Uçağım İzmir Adnan Menderes Havaalanına iniyor. Birazdan, havaalanına adını veren Başbakanın sevgilisiyle buluşacağım. Ayrılmalarından tam 50 yıl sonra...
1990da Demirkırat belgeselini yaparken aramıştık.
Görüşmek istememişti.
Sonraki yıllar boyunca hem kendisinin, hem Menderesin akrabalarıyla, yakın arkadaşlarıyla konuştum. Ona dair anıları dinledim.
Adnan Menderesle aşklarına dair yazılan romanları okudum, sahnelenen oyunları seyrettim.
Yassıada tutanaklarını, gazete haberlerini elden geçirdim.

Ayhan Aydan vefat etti

GAZETECİLERE YASAK KAPI
Herkes öykünün bir kısmını biliyordu. Lakin bütün verileri bir araya toplayınca ortaya gerçekten trajik bir aşk hikâyesi çıkıyordu.
Geçen 15 yılda konuya ısrarlı ilgim karşısında birkaç kez telefonla görüşmeye razı olmuştu.
Yüz yüze görüşme ise, nihayet ılık kış güneşinin ısıttığı bugün İzmirde gerçekleşecekti.
Alsancaktaki deniz manzaralı dairenin kapısını çaldığımda heyecanlıydım.
Bir dönemin tanığıydı içerideki kadın...
Üstelik o dönem kapandıktan sonra kendisi de içine kapanmış, o dönem hakkında konuşmayı, anılarını yazmayı hep reddetmiş, fotoğraf çektirmemiş, evine gazeteci sokmamış, ısrarla susmuş, susmuştu.
Bir ayrıcalığı yaşadığımın farkındaydım.
Rahatsızdı. Geniş, ışıklı salonun kanepesinde uzanmıştı.
Çıkık elmacık kemiklerinin biçimlendirdiği yüz örtüsü yılların yorgunluğunu ele verse de, yarım asır önce opera sahnelerini titreten billur sesi tazeliğini koruyordu.
Evin duvarlarında, 50 yıl önce Başbakanı baştan çıkaran o Ava Gardner çehresi gülümsüyordu. Bir de yağlıboya tablolarla son eşinin fotoğrafları...
Sehpalarda biblo filler vardı; başucunda her daim yanında olmuş vefakâr arkadaşları...
Servete boğulmuş bir mazi alameti yoktu ortalıkta; tersine tevazuun işaretleri vardı.
SUSKUN KAHRAMAN
Sırlarını mezara götürmeye yeminli insanlara saygım sonsuzdur.
Asla üstelemem. Mahremiyete girmem.
Ancak Ayhan Aydan-Adnan Menderes ilişkisi, bir askeri müdahalenin hem de son derece sakil bir şekilde alenileştirdiği bir aşk...
Üstelik kahramanları sustukça dedikodunun pençesine düşmüş, yalan yanlış nakledilmiş, tarihe eksik kaydedilmiş bir ilişki...
Belki de bu görüşmeyi, samimiyetimin inandırıcı bulunması kadar, o yanlışların düzeltilmesi arzusuna da borçluydum.
Nostaljik bir yolculuk yaptık Ayhan Aydanla...
82 yıllık bir ömrü, ilk basamaktan başlayarak adım adım tırmandık.
Sopranoluk günlerinin fotoğraflarına bakarken Ne güzel günler geçirdik. Ah, gitti gençlik sızlanması döküldü ağzından...
Bir fotoğrafta, Yassıadada sevgilisine arkasını, hâkimlere önünü dönmüş bir şekilde Adnan Menderesi evli olmasına rağmen büyük bir aşkla sevdim derken görünüyordu.
Herkesin sustuğu dönemde bunları söylerken Başıma bir iş gelir diye korkmadınız mı dedim.
Korkmadım dedi ve ekledi:
Bir iş gelecekse de Adnan Bey için gelsin dedim. Çünkü onu çok sevdim.
GÖZYAŞLARI
O sevgiyi hâlâ muska gibi yüreğinde taşıdığı belliydi.
Menderesin fotoğrafı hâlâ yatağının başucundaydı.
Ve hâlâ her gün ona Nur içinde yatsın diye dualar ediyordu.
