ege sorunu ile Batıdan, Kıbrıs ile Güneyden, Güneydoğu sorunu, Irak ve Suriye ile yakında gündeme getireceği sınır sorunları ile yine Güneyden, ancak bu kez karadan ve Ermenistan sorunu ile Doğudan kuşatma altına almayı hedefliyor. 16. Bu noktada KIBRIS güçler mücadelesi ve dengesinde en stratejik toprak parçası; a. Ortadoğu ve Orta Asya enerji kaynaklarına en yakın askeri üs olarak kullanılabilecek alan. (ABD, AB ve hatta Rusya için) b. Bakü-Ceyhan petrol hattının gerçekleşmesi ardından petrol yollarının boğazında c. Ortadoğu da sınır değişmelerinin yaratacağı sıcak çatışmalara en yakın güvenlik alanı d.Türkiyenin stratejik su unsurunu kullanmada en önemli aracı e. ABnin Ortadoğu ve Kuzey Afrika ticaret yollarının üzerinde f. Doğu Akdeniz güvenlik alanının merkezinde 17. İşte AB, yukarıda aktarmaya çalıştığımız yeni dönem hedefleri ve stratejileri çerçevesinde hayati önem taşıyan Kıbrısı her ne pahasına Güney Kıbrıs Rum Kesimini adanın tek temsilcisi sayarak Birlik sınırları içine dahil etmeyi ve bölgedeki stratejik denge unsurlarında güç kazanmayı hedefliyor. SONUÇ; Uluslararası dengelerin ve ilişkilerin ve buna bağlı stratejilerinnn temel belirleyicisi Güvenlikdir. Tüm ülkeler kendi ulusal güvenlik siyasetlerine göre hareket ederler. ABnin Türkiyeye olan son dönem yaklaşımları da bu çerçevede değerlendirilmelidir. | ||||
İsrail hücum botu Gazze kıyısını vurdu |
|||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||