Galatasaray, bu ligin kurucusu ve Futbol Birliğinin başkanı olan James Lafontainee lige katılmak için 1906da müracaat etti. Lig başlamış olduğu halde bu müracaat hemen kabul edildi. Galatasarayda daha önceki dört takımın yanına 5. takım olarak katıldığı 1906-07 sezonunda, tarihinin ilk lig maçını 12.11.1906da İngiliz Elçilik Gemisi İmogenein takımı ile yaptı ve İstanbul Liginin ilk şampiyonu olan bu takımla 1-1 berabere kaldı. Galatasaray tarihindeki bu ilk lig maçında Sarı-Kırmızılı takımın ilk ve tek golünü Nikolof attı. Elpis ile oynayamayan ve maç için İzmire giden Galatasaray, Kadıköyün şampiyon olduğu 1906-07 ligini dördüncü olarak bitirdi.
Galatasaraylılar, ilk defa katıldıkları bu maçlarda darmadağın oynuyorlar ve bir sistem dahilinde çalışmıyorlardı. Yalnız Dönemin şartlarında futbolu tam anlamı ve kuralıyla oynayan bir tek Kadıköy dü. Ancak Sarı-Kırmızılılarda, İngilizlerle oynaya oynaya ve yavaş yavaş kendilerini çevreye tanıtmaya başlamışlardı.
Galatasaray bu ilk ligi önce Nikolofun,daha sonra da Emin Bülentin kaptanlığı altında şu kadro ile oynadı:
Ali Müsait- Reşat Şirvani, Emin Bülent, Ali Sami (Yen), Tahsin Nahit, Kamil (Soysal), Celal, Bekir (Bircan), Tolyos, Abidin Daver, Nikolof, Cevdet (Kalpakçı), Milo Bakiş, Asım (Sonumut), Muzaffer (Kazancı).
Aşağıda Galatasarayın ilk defa katıldığı 1906-07 İstanbul Liginin puan cetvelini görüyorsunuz: |
|
BİR TÜRK TAKIMI İLK KEZ ŞAMPİYON OLUYOR
1908-1909 sezonu hem Türk futbolu, hem de Galatasaray için çok önemli bir yer tutar. Zira beşincisi oynanan İstanbul liginde ilk defa bir Türk takımı ligi zirvede tamamlamayı başardı. Galatasaraya katılan Horace Armitage aynı zamanda takımın ilk antrenörü olarak görev yaptı. Galatasaray ligde Kadıköyü ilk defa 4-0 yenerken Union Club yöneticilerinin ortaya koyduğu kupayı da kazandı. Bu kupa ayrıca Galatasarayın tarihinde kazandığı ilk kupa oldu. Galatasaray İmogeni de 11-0 mağlup ettikten sonra lig şampiyonu oldu. Galatasarayın şampiyonluğu kazanan ve o yıl forma giyen kadrosu şöyleydi:
Ahmet Robenson, Adnan, İbrahim, Milo Bakiş, Sabri Mahir, Hasan,Bekir, Horace Armitage, Fuat Hüsnü, İdris, Celal İbrahim, Mehmet Ali, Emin Bülent, Comber.