Aydın Menderesin Ayhan Hanımın Yassıadada Menderese olan sevgisine sahip çıkması, kendisini yücelten bir olaydır. Bütün Türk milletiyle birlikte ben de ailem de takdir ettik sözlerini hatırlatınca gözleri doldu.
Ağlattınız beni diyerek mendiline davrandı.
Zaten bu imkânsız aşk, doğduğu günden beri neredeyse sadece gözyaşlarıyla sulanmıştı.
ÇAPKIN MENDERES POLİS TAKİBİNDE...
Adnan Menderes çapkın bir adamdı.
Bu, hem tanıkların, hem belgelerin doğruladığı bir gerçek...
Tempoda (10 Şubat 2006) bu çapkınlığın devlet kayıtlarına nasıl geçtiğine dair bir haber var.
Daha 1946da CHP, DP milletvekili Menderesi takibe almış.
Emniyet Müdürlüğünün 27.11.1946 tarihli izleme raporu şöyle başlıyor:
Menderes saat 9.05te otelden ayrılıp Mukaddesin oturduğu apartmana girmiştir. Saat 19.00da iç fenerler söndürülmüştür.
Mukaddes, Menderesin 1940lardaki aşkı...
12 yıl süren bu ilişki Menderesin Ayhan Aydanla tanışmasıyla sona ermiş.
Belgeler kanıtlıyor ki, devlet daha 1946da Menderesin aşk hayatının peşindeymiş.
İlginçtir, 1960ta Menderes devrildiğinde Ayhan Aydanla aşkını ortalığa döken de yine aynı devlet olacaktı.
BARAJDA TANIŞTILAR
Adnan Menderes, Başbakan olduktan kısa bir süre sonra tanıştı Ayhan Aydanla...
Tanışma yeri, Ankaranın 50lerdeki sayfiye yeri Çubuk Barajıydı.
Barajda Ayhan Aydanın akrabası olan Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülge bir davet veriyordu. Başkentin göz alıcı lirik sopranosu Ayhan Aydan da operadan arkadaşlarıyla oradaydı. Hastalıktan yeni kalkmış, biraz da gönülsüz gelmişti. Eğlenceli masa kahkahalarla çınlarken davete Başbakan Menderes geldi. Genel Müdür, Başbakanı karşılarken Ayhan Aydanın Mithat amca! seslenişiyle operacıların masaya yöneldiler.
Herkes ayağa kalktı.
Başbakan masaya davet edildi.
Menderes daveti kabul etti ama baş köşeye değil, gözüne ilişen güzel sopranonun sandalyesine talip oldu.
Aydan bu ilgiyi görünce Koltuğumda gözünüz var galiba diye espri yaptı.
Bir süre sonra Aydanın ev telefonu çaldı. Telefonu evde bulunan arkadaşı Şadan Candar açtı.
Tanıdık bir ses Ayhan Hanımı istedi.
Kim arıyor diye sordu Candar...
Telefondaki erkek, adını vermek istemedi.
Aydan, telefona gelince, meçhul arayıcının Başbakan olduğunu anladı. Hayranlık cümlelerinden sonra Menderes, bir süre şehir dışında olacağını, dönüşte aramak istediğini söyledi.
BU NUMARA GEÇERLİ Mİ?
Yine bu numara geçerli olacak mı? diye sordu.
Bu, kibarca, Boşanacak mısınız? demekti. Çünkü Aydan, 6 yıldır orkestra şefi Hasan Ferit Alnarla evliydi. Ancak tedavi gören eşinden ayrılmak üzereydi. Başbakana durumu izah eden şu cümleyi söyledi:
Evet, bu numara her zaman geçerli olacak.
Artık 5 yıl boyunca Başbakan onu Sıhhıye, Sağlık Sokak adresindeki bu numaradan arayacaktı.
SEVGİLİSİNİN EVİNE MAKAM OTOSUYLA GELDİ
Tanıştıklarında Menderes 50 yaşındaydı; Aydan 25...
Başbakan 20 yıldır evliydi; Aydan 6...
Menderesin 3 oğlu vardı, Aydanın 1...
Aydan bunun bir imkânsız ilişki olduğunun farkındaydı. Ancak birkaç şey onu etkiledi: Biri Menderesin ilk günden son güne dek süren kibarlığı, zarafetiydi.
