- Sayın cumhurbaşkanı, bu Türkiyeye ilk gelişiniz olmayacak ama meclisi ilk ziyaretiniz olacak, değil mi?
Peres: Doğru
- Heyecanlı mısınız peki? Çünkü Mecliste konuşma yapacak ilk İsrail Cumhurbaşkanı siz olacaksınız?
Peres: Evet, bunun bir örneği daha yok, daha önce gerçekleşmemiş bir olay. Yani bana verilen bu fırsat. Yani saygıdeğer milletvekilllerine hitap etme fırsatı ve Türkiyenin liderliğinde yapılan Ffilistin ve bizim de katıldığımız troyka fırsatı bir ilk. Bu daha önce yakalanamamış bir fırsat. Hepsinin bir arada olması, çok ilginç bir ortaklığa da işaret ediyor. Bu yüzden çok heyecanlıyım tabii.
- Mecliste nasıl bir mesaj vermeyi planlıyorsunuz? Bize biraz konuşmanızın ana hatlarından bahsedebilir misiniz?
Peres: Öncelikle Türkiyenin son yüzyılda oynadığı özel rolden bahsedeceğim. Yani hem müslüman dünyası, hem Avrupa hem de ülkenin kendi geçmişi bağlamında... Türkiye, kendi çabalarıyla eskimiş ve uzun bir geleneğin ellerinden kurtulmayı başarmış tek ülke. Ve imparatorluk olarak devam etmek yerine medeniyeti seçmiş bir ülke. Buna saygı duyuyorum. Çok özgün bir durum. Bence bu bir yandan terörizmle savaşıp bir yandan da umudu canlı tutmak açısından da umut verici bir durum.
- Türkiyenin Ortadoğu sorunu açısından da, hem siyasi hem de ekonomik bağlamda hayati bir rol oynayabileceğini söylüyorsunuz. Bunu biraz daha açabilir misiniz? Türkiyenin rolünü, eskisinden de önemli hale getirecek herhangi bir değişiklik oldu mu acaba?
Peres: Tabii ki... Çünkü Türkiye modern bir ülke ve ekonomik ve siyasi barışın inşasında rol oynayabilecek bir ülke. Kanımca günümüzde ekonomi, geleceği şekillendirme açısından askeri güçten daha önemli bir lokomotif. Türkiye çok değişik bir deneyim yaşıyor. Aynı zamanda, herkes tarafından güvenilen, saygı duyulan tek müslüman ülke konumunda. Müslüman altyapısı olan ama müslümanlarla diğer topluluklar arasında barışı sağlayabilecek tek ülke ayrıca. Bence bu anlamda da çok özel.
- Yıllar önce gün gelip liderleri Necmettin Erbakanın öncülüğündeki Milli Görüş geleneğinden gelen, bu görüşe mensup bir partiyle böylesi bir ortaklık içinde olabileceğinizi düşünebilir miydiniz? İsrail ve Ortadoğu sorununa ilişkin kendilerinin eski söylemlerini de hatırlarsınız sanırım? Böyle bir şeyi hayal edebilir miydiniz?
Peres: Hayır, bence böyle bir şeyi hayal etmek çok güç olurdu. Çünkü Türkiye çok şaşırtıcı bir ülke. Tarihi de çok komplike. yani bir noktadan bir noktaya doğrudan ilerleyen bir siyasi hareket de söz konusu değil. Ancak işte, medeniyet ve ilişkilerin,, din ve modernitenin oluşturduğu bu karışım çok farklı bir şey. Başka hiçbir ülkenin böyle bir evrim geçirdiğini sanmıyorum. Bir zamanlar Türkiyenin yabancı güçlerden arındırılması söz konusu olmuştu ki bu hiç kolay değildi. Çok cesur bir komutan sayesinde başarıldı tüm bunlar. Daha sonra eskiden yapılan hatalara bakıp bunları düzeltmeye çalışmak da ayrı bir cesaret örneğiydi. Hu hem askeri hem sivil anlamda cesaret isteyen bir şeydi. çünkü genellikle askeri anlamda güçlü olanlar siyasi anlamda güçsüzdürler. Siyasi olarak güçlü olanlarsa askeri açıdan güçsüz.. Şu anki hükümet de daha önce yapılan şeyleri doğrudan takip ederek hareket etmiyor. Yeni bir perspektif ekleyerek, bazı şeyleri değiştirerek belki ekleyerek yeni bir yol buluyor. Yani Türk lokumunun tarifinde oynamalar yapıyor benzetmesini yapabilirim.
- Ankaradaki ziyaretiniz sırasında, yeni bazı sanayi bölgeleriyle ilgili bazı ön anlaşmalar imzalama fırsatınız olacak belki. Bu yeni bölgelerin Batı Şerianın içinde olması bekleniyor. Fikir aslında tıpkı Gazzedeki Erez gibi. Biraz bundan bahsedebilir miyiz? Böyle bir şeyin öncülüğünü yapmanızın önemi nedir?
