Home page
Haber Menüsü


Untitled Document

Konu: CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı seçmenlerle buluşuyor
Konuk: CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Piriştina

Mithat Bereket: Hepinize merhaba. Bugünkü Anahtar'da yine İzmir'den, İzmir'in sembollerinden biri olan Konak Meydanı'ndan canlı yayındayız. Bugün buradayız, çünkü bugünkü konuğumuz CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan ve aynı zamanda halen Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapan Ahmet Piriştina olacak. Dünkü Anahtar'da AKP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Taha Aksoy'la konuşmuştuk ve kendisine sizlerden gelen soruları yöneltmiştik. Türkiye'nin üç büyük kentinin en önemli büyükşehir belediye başkan adaylarıyla görüşmeye ve kendilerine sizlerden gelen soruları sormaya bugünkü Anahtar'da da devam ediyoruz. Bugün de Ahmet Piriştina'ya hem 5 yıllık başkanlığı döneminde yaptıklarını ve yapamadıklarını soracağız. Hem de özellikle burada İzmir'de CHP içinde yaşananları, özellikle buranın yani Konak'ın belediye başkan adayı konusunda yaşananları ve tabi İzmir'le ilgili geleceğe yönelik somut projeleri konuşacağız. Her zamanki gibi sizler de Ahmet Piriştina'ya merak ettiğiniz soruları canlı yayında sorabilirsiniz. İzmir'in yeni büyükşehir belediye başkanı kim olacak? İşte şimdi burada İzmir'de herkes bu sorunun yanıtını arıyor. Bazılarına göre AKP'nin merkez sağın en güçlü partisi olma iddiasını kanıtlayabileceği yer ve bunu kanıtlamanın yolu buradan, İzmir'den geçiyor. Bu yüzden de Başbakan Erdoğan İzmir'e büyük bir önem veriyor. Ve AKP'nin İzmir adayı Taha Aksoy da iktidarın bu desteğini, bu kaynaklarını arkasına alıp İzmir'den başkan seçilecek. Bazılarına göre ise ne olursa olsun hiç şansı yok Taha Aksoy'un AKP'nin, sosyal demokrat oyların çoğunlukta olduğu İzmir'de CHP'nin adayı Ahmet Piriştina bu ipi çok kolay bir şekilde göğüsleyecek ve yarışı kazanacak. Biz dün AKP'nin adayı olan Taha Aksoy'la konuşmuştuk. Bugün de Konak Meydanı'ndaki bu canlı yayın noktamızda CHP'nin buradaki Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Piriştina'yla konuşacağız. Merhaba Ahmet Bey, hoşgeldiniz.

Ahmet Piriştina: Merhaba.

Mithat Bereket: Şimdi sizinle sohbete başlamadan önce izleyicilerimize sizi biraz daha yakından tanıtmak istiyoruz...

"CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Ahmet Piriştina 1952 yılında İzmir'de doğdu. Türkay Koleji mezunu olan Piriştina Fransızca biliyor. İşadamı olan Ahmet Piriştina, 1995 yılında İzmir millevtekili olarak TBMM'de görev aldı. Halen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak çalışan Piriştina, gençliğinde aktif basketbol oyuncusu olarak spor yaptı. Resim sergilerini takip eden kitap okuyan CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Piriştina doğduğu kentin takımlarını destekliyor. Evli ve iki çocuk babası olan Ahmet Piriştina halen İzmir Alsancak'ta oturuyor..."

Mithat Bereket: Şimdi her şeyden önce AKP adayı Taha Aksoy'la dün konuştuk ve satır aralarında olsun daha sonra verdiği demeçlerde olsun, bizimle yaptığı söyleşide olsun Başbakan Erdoğan'ın da ısrarla İzmir'le ilgilendiğini biliyoruz. Bunun özellikle iktidar partisinin arkasında olduğunun altını çiziyor çok ciddi bir biçimde. Şimdi sizin arkanızda iktidar yok burada. Bu sizi nasıl etkiliyor? Daha doğrusu sizin bu kampanyadaki 28 Mart'a kadar süreçteki bu yarışınızı nasıl etkileyecek sizce, nasıl bir etkisi olur? Dezavantaj mı, avantaj mı, nasıl görüyorsunuz?