Başbakan, tanıştıkları haftadan itibaren Sağlık Sokaktaki eve haftanın 2-3 günü çiçek göndermeye başladı. Çiçeklerin ne zaman solacağını takip ettiriyor, hemen tazelerini göndertiyordu. Asıl önemlisi, bu gelenek, ayrılmalarından sonra da sürecekti. Ta ki Başbakan Yassıadaya düşüp çiçek gönderemez hale gelinceye kadar...
Daha da etkileyici olan, Menderesin evli bir erkek olarak bu kadar rahat davranabilmesiydi. Başbakan, evi ilk ziyaretine 2 plakalı siyah makam arabasıyla gitmiş ve görüşmeden sonra, adeta dedikodulara meydan okurcasına Aydanla sokağa çıkıp uzunca bir yürüyüş yapmıştı.
Böyle başladılar.
YATMA VAKTİ EVİNE GİDERDİ
Artık Başbakan, resmi randevusu olmadığı akşamlarda iş çıkışı doğruca sevgilisinin evine gelecek, orada geç vakitlere kadar kalacak, sonra yatma vakti kendi evine gidecekti. Eşi ve çocuklarıyla kahvaltıda birlikte oluyordu.
Sağlık Sokaktaki eve kendisinden başka kim girse kıskanırdı. Bir seferinde Aydan bir gence iş için yardımcı olmaya kalktı diye kıyametleri koparmıştı. Operayı da bırakmasını istiyordu.
Buna karşın Ayhan Aydan da onu eşinden kıskanırdı.
Bir gün eşiyle bir davete katılacak olsa küser, bir süre görüşmezdi.
Belki de bu yüzden Menderes alyans takmaz, davetlere çoğu kez yalnız giderdi.
MENDERES O EVDE HUZUR BULURDU
Dr. Mükerrem Sarol, Menderesin sadece bakanı değil, en yakın arkadaşlarından biriydi.
Bülent Çaplı ile birlikte 1990da Demirkırat belgeselini hazırlarken kendisiyle günler süren bir söyleşi yapmıştık. Orada Ayhan Aydan meselesi de açılmıştı. Ve Sarol, Menderesin bu aşkta ne bulduğunu en samimi ifadelerle anlatmıştı:
Adnan Bey çocukken Çine Çayının kenarındaki salkım söğütlerin altına oturur, ağacın çaya sarkan dallarını, hayallerindeki Sarı Ayşenin saçlarına benzetirmiş.
Hepimizin gençliğinde romantik bir dönem olmuştur. Ama Adnan Bey 17 yaşında harbe gitmiş, kolejde talebeyken de hiç flört yaşamamıştı. Belki de bu yüzden her türlü imkânın önüne serildiği ileri yaşlarında, ilk gençliğe yaraşan hareketlerde bulunurdu. Tabii bu, onda 40 yaşından sonra futbol oynamak gibi bir tesir yapardı.
Ayhan Hanımı hakikaten derin bir aşkla seviyordu. Onda Sarı Ayşeyi bulmuştu. Bu ilişkide nezahet vardı, hürriyet vardı, sevgi vardı. Seksle, menfaatle, eğlenceyle açıklanamayacak duygular vardı.
Adnan Bey, Ayhan Hanımla gerçek bir romans yaşamıştır. Birçok kez evine birlikte gitmişizdir. Adnan Bey ona yorgun argın gelir, yüzünü yıkatır, rahat nefes aldırır, bir kadeh rakı verir. Adnan Bey orada, huzur dolu bir sevginin atmosferinde dinlenir. Bu derece ulviyet vardır orada...
BİR KURUŞ TALEP ETMEDİ
Buna karşılık Ayhan Hanım, ondan tek kuruşluk bir talepte bulunmamıştır. Başvekilin sevgilisi olarak ne bir arkadaşının ne oğlunun ne kendisinin bir işini, isteğini, şikâyetini götürmemiştir.
Oysa Adnan Beyin senelik geliri o zaman 1.5 milyondu. Parayı harcayacak yeri yoktu. Yurtdışına, mesela Londraya gittiğimizde Ayhan Hanıma bir hediye alalım diye yalvarırdım, Olmaz doktorum, Scotland Yard arkamızdadır. Biz buraya vazife görmeye geldik derdi.
9 saat yaşadı, cesedi makam aracıyla taşındı. Gizlice gömüldü!