Peres: Hem Türkiye, hem Mısır hem biz. Hepimiz Ebu Mazenin liderliğinin güç kazanmasını istiyoruz. Ama asıl sorun bu gücün nasıl artırılacağı. Bana kalırsa Batı Şeriada yaratılacak yüzbin iş, askerlerin elindeki onbin tüfekten daha önemli. Eğer Türkiye, Filistinler ve diğer herkes yeni fırsatlar yaratarak Filistinlilerin şu anki fakirlik ortamından kurtarılmasını istiyorsa, bu ancak güçlü bir liderlikle olur. Filistinliler de Hamasın ekonomik gelişmeye izin vermediği Gazzeyle, Batı Şeriayı karşılaştırma fırsatı bulacak böylece. İnsanlar bazen biraz alaycı davranabiliyor. Barış sürecinin iyi bir fırsat olmadığını, ellerine somut birşey geçmeyeceğini düşünüyorlar. Eğer bunun işe yaradığını görürlerse o zaman barışın ne anlama geldiğini de kavrayabilirler. Ya da örneğin, çalışıyorlar ama maaşları ödenmiyorsa elerine maaşları verilmeye başladığında yine aynı şekilde bunun ne kadar değerli olduğunu anlayabilirler. Türkiyenin bu konuya katılımını, insanların barışın kendilerine neler getireceğini anlamalarına yardımcı olması açısından çok önemsiyoruz.
- Siz, İsrailin cumhurbaşkanı olarak bu süreci destekleyeceğinizi söyleyebiliyor musunuz?
Peres: Yüzde yüz destekliyorum. Tüm kalbimle hem de. Biz Filistinlilerin acı çekmesinden keyif almıyoruz. Masum insanların acı çekmesinden de öyle. Ankara grubu adında bir grup var ve bu grupta bahsettiğiniz bölgeyi oluşturmak için İsrailli, Türk ve Filistinli sanayiciler birarada çalışıyor.
- Bu bölgeler iki noktada mı olacak peki?
Peres: Evet öyle. Biz de, Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Filistin Lideri ve İsrail Cumhurbaşkanı olarak ben, bir araya gelecek ve bunu destekleyeceğiz.
- Bu bölgelerin nerede olacağına dair alınmış bir karar var mı?
Peres: Evet, iki alternatif olacak. Bir tanesi bizim önerdiğimiz. bir tanesi de Filistinllilerin önerdiği alternatif. Birisi Batı Şerianın kalbinde. Diğeri Batı Şerianın başka bir bölümünde. Karar verilecek ve biz de ne seçim yapılırsa onu uygulayacağız. Ayrıca Türkiyede üniversiteleri olan bir girişimcinin de bir önerisi oldu. Orada, bizimle Batı Şeria arasındaki sınırda Batı Şeriadaki öğrencilere açık olacak bir üniversite ve bir de hastane inşa etmek istiyor. Bu önerinin onaylanmasını bekliyoruz. Ama şu anda bahsetmek için çok erken olabilir. Bu kişi Ali Doğramacı.
- Hamasın bu şekilde devam etmesi halinde Batı Şerianın olası geleceği ve Gazzenin olası geleceği açısından bir kıyaslamada bulundunuz. Ama Gazzedeki halk, gün geçtikçe belki Hamastan çok İsraile kızıyorlardır. Yani tüm bu ambargolar yüzünden?
Peres: Biz Gazzeyi tamamen terk ettik. Ne bir sivil ne de askerimiz var orada. Şimdi orası onların ellerinde. Şu anda yaptıklarıyla ne elde etmek istiyorlar bilemiyoruz. Sizin için PKKyı anlamak ne kadar zorsa bizim için de Haması anlamak o kadar zor. Kendi halklarına zarar veriyorlar, peki ne için? Bizim için sorun Gazzedeki insanlar değil, oradaki terör. Tıpkı sizin sorunununuzun da Kürt vatandaşlarınızla olmaması gibi. İş şiddete, insaları öldürmeye gelince sorun oluyor. Eğer buna son verirlerse o zaman Gazzedekiler de acı çekmeyecektir.
- Sayın Barak durumun böyle devam etmesi halinde olası bir operasyon ihtimalinin tartışılabileceğini söyledi. Hemfikir misiniz bu konuda?
Peres: İsrailde Barak da dahil kimsenin böyle birşeyden taraf olacağını sanmıyorum. böyle bir operasyon ancak terörü durdurmak için olabilir.
- Annapolis görüşmelerinden umutlu musunuz peki? Gazze yine dahil edilmedi sürece. Ama oradaki bir buçuk milyon Filistinlinin durumu düşünülünce.
Peres: Filistinlilerin bir hükümetleri ve bir liderleri var. Hamas ve destekçileri aslında isyancılar. Biz tabii ki görüşmeye hükümeti davet edeceğiz. Ebu Mazen doğrudan bir seçimle göreve getirildi. Halkın yüzde 60ının oyuyla orada. Kendisi Filistinlilerin meşru lideri. Filistinin içinde olan bitense bizim sorunumuz olamaz, bizim sorumluluğumuzda da değil.