Şampiyon takımda yer alanlardan Ahmet Robenson Müslümanlığı kabul eden bir İngiliz babanın oğluydu. Ahmetde ağabeyi Abdurrahman (sonradan şehit) ile hem futbolda hem de diğer sporlarda ayrıca öğretmen olarak da Türk sporuna yıllarca hizmet ettiler. Sabri Mahir boksör ve futbolcu olarak Avrupada ün yaptı. Arkadaşlarının Orest diye çağırdıkları Horace Armitage hem takım kaptanlığını hem de antrenörlük görevini üstlendi. Comberde devrinin müthiş kafa şutları ile tanınmış golcü bir futbolcusuydu. Kulübün kayıtlarına göre bu yılın geliri 485, gideri 488 lira oldu. |
| İstanbul şampiyonluğunu kazanan ilk Türk takımı Galatasaray. Ayaktakiler soldan sağa: Hasan, Fuat, Hamit Hüsnü, Emin Bülent, Asım Tevfik, Ahmet Robenson, Ali Sami, Milo, Adnan. Oturanlar: Bekir, Hasan, Tevfik Fikret, Sabri, Mahir, Celal. En alt sıra: İdris ve Horace Armitage. |
Artık futbol çayırlarında Türk takımları yavaş yavaş boy göstermeye ve güçlerini kanıtlamaya başlamıştı. İstanbul lig şampiyonluğu 1909-10 yılında 6. defa olarak yapılırken bir yıl önceki Galatasaray, Moda, Kadıköy ve Elpisten kurulu kümeye 2 yeni takım daha katılmıştır. Bunlar Sarı-Lacivert formalı Fenerbahçe Futbol Kulübü ile Mavi-Beyaz formalı, Rum Strugglerstir.
Fenerbahçe, ilk defa katılacağı lig için ciddi şekilde hazırlanmıştı. Bu arada, kuruluşundan itibaren, geçen 2 yılda takım bir çok kriz geçirmiş bulunuyordu. İlk üç kurucu üyeden hariciyeci Suat Beyin oğlu ve Server Paşa torunu reis Ziya, piyade feriki Galip Paşazade Umumi Katip Ayetullah futbolu bırakmış, Yenişehirli Sami Paşazade Mahmut Hüdai Beyin oğlu ve Sezai Beyin yeğeni Umumi Kaptan Necipde subay çıkıp donanmaya katılmış ve torpido eğitimi için Amerika ya gitmişti.
Yine ilk kuruculardan 6 numaralı üye kaleci Hintli Asaf da futbolu bırakmış bulunuyordu. Buna karşılık, mevcut 4 numaralı üye Midillili Mustafapaşa oğlu Galip, 5 numaralı üye Basra Valisi Hasan Beyin oğlu Hassan Sami ile Muallim Mazhar, Fethi, Nevzat, Büyük Hasan, Dalaklı Hüseyin, İngiliz Horace Armitage, Çerkez Sabri, Yahya Berki, Memiş, Hüseyin İzzi, İsviçreli Gustave Haenny ve daha genç yaşta olup okullarının Türkçe öğretmeni Enver Bey tarafından kulübe kaydettirilen St. Joseph öğrencilerinden Nasuhi ve Talat Paşanın kayınbiraderi Şefkatiden başka, kadroya yeni elemanlar dahil olmuştu. Bunlar kaleci Nuri, haf Kamil, forvet Tevfik ve Hayridir.
Bu kadro, ilk önce Dalaklı Hüseyin, onu takiben de Necipten sonra kaptanlık vazifesini üzerine alan, Galip tarafından düzenli bir idmana tabi tutulmuş; Elpis, Kadıköy, Moda, Galatasaray ve Strugglers gibi takımlarla özel maçlar yapmak suretiyle, lig arifesinde iyice hazırlanmıştı. Ancak Hasan ile Hüseyinin eski kulüpleri Kadıköye dönmeleri, Armitagenin de Galatasaraya dönerek kaptanlığa tayin edilmesi takımı yeniden sarstı ve Fenerbahçe, Galatasarayın bir kez daha şampiyonluğu kazandığı bu ligde 5. oldu.
BİR BAŞKA TÜRK TAKIMI DAHA ŞAMPİYONLUKLA TANIŞIYOR
1911-12 yılı lig maçları Kadıköy, Strugglers, Rumblers, Progres ve Fenerbahçe olarak 5 takım arasında ve iki devreli olarak oynandı. Müdafi (defans) Adnanın sert oyunundan dolayı, Futbol Komitesi Reisi J. Lafontaine tarafından boykotla cezalandırılması yüzünden, komite ile anlaşmazlığa düşen Galatasaray Kulübü bu yılın şampiyonasına girmemiştir. Buna karşılık, Moda kulübünün İngilizleri ile Kadıköy kulübü Rumlarının yeni kurdukları Rumblers ilk kez lige katılmıştır.