Menderesin bebeği bu mezarda yatıyor
Ayhan Aydanın Başbakandan olan bebeği doğumdan 9 saat sonra öldü. Aydanın dünyası, Cebecide kuytuda bir mezar, dosyada bir rakam, bir sahte isim olarak kaldı
Başbakan Menderes ve Ayhan Aydan, tanışmalarının ikinci yıldönümünü Ankarada Marmara Köşkünün terasında kutladılar. Şampanyayı bizzat Menderes patlattı. Sevdiği kadına aqua marin taşlı bir kolye almıştı. Hatta evde boynuna takarken Ayhan Aydanın arkadaşı Sevim Apaydın Ne güzel kolye demiş, Adnan Bey, espriyle karşılık vermişti:
Güzel, ama bu gerdanda güzel...
Siyasetteki gibi, özel hayatında da iktidar, adeta gözünü karartmıştı. Bu ilişkiyi doludizgin yaşarken hiçbir şeyden çekinmiyordu.
Ayhan Aydanın kardeşi Adnan, yasak aşkın sürmesine karşıydı.
İlişki, Cumhurbaşkanı Bayarın kulağına da gitmiş, o da Muhalefetin kulağına gider diye bu ilişkinin bitmesini istemişti.
Zaten bunca bilinen bir ilişkinin hâlâ açığa çıkmaması şaşılacak şeydi. Nihayet muhalefet bu önemli kozu keşfetti.
Ulusun başyazarı CHPli Nihat Erim, gazetedekilerden Menderesi sevgilisinin evine girerken fotoğraflamalarını istedi.
Ulus muhabiri Cüneyt Arcayürek, foto muhabiri Hüseyin Ezerle Sağlık Sokağına üs kurdu. Evin karşısındaki Sağlık Bakanlığının duvarında 2 günlük bekleyiş hüsranla sonuçlandı. Başbakan gelmedi.
Bunun üzerine, aynı zamanda Yeni Sabaha çalışan Ezer, daha kolay bir yol buldu. Ayhan Aydandan opera konuşmak üzere randevu istedi. Eve girdi. Ev sahibesi, kahve yapmak için mutfağa gittiğinde büfedeki çerçevede duran Menderes fotoğrafını gördü ve deklanşöre bastı.
Fotoğrafın üstünde Başbakanın el yazısıyla şu not vardı:
Severek ve en iyi temennilerimle... Ayhancığıma...
İNÖNÜ DEVREDE
Aranan koz bulunmuştu. Erim hemen bu fotoğrafı el ilanı halinde Anadoluya dağıtmayı düşündü.
Gazeteci Emin Karakuş, haberi Ayhanın arkadaşı Sevim Apaydına fısıldadı. Aydan hemen Başbakanı haberdar etti. Menderes köpürdü. Telefonda,
Ahlaksızlık bu diye bağırdı, Özel hayata girmek neymiş, göstereceğim onlara
Ancak ondan önce İnönü gösterdi onlara...
Erimin planını duyunca bunun mahremiyete saygısızlık olacağını söyledi. Bu bahsi gömün, bir daha da açmayın diye tembihledi.
YENİ BİR KADIN
Ayhan Aydan çocuk istiyordu; hem de delice... 1952 ve 1953te iki kez Başbakandan hamile kalmış, iki hamilelik de düşükle sonuçlanmıştı. İkisinde de Aydana, Başbakanın yakın dostu, bakanı, jinekolog Dr. Mükerrem Sarol müdahale etmişti.
1954 kışında yeniden hamile kaldı. Bu kez mutlaka doğurmak istiyordu. Yakın bir arkadaşının deyimiyle en büyük hatası bu oldu.
Başbakan durumdan haberdar olduğunda çok geçti. Cenin, artık alınamayacak kadar büyümüştü. Müdahale hayati tehlike doğurabilirdi.
Menderes çaresiz Doğur o zaman dedi.
Aydan, evine çekildi. O günden sonra sadece, karnındaki Dünyam adını verdiği bebekle ilgilendi. Hamile halini sevgilisi görsün istemedi. O dönem görüşmeyi kestiler.
Ve Başbakan, o ara İstanbulda kendisine yeni bir sevgili buldu.
Yeni sevgili, İstanbul Emniyet Müdürünün eşi Suzan Sözendi.