Ahmet Piriştina: Ben farklı biçimde de görev yaptım, 56, 57, 58, 59'uncu hükümetlerde ben belediye başkanıydım. Gerek tek başına DSP iktidarında, gerek koalisyon iktidarında gerekse AKP iktidarında özellikle kaynaklar itibariyle, gelirler itibariyle, bürokratik ilişkileri kurmak itibariyle, siyasi otoriteyle diyaloglarda herhangi bir sorun yaşamadık. Benim bir dönem önce milletvekilliği yapmış olmamın burada çok büyük bir avantaj olarak görüyorum. Çünkü şu an ki kabinede bile görev yapan, bakan olarak görev yapan birçok arkadaşlarımızla o dönem birlikte parlamentoda olduk. TBMM'de olduk. Bürokrat arkadaşlarımızı da tanıyoruz. Zaten bu tür yararlar ancak böyle alanlarda söz konusu olabilir. Yani ilişkilerin iyiliğine dayanarak biraz daha işlerin hızlanması gibi faydaları olabilir. Yoksa bizim gelirlerimiz, diğer bütün şeyler kanunlarla tanımlanmıştır, yönetmeliklerle tanımlanmıştır. Alacağımız paylar, genel bütçeden alacağımız paylar bellidir. Büyükşehir belediyesi olmak nedeniyle aldığımız vergilerden alınan paylar bellidir ve bunlar da genel kurallar çerçevesinde işler ve herkese eşit uygulanır adil uygulanır. Bu anlamda zaten hiçbir zaman bir sıkıntı olmadı. İlişki itibariyle de ben AKP hükümetiyle de hemen hemen birçok ortak proje yürütüyoruz. Yani bizim yönetim anlayışımız da uyuma dayanışmaya dayanan bir yönetim anlayışı, birlikte hareket etmenin yaratacağı sinerjiyi elde etmeye yarayan bir anlayış. Ve bu doğrultuda da bugüne kadar bütün sosyal hizmetler genel müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı birimler, Kültür Bakanlığı'na bağlı birimler, Gençli Spor Genel Müdürlüğüne bağlı birimler, hepsinde son derece uyumlu bir çalışma götürdük. Herhangi bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Kampanya sürecinde böyle bir izlenim verilmeye çalışılıyorsa onu da işte böyle geçici böyle bir aylık bir siyasi taktik olarak falan değerlendirmek lazım.

Mithat Bereket: Peki bu devam eder mi seçimden sonra da? Yani çünkü şunun için; Başbakan Erdoğan sanki kişisel olarak İzmir'le ilgileniyor gibi, sanki burada sizin karşınızda sadece Taha Aksoy yok, Başbakan Erdoğan da var..

Ahmet Piriştina: Yani işte kişisel olarak kişilerle ilgilenmeyip İzmir'in bütünüyle ilgilenirse aslında iyi bir zemindir bu iyi bir platformdur. Seçim zamanları insanların ilgilerinin daha yoğunlaştığı bir süreçtir. Bu dönemde İzmir'e ilişkin sorunlarla Sayın Başbakan ilgilense çok yararlı olacak. Ancak Sayın Başbakan'ın İzmir'i hiç düşünmediğini, İzmir'e çok ilgili davranmadığını yaptığı açıklamalardan da anlıyoruz. İzmir'e ilişkin bir vizyon ortaya koymuyor, İzmir'e ilişkin hiçbir somut proje ortaya koymuyor.

Mithat Bereket: Oysa liman özelleştirilmesi...