- Ankarada 3lü görüşmelerde de bulunacaksınız. Bu nasıl bir görüşme olacak. Gündeminizde neler var? Ve belki Annapolis toplantısında sayın Ebu Mazenle görüşme fırsatı da bulacaksınız değil mi?
Peres: Sanıyorum öyle olacak, evet. Biz Ankaraya sadece konuşmak değil aynı zamanda dinlemek için de gidiyor olacağız. Türkiyenin söyleyeceklerinin de dikkakle dinlenmesi gerekiyor. Eğer bizim konumumuzla ilgili bir önerileri olursa mutlaka değerlendiririz. Bu bir diyalog olacak. Karşılıklı suçlamalardan ibaret olmayacak. Türkiyenin cumhurbaşkanı ve başbakanının deneyimlerinde de yararlanacağız. Kendileri gerçekten tüm taraflara inanıyor ve bizim için de kendileri barışı temsil ediyor.
- Cumhurbaşkanı Gül, İsraildeki Maariv gazetesine verdiği röportajda İsrail uçaklarının düşürdüğü yakıt tanklarıyla ilgili konunun kapandığını söyledi. Ama kamuoyu hala bir açıklama bekliyor.
Peres: Yakıt tanklarını oraya rüzgar mı taşıdı, bilemiyoruz. Rüzgarı suçlayamayız tabii. Ama yine de başbakanımız bu konuda özür dileme kararı aldı. Ve İsrailin hiçbir askeri amaçla Türkiyenin topraklarını kullanmak gibi bir niyeti olmadığını açık bir şekilde ifade etti. Biz Türkiyenin bağımsızlığı, egemenliği ve topraklarına saygı duyuruz. Bugüne kadar bunları ihlal etmediğimiz gibi bundan sonra da etmeyeceğiz.
- Peki bize Suriyedeki hedefinizin ne olduğuna dair biraz bilgi verebilir misiniz?
Peres: Suriye Devlet Başkanı bunu çok iyi bir şekilde açıkladı. Bu yüzden bu konuda başka yorum yapmak istemiyorum. Açıklamaları beni tatmin etti.
- Türkiyenin PKK terörüyle mücadelesi konusundaki fikirlerinizi de merak ediyorum. Hatta soruma yapılan son açıklamalardan birini de eklemek istiyorum. PKK eski liderlerinden biri örgütün İran kolu olan Pejakı desteklemenin ABD ve İsrailin çıkarına olacağını söyledi.
Peres: Dünya bugün iki kampa ayrılmış durumda. Birisi terörü destekleyen, terörü yönlendiren kamp. Diğeriyse teröre karşı olanlar. Biz hiçbir şekilde terörü kullanmayız çünkü bunun bir felaket olduğunu biliyoruz. Terör, Türkiyeye, İsraile ya da Fransaya karşı olmuş, fark etmez. Tutumumuz çok net. Biz her şekliyle, her niyetle ve her yerde yapılan terörü kınıyoruz.
- Türkiyenin olası bir kuzey ırak operasyonuna bakışınızınızı öğrenebilir miyim?
Peres: Aslında operasyona değil, operasyonun niyetine bakmak lazım bence. Türkiyenin terörü sona erdirme niyeti, bizce kabul edilebilir bir niyet. Biz Türkiyeye ne yapacağını soramayız tabii, onlar da bize sormaz. Ama terörle savaşılacaksa, bu Hamas olsun PKK olsun fark etmez, bizim tutumumuz nettir. Tabii bunun nasıl yapılacağı sizin halkınıza, liderlerinize kalmış. Türkiyenin şu ana kadar büyük bir itidal gösterdiğini ve sorumluluk çerçevesinde davrandığını söyleyebilirim.
- Her ziyaretinizde esir askerler konusu gündeme getiriyorsunuz. Türkiyenin de bu anlamda belki bir arabuluculuk rolü üstlenebileceğini düşünüyor musunuz? Askerleri kurtarabilmek için kullandığınız strateji nedir acaba?
Peres: Evet, Türkiye bir arabuluculuk rolü oynayabilir. Ancak sorun arabuluculuk yapacak tarafta değil, karşı tarafta. Yani, biz yanıt alabileceğimiz bir taraf görmüyoruz Şu anda Gazze ve Lübnanda. Dolayısıyla seçeneklere bakıyoruz. Ailelerin yaşadığı trajedi çok büyük.
-Ancak bir girişim olmuştu değil mi?
Peres: Evet oldu ama Hizbullah askerlerin sağlık durumlarını görmesi için Kızılhaçın bile orayı ziyaret etmesine izin vermiyor. Bu konuda, çok vahşi ve çirkin bir şekilde hareket ediyorlar.
- Aslında Gazzedeki askerinizden söz ediyordum ben. Türkiyenin de dahil olduğu bazı ülkeler bu askerin salıverilmesi için çaba göstermişti.
Peres: Her seferinde yerlerini ve taleplerini değiştiriyorlar. Aslında başlarında kimin olduğu da belli değil. Hamasın birden fazla lideri var. İçlerinde en güçlü olan askeri lider ama onun da siyasiler üzerinde pek etkisi yok. Dolayısıyla şu anda görünen o ki durum çok karanlık.