DÜNYAM KARARDI
Aydan, bebeği İsviçrede doğurmak istiyordu. Menderes, telefonda Hayır, burada kal dedi. Zeynep Kamil Hastanesi Başhekimi Fahri Atabeyi Aydanla ilgilenmekle görevlendirdi.
Bebek, 18 Haziran akşamı, 8 aylıkken geldi. Sancılar başladığında Aydan evde arkadaşlarıyla bezik oynuyordu. Hemen doktor çağırdılar. Evdekiler el ve ayaklarından tuttu, Dr. Alaattin Orhon, müdahaleyi yaptı.
 |
|
Ancak bebek tersti. Müdahale sırasında kolu kırıldı. Üstelik boynuna ve ayaklarına kordonlar sarılmıştı.
Menderesi aradılar. İstanbuldaydı.
Bebek acı çekiyordu. 9 saat uğraştılar. Yaşatamadılar.
Sabaha karşı 3te Aydanın dünyası karardı. Sevdiği adamdan sonra, ondan olma bebeğini de kaybetmişti.
19 Haziran 1955 sabahı Zeynep Kamilin Başhekimi Dr. Fahri Atabey geldi. Başbakanın şoförü Hayriyle birlikte bebeği aldılar. Makam arabasına koydular. Cebeci Asri Mezarlığına götürdüler.
Ölüm kütüğüne Fevzi oğlu Ahmet Aydan olarak kaydedildi.
Doğduğu gün, öldüğü gün ve gömüldüğü gün aynıydı:
19 Haziran 1955.
Adresi: Yenişehir, Olgunlar Sokak, 17/5-Ankara
Ölüm Sebebi: Kalp yetmezliği...
560 ada, 688 parsel...
Dosyada ada parsel numarasının yanındaki çarpı işareti bebeğin meccanen yani bedava gömüldüğünü gösteriyordu.
Bu, kimsesizlik alametiydi.
O yüzden 1970lerde üstüne başka bir kimsesiz gömüldü.
1984te de mezar yeri Sultan Yıldırımoğluna tahsis edildi.
Dünyam hâlâ Cebeci mezarlığının en ücra köşesinde, yarım asır önceki bir aşkın ölü meyvesi olarak yatıyor.
MAHKEMEDE YİĞİT BİR KADIN
Ayhan Aydan, Menderesin ve bebeğinin ardından 1957de de büyükannesini kaybedince 6 aylığına Hamburga gitti.
Gitmeden Menderese bir mektup yazıp bu ayrılık için Belki geç bile oldu dedi.
Bir daha hiç baş başa görüşemediler.
Ama hep telefonlaştılar.
27 Mayıs sabahı ihtilal haberiyle uyanan Aydan hemen Menderesi aradı. Başbakan Eskişehirdeydi. Endişeli bir ses tonuyla, Yarım saate kadar çıkıyoruz dedi.
Bu, son konuşmalarıydı.
ZİNA İÇİN FETVA
27 Mayıs yönetimi devrik Başbakanı Yassıadaya hapsettikten sonra peş peşe siyasi davalar açtı. Ancak kamuoyu önünde, itibarını yok edecek bir davaya ihtiyaç vardı.
O zaman Ayhan Aydan akla geldi.
Askerler önce Menderesi, kendi tabanını oluşturan müminlerin gözünden düşürmek için zina davası açmayı düşündüler.
İstanbul Müftüsünden bu konuda fetva istediler.
Müftü Ömer Nasuhi Bilmen, Zina en büyük günahtır. Cezası, recmdir (taşlanarak öldürülmektir) fetvasını verdi.
Lakin zina suçlaması için eşi Berin Menderesin şikâyetçi olması gerekiyordu. Böyle bir şikâyet yoktu. Askerler bu kez de Ayhan Aydanın ölen bebeğini gündeme getirdiler.
Gayri meşru doğan bu çocuğun doğum sırasında eceliyle ölmediği, Menderesin azmettirmesiyle Dr. Fahri Atabey tarafından öldürüldüğü iddiasını ortaya attılar.
Hukukçulardan oluşan Yüksek Soruşturma Genel Kurulu 5 yıl önce ölmüş bir bebeğin ölüm nedenini ispatlamanın tıbben imkânsız olduğunu söyleyerek dava açılmasına oybirliğiyle karşı çıktı.
Ama Milli Birlik Komitesi zorlayınca meşhur Bebek Davası açıldı.
Davada Menderes ve Dr. Atabey hakkında 5-10 yıl hapis cezası isteniyordu. Kanıt bulmak için 5 yıl önce ölen bebeğin mezarını açtılar, kemikleri çıkarıp muayene ettiler.
Ön soruşturmada Menderes, -basının tabiriyle- Ayhan Aydanla metres hayatı yaşadığını ve çocukları olduğunu itiraf etti.
KASADAKİ KADIN KÜLOTU
Duruşma, Devlet Başkanı Cemal Gürselin gizli celse talebine rağmen ibret için açık yapıldı.
Devrik Başbakanı aşağılamak için her şey hazırlanmıştı. O kadar ki, bir ara Savcı, Başbakanlık kasasında bulunduğunu öne sürdüğü bir zarfı çıkardı.
Üzerinde Tarihi vesikalar yazan zarfın içinden bazı çıplak kadın fotoğraflarıyla beyaz bir kadın külotu çıkardı. Menderese ve kameralara doğru sallayıp Bu külotu kim giymiş, kim unutmuş acaba Başbakanlıkta? diye sordu.
Amaç, külotu Menderesin eline verip fotoğrafını çekmekti. Bu skandal Başbakanın avukatı Burhan Apaydının devreye girmesiyle önlendi.
ASIL TANIK
İş kötüye gidiyordu. Duruşmada 18 tanık dinlendi. Şimdi sıra asıl tanıktaydı. Onun konuşması Menderesi ya mahkûm ya beraat ettirecekti.
Ve o, bej döpiyesiyle mahkeme dışında Milliyetten, Bebek davası haberlerini okuyordu.
Geldi, tanık kürsüsüne geçti ve sessizliğe bürünen salonda şunları söyledi:
Adnan Menderesi 1951de tanıdım. Evli olmasına rağmen büyük bir aşkla sevdim. Bütün emelim ondan bir çocuk sahibi olmaktı. Bunu başaramadım. Hasta bünyem müsaade etmedi. Çocuğum 8 aylık doğdu ve öldü. Hangi vicdansız ana, üzerine titrediği bebeğinin ölmesine razı olabilir?
Bu soru, duruşmayı bitirdi.
Devrik Başbakanın yiğit sevdalısının, kaybettiği sevgilisine ve bebeğine sahip çıkması hem mahkemeyi hem kamuoyunu etkilemişti.
Açılan onca dava içinde Menderesin beraat ettiği tek dava Bebek Davası olacaktı.
SONRA NE OLDU?
Menderes asılınca Ayhan Aydan perişan oldu. Şimdi hem yalnız hem parasızdı.
Başbakanın aldığı Kalenderdeki evde oturmak kısmet olmamıştı. Gelirlerine el konmuş, hesabı dondurulmuştu.
Adnan Menderesin hediye ettiği, üzeri A ve M harfi işli kolye ve bilezikleri Çeşmedeki yazlığına götürmüş, onun dışında kalan bazı mücevherlerle iki Hereke halısını satmış, ayakta kalmaya çalışmıştı.
Bütün bu mücadele sırasında hatıraları için bir servet teklif eden gazeteleri de geri çevirmişti. 1962de Kiss Me Kate operasıyla sahneye döndü. Ama astım, yakasını bırakmıyordu.
Menderesin idamından sonra acıların en büyüğünü yaşadığını sanıyordu.
Oysa daha büyüğü vardı:
1963te 15 yaşındaki oğlu Aydanı Londrada, akıl almaz bir ev kazasında kaybetti.
Haberi aldığında kendini camdan atıp ölmek istedi. Cenazede bilekleri sargılıydı, ayakta zor duruyordu.
Ölen oğlunun babası Hasan Ferit Alnar da vefat edince 1970lerin sonunda hayatının bütün erkeklerini elinden alan Ankaradan taşındı.
İzmire yerleşti.
1982de yeniden evlenip yeni bir hayata başlamaya çalıştı. Ancak yeni eşi İzmirli işadamı Sadun Barış da 1995te 56 yaşında kanserden öldü. Aydan yeniden yalnızlığa gömüldü.
Şimdi 82 yaşında İzmirde, çoğu acı, azı tatlı anıları ve yakın arkadaşlarıyla yaşıyor.