Bir yıl önce büyük krizler içinde dağılma tehlikeleri geçiren Fenerbahçe Kulübü, 1911 yılı ilkbaharında toparlanmış ve durumunu düzeltmeyi başarmıştır. Sonuçta yeni, genç ve dinamik üye Elkatipzade Mustafa semt semt dolaşmış ve kulübe uygun gençler kazandırmış, ayrıca Türkiyenin ilk genç takımlarını da Fenerbahçenin bünyesinde kurmuştur.
Kuşdili semt kulübü, bütün kadrosuyla Fenerbahçeye katılmıştır. Bu kulüpten Sait Selahattin, Kemal, Topuz Hikmet ve Hasan Kamil (Sporel), Yenibahçe Hastahane Çayırından Emirzade Arif, Robert Kolej öğrencilerinden Nüzhet, semtin gençlerinden Otomobil Nuri, Elpis Kulübünden Miço ve Tevfikin ısrarıyla gelen Agopyan kardeşler zayıf Fenerbahçe kadrosunu yedekleriyle beraber doldurmuş ve kuvvetli bir takım meydana gelmiştir.
Bu tarihlerde gazeteler spor hareketlerine henüz yer vermedikleri, sporla uzaktan veya yakından ilgilenen meraklıların sayısı da bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar az olduğu için, Fenerbahçe kulüp ve futbolunda görülen bu gelişmeler pek duyulmamıştı. Dolayısıyla, lig başlarken henüz hiç kimse Fenerbahçeden ümitli değildi...
Union Club (şimdiki Fenerbahçe Stadı), sahasında başlayan maçlar ilk haftalar az ilgi görürken, ligin tam manasıyla Türk ve Müslüman tek takımı Fenerbahçenin gösterdiği başarı zamanla heyecan ve seyirci sayısını yükseltti. Gerçekten; 29 Ekim 1911deki ilk maçta Kadıköyü 3-1 yenen Fenerbahçe, ikinci maçta, günün kesin fovorisi sayılan Rumblers ile çetin bir mücadeleden sonra 2-2 berabere kalmış ve halkın güvenini kazanmaya başlamıştır. Nitekim üçüncü maçını Progres karşısında 2-0 galibiyetle bitirmiş, birkaç ay önce yenildiği Strugglersi de bu defa katı bir savunma yapmaya mecbur bırakmıştır.
Fenerbahçe takımı ikinci devreye Kadıköyü bu kez 4-0 yenerek başlarken kimliğini artık iyiden iyiye değiştirmiş bulunuyordu. Takımda beraberlik tam olarak kurulmuş, futbolcuların morali de yükselmiştir. Her maçta sayısı artan taraftarlarından da güçlü bir destek görür olmuştu. Şampiyona üzerinde etkisi büyük olan ikinci Rumblers maçı 25 Şubat 1912de 1-1 beraberlikle sonuçlanırken Fenerbahçe için şampiyonluk yolu da açılmış demekti. Çünkü Fenerbahçenin 3 beraberlikle kaybettiği 3 puana karşı Rumblersin puan kaybı, 4 beraberlikle 4 idi.
Fenerbahçe bu maçtan sonra, önündeki iki engelden birincisini 17 Mart 1912de Progresi yenmekle aştı. Son maç 31 Martta Strugglers ile yapılacaktı. Bu maç olağanüstü değer ve önem taşıyordu. Rum Strugglersin galibiyeti İngiliz ve Rum Rumblersin şampiyonluğunu sağlayacağı gibi, kendisini de ikinci yapacaktı. Çünkü; Strugglers takımı Rumblerse yenilmiş, yine Rumblers ve Fenerbahçe ile berabere kalmıştı. Bu suretle 4 puan kaybeden Rumblerse karşı Fenerbahçeyi yenecek Strugglersin de kaybedeceği puan 4tü. Bu durumda, Rumblerse bir defa yenildiği için zamanın kuralı ile ikinci sayılacak, 5 puan kaybeden Fenerbahçe ise üçüncülüğe düşecekti.
Progres maçında sakatlanan savunma oyuncusu Arifin iyileşememesin sonucu olumsuz etkileyeceği korkusunu uyandırdığından; Galatasaray kulübü, sakat Arifin yerine bir ve hatta istediği miktarda futbolcu ile Fenerbahçeye yardım teklifinde bulundu. Fenerbahçenin, lig maçlarına girmeyen Galatasaraydan istediği kadar futbolcu alabilmesi o zamanın kuralları gereği mümkündü.. Bu bakımdan, yakın ilgiyi teşekkürle karşıladı. Fakat, başarı durumunda zaferinin rakipleri tarafından gölgelenmesine fırsat vermiş olmayı uygun bulmadı. Bu sebepten maça kendi kadrosu ve sakat oyuncusu ile çıkmayı tercih etti.
James Lafontainenin hakemliğinde yapılan sezonun bu son resmi karşılaşması yukarıdaki sebeplerle bütün lig maçlarının en iddialı ve heyecanlısı olmuş ve dolayısıyla, topladığı 2 bin seyirci de o tarihler için, bir rekor teşkil etmişti.
Baştan sona kadar heyecan ve mücadele içinde geçen karşılaşmayı Fenerbahçe takımı bitime 8 dakika kala, 82. dakikada attığı golle 1-0 kazandı ve dolayısıyla ilk kez İstanbul şampiyonu oldu. |
| Fenerbahçe'nin ilk şampiyon kadrosu: Ayaktakiler soldan sağa: Zeki, Mazlum (yönetici), Karnik Arslanyan, Abbas Elkatip, Mustafa Elkatip, Yahya Berki (yönetici). Orta sıra: Hüseyin İzzi, Arif, Kemal Aşkın. Oturanlar: Tevfik, Nuri, Kaptan Galip (Kulaksızoğlu), Nasuhi ve Hasan Kamil (Sporel). |
Topuz Hikmetin soldan çektiği korneri Strugglersin meşhur kalecisi demirci Vilami yumrukla savuşturunca, santrhaf Sabri, topu penaltı noktasındaki Sait Selahattin (Cihanoğlu)e aktarmış ve devrin vole şutları ile ünlü bu Fenerbahçe soliçi, arkası kaleye dönük durumda sol bir röveşata ile sol üst köşeden rakip kaleye sokmuştur. Sait Selahattin topa o derece şiddetli vurmuştu ki, sırtüstü yere düştüğü gibi, bir de ters parende atmıştı. Yalnız sonuç bakımından değil, güzellik bakımından da şahane olan bu gol, Fenerbahçenin galibiyetini dileyen çoğunluğun coşkun sevinç tezahüratı ile uzun uzun kutlanmıştır.
Fenerbahçe takımı, 8 maçlık 1911-12 yılı şampiyonluğunu böylece 5 galibiyet, 3 beraberlik ve 21 puanla hiç yenilmeden kazandı. Kalesine yapılan 5 sayıya karşı da rakip kalelere toplam 16 gol attı.
Bir dahaki yazımda Türk futbolunun baş mimarı Galatasaray ve Fenerbahçe ile bu iki klübümüze sonradan katılan Beşiktaşın başarıdan başarıya koştukları İstanbul Liginden ilginç notlar ve istatistikler vermeye çalışacağım. Futbolun bir eğlence aracı olduğunu unutmadan ve takımlarımızın ilk kuruluş yıllarında sergilediği dayanışma ile dostluktan ilham alarak futbol ve sevgi dolu günlere. Hoşçakalın....
KAYNAKÇA: Tercüman Spor Ansiklobedisi- Cilt: 3 - Dağlaroğlu, Rüştü- F.BAHÇE TARİHİ