Ahmet Piriştina: Ne alakası var, liman özelleştirilmesi bir proje midir, bir yönetim biçimidir, onu bu halde de yönetirsiniz o halde de.. İzmir limanın olacak, bunun üzerine bir şey söylerseniz bu bir projedir. O zaman proje olur bu. Yoksa liman özelleştirildi, hayır ben olsun olmasın demiyorum ama teknik bir şeydir, bu bir yönetim biçimidir. Biz böyle yönetilmesini uygun görüyoruz, daha verimli çalışır dersiniz, bu başka bir şeydir. Bırakın İzmir'le ilgili hiçbir somut bir öneri bir proje olmamasını mevcut projelerimiz de durduruldu ama bunun bizimle alakası yok. Yani belediye projeleri yürüyor, belediye projelerinde sorun yaratılmıyor, belediye hizmetlerini götürebiliyor. Ama malesef kuzey aksındaki bizim periferimizi, çevremizi bağlayacak kuzey aksındaki karayollarının çalışması durmuş vaziyette, yürümüyor. Yani double yol öncelikli dendi, buna kaynak ayrılmıyor. Yani bunları yapmak lazım, yürüyen projeleri yürütmek lazım. Yeni projeler ortaya koymak lazım, yönetim biçimi başka bir şeydir, onu yani özelleştirirsiniz, özelleştirmezsiniz.. O konuda da mutlaka söylenecek şeylerimiz vardır ama yani onu bir proje olarak görmemek lazım, onu bir vizyon olarak görmemek lazım. Sayın Başbakan İzmir'i Türkiye'nin yıldızı yapacağım diyor. İzmir zaten Türkiye'nin yıldızı veya Türkiye'nin yıldızı Konya olsa ne farkeder, İzmir olsa ne farkeder.. Yani bir ülkenin içinde bir kentin yıldız olması bir vizyon mudur.. Biz diyoruz ki biz Akdeniz'in yıldızı olacağız, kültür sanat merkezi olacağız, fuarlar kongreler şehri olacağız. Burası tarihinden gelen bir kimliği vardır, liman şehridir, ticaret şehridir. Turizm kenti olacağız diyoruz. İşte bizim ortaya koyduğumuz vizyon bu. Sayın Başbakan fazla ilgili davranmamış İzmir'e, fazla duyarlı davranmamış. O açıdan keşke dediğiniz gibi biraz ilgilense İzmir'le, duyarlı olsa bu dönem iyi bir dönemdir, seçim dönemi siyasilerin bu tür sorunlara, bu tür projelere daha çok yoğunlaştığı bir dönemdir. Ben ondan çok memnun olurum Sayın Başbakan'ın eğer böyle bir ilgisi olursa İzmir'e yönelik. Ona da vesile olduğum için ayrıca ikinci bir mutluluk daha duyuyorum.

Mithat Bereket: Ama sanki gerçekten siz olmadı diyorsunuz ama şu anda yaptığı açıklamalar olsun, hani hep biz iktidarız, geleceğiz İzmir'e yatırım getireceğiz, İzmir'e bir sürü şeyi getireceğiz sinyalleri geliyor. En azından bizim konuştuğumuz kadarıyla halk böyle algılıyor. Bugün de gazetelerde bir anket yayınlandı, genelde halk belediye başkanının iktidar partisinden olmasından yana yüzde 56. Sizce bu İzmir'e de yansır mı, İzmirli seçmen nasıl görüyor?

Ahmet Piriştina: Ondan daha büyük bir rakam var orada, yani ondan daha büyük bir rakam adaya göre oy vereceğine ilişkin bir rakam, esas oradan hareket etmek lazım. Bence görülmesi gereken o. İzmirliler bunu çok iyi biliyor. Az önce söylemeye çalıştığım gibi, ben 5 hükümet görmüş bir belediye başkanıyım; 56, 57, 58 ve 59. Ve bunların da temel farklılıkları var. Tek başına hükümetler, koalisyon hükümetleri ve AKP iktidarında da hemşehrilerimizin hiç öyle bir kaygısı olmasın. Tam tersine hatta belki bunun başka yararları da oluyor. Bunun tersi de variptir, yani aynı iktidardan olmak.. Peki nasıl olacak o zaman, AKP hem Türkiye genelinde çok büyük bir başarı edeceğini düşünüyor hemde bütün bunlara ayrıcalıklı ir muamele yapacağını söylüyor. Diğer kendi kazandığı belediyeler ne yapacak o zaman? Böyle bir şey olması mümkün mü? Tam tersine eğer bu söz konusu olan beyanın birinci kısmı doğruysa Türkiye genelinde bir başarı kazanacaklarsa eğer bunu İzmir'de kazanamayacaklarını düşünüyorlarsa ki öyle yani kendi kaaantleri de u doğrultuda, beyanları da bu doğrultuda, İzmir'e çok daha özel bir önem verecekler, farklı bir siyasi partinin belediyesi olsa dahi.

Mithat Bereket: Burada tabi son bu konuyla ilgili sormak istiyorum. Çünkü sorular geldi bu konuda. Hani İzmirli seçmen genelde iktidarın partisine gidiyor deniyor son özellikle işte Özfatura ANAP'la başlayan 83 seçimleri, sonra işte sol-sağ, tekrar DYP, sonra son olarak DSP sizin gelişiniz ve iktidardaki rüzgarla geldi Piriştina deniyor. Bunun etkisi var mı gerçekten?

Ahmet Piriştina: Doğrudur, yani son 99 seçimleri zaten genel yerel seçim birlikte yapıldı. Tabiki genelde alınan oy oranını yerelde de almak veya başarıyı göstermek çok doğal. Ama buna rağmen yine de yerel seçimlerde çok büyük bir oranda yani İzmir özeli bunun tam tersini gösterir, çok büyük bir oranda geçtiğimiz seçimler de dahil olmak üzere adaya göre oy verme şeyi çok yaygındır. Kaldı ki 3 Kasım seçimlerine de baktığınızda CHP İzmir'de çok büyük bir başarı elde etmiştir. Yüzde 30'un üzerinde bir oy almıştır. CHP'nin üyesinin çok olduğu bir kenttir, yandaşının çok olduğu bir kenttir, sempatizanının çok olduğu bir kenttir, oy verenin çok olduğu bir kenttir. Ayrıca da bu seçimin de bir farklı özelliği var; bu kez biraz daha cumhuriyetin temel ilkelerine duyarlı diğer siyasi hareketlerin de AKP'nin bu 1.5 yıllık çalışmalarına da bakarak kuruluşundan başlayarak ve söylemine bakarak bu kez oylarını CHP'de toplama gibi de bir eğilim içinde olduğunu görüyoruz.

Mithat Bereket: Şimdi tabi CHP'nin oylarının fazlalığından bahsettiniz ama bir anlamda da İzmir'de bakıyoruz gerçekten sanki bir karışıklık var burada CHP'nin içinde. Yani İl Başkanı Alaaddin Yüksel istifa etmek istiyor belirlenen adaylar konusunad tepkili olmadığı yolunda bir haber çıkıyor, istifa etmek istediği sonra kendisini sizin ikna ettiğiniz söyleniyor. Sonra buradan, Konak'tan belediye başkan adayı olarak gösterilenin gösterilmesinde sıkıntı çıkıyor, sonra çekiliyor tekrar sıkıntı çıkıyor. Yani ne oluyor CHP'de, burada bir sıkıntı var mı geçrekten? Balçova'da 200 kişi istifa ediyor CHP'den adaylara tepki olarak..

Ahmet Piriştina: Şunu sizinle içtenlikle paylaşayım; İl Başkanı, belediye başkanı, yerel merkez düzeyinde herhangi bir uyumsuzluk, herhangi bir kırgınlık söz konusu değil. Ama dediğiniz gibi bu siyasi partilerimizde genelde her zaman olan şeydir. Bu adayların belirlendiği süreçte herkes bu işi daha iyi yapacağına, kendi değerinin bunu yapmaya uygun olduğunu düşünerek bazı kırgınlıklar yaşanır. Bu bütün siyasi partilerde olur ve her seçimde olur. Yani buna benzer şeyler olmuştur ama bu il başkanı, büyükşehir belediye başkanı, genel merkez arasında herhangi bir uyumsuzluk olduğu anlamına gelmemektedir, tam tersi gerçektir. Son derece uyumlu bir çalışmamız var. Mesela bir aday arkadaşımızın çekilmesi söz konusu oldu, çok değerli bir arkadaşımız, çok çalışkan, yeni bir yüzdü, bayandı, gençti. Onun olmasını istedik. Ben de özellikle istedim. Ama arkadaşımızın da tabi böyle bir süreç içinde işte bu tür az önce söylemeye çalıştığım gibi gerginliklere rağmen aday olma istememe gibi bir durum oldu.. Ama CHP çok değerli bir arkadaşımızı yine orada merkez yoklamasıyla gösterecektir, yolumuza devam edeceğiz.

Mithat Bereket: Fakat çekilirken Dilara Ersözlü, Piriştina'ya zarar vermemek için çekiliyorum dedi. Yani neden çekildi o zaman, size nasıl zarar verirdi ki?

Ahmet Piriştina: Çok doğal, sadece o kardeşimiz değil, şu anda İzmir'de çok geniş kitleler Piriştina'ya zarar vermeme duyarlılığını gösteriyorlar, çünkü 5 yıllık bir çalışmamız var. Bu kentin kazanımları var, bu kentin çehresi değişti, bu kent değişiyor, bu kent vizyonu doğrultusunda, hedefleri doğrultusunda yapılan projeler var, bunların devamını istiyor birçok arkadaşımız. Hele böyle sorumluluk duygusu yüksek arkadaşlarımız çok doğal olarak...

Mithat Bereket: Kalsaydı size nasıl zarar getirebilir, çünkü sizin istediğiniz bir aday.

Ahmet Piriştina: Hayır hayır, böyle bir gergin ortamda görev yaparsam yeteri kadar yararlı olamayacağım anlamında anlıyorum ben bunu. Yoksa arkadaşımız mesela başka bir yaklaşım da gösteriyor orada. Yani bu adaylıktan çekilirken gidip partiye üye oluyor ve ben şimdi esas siyaset benim için şimdi başlıyor diyor, bu benim için çok sürpriz oldu diyor, hazırlıksız yakalandığım için ben bunu sürdürmek istemiyorum diyor. Ama bundan sonra da ben bu partide, bu dünya görüşünde bu anlayışta aktif siyasete de ileriki yıllarda tekrar girmeye hazırım diyor.

Mithat Bereket: Peki pek çok soru geliyor, Konak'tan kim olacak sizce aday? Daha doğrusu sizin gönlünüzden kim geçiyor, bir isim verebilir misiniz?

Ahmet Piriştina: Yani çok yakın bir süre, zaten sonuçlandırmak lazım. Biliyorsunuz merkez yoklamasıyla tespit ediyoruz belediye başkanlarımızı. Zannediyorum bugün veya yarın en geç iki gün içinde bu tamamlanmış olur.

Mithat Bereket: Bütün bu karışıklık CHP içinde, yani merkeze bakıyorsunuz Genel Başkan Yardımcısı Eşref Erdem'in de sıkıntısı var, istifa ediyor etti, etmedi gitti şimdi tekrar geliyor oluyor. Denizli'de bir sıkıntı yaşadı. Yani bütün bunlar ve buradaki bu tartışmalar sizin yarıştaki konumunuzu ne kadar etkiler sizce?

Ahmet Piriştina: Bunu CHP için söylemiyorsunuz değil mi...

Mithat Bereket: CHP için..

Ahmet Piriştina: Olur mu canım, AKP'den milletvekili istifa etti. Yani söylüyorum, bu yani siyasal yaşamımızda her zaman olmuştur ve her siyasi partide olmuştur. Yani ben de çok uzun yıllardır aktif siyaset yapan ve siyasetin çevresinde olan bir insanım. Yani her seçim döneminde yaşanan şeylerdir. AKP'de olmuyor mu, diğer siyasi partilerimizde olmuyor mu.. Bunlar olması istenmeyen şeylerdir, o partiler de istemez, CHP de istemez. Ama tabiki burada bir iyi niyet vardır, burada herkes daha iyi hizmet için düşünceleri vardır, görüşleri vardır. Bunlar olmadığı zaman, zaman zaman kırgınlıklar olabiliyor.

Mithat Bereket: Şimdi biraz da somut projelere geçelim aslında sıkıntılara, pek çok özellikle başkanlıktan gelip adaylık istediğiniz için ne yapmadığınızla değil neler yapamadığınızla ilgileniyor gelen sorular. Hani neden yapamadı, neleri yapacak.. Bunlar ıneden yerine getiremedi? Her şeyden önce metro var, çok fazla soru var, metro neden yarım kaldı, neden Üçkuyular'a kadar gitmiyor? Neden park ve ağaçlandırmayla uğraştı, yani makyajla uğraştı diyor Bedri Sezen, ama metroyu bitiremedi..?

Ahmet Piriştina: Metroda geldiğimiz noktayı biliyorsunuz herhalde, 11.5 kilometrelik hattımızın son bölümü, son inşai bölümü bizim dönemimizde yapıldı ve işletmeye de aldık. Gerçekten örnek bir işletmedir, çok da yakınımızda istasyonlar. Bilmiyorum gezme olanağını buldunuz mu.. Gerçekten muhteşem bir işletmecilik var. Ve de tabiki bu yeterli değil 11.5 kilometre ve 600 milyon dolara mal oldu bize. Biz şimdi diyoruz ki çok daha az bir yatırımla ki çalışmalarına başladık, ihalesini sonuçlandırdık, önümüzdeki günlerde inşai faaliyetler başlıyor. Mevcut demiryolu hattını, Devlet Demir Yollarımızla birlikte metro standardına çıkartarak 80 kilometrelik bir hattı Aliağa'dan Menderes'e kadar metro standardına çıkardığımız takdirde 100-150 milyon dolarlık bir inşai faaliyete ihtiyacımız var. Günde ortalama 550-600 bin yolcu taşırız.

Mithat Bereket: Bunu tabi neden yapamadınız, onu soruyor, neden?

Ahmet Piriştina: Bu süreç, bu kolay mı.. Yani bunun devlet planlama aşaması var, uygulama projeleri yapılıyor, hazineye gidiyor, önce dış kaynaklardan yararlanmak istedik, bu hükümetimizin genel politikası çerçevesinde yerel yönetimlere bu kefaleti vermemesi söz konusu, geçtiğimiz Mart ayında çıkmıştı bunun Avrupa Yatırım Bankası'ndan kredisi, 4 sene ödemesiz ve 20 yıl vadeli yüzde 4-5 dolayında bir faizle kredi ama genel bir politika var, hiçbir yerel yönetime bu hazine kefaleti verilmiyor. Biz kendi kaynaklarımızı kendimiz hazırladık.

Mithat Bereket: 3 yıldır DSP iktidarı, daha DSP'nin ortak olduğu...

Ahmet Piriştina: Ama işte bir süreç, o süreç tamamlandı. Yani böyle oluyor bunlar, fizibiliteye dayanan işler. Böyle gece aklıma geldi sabah kalktım yaptım diye bir şey olabilir mi.. Ve de ayrıca Üçkuyular hattı çok önemli. Biliyorsunuz o projenin ilk orjinali Üçkuyular'dan başlardı, geçtiğimiz dönemde Sayın Özfatura onu Üçyol'a aldı, Üçyol-Bornova olarak düzenlendi. Üçyol-Üçkuyular'ın da mutlaka yapılması lazım. Çok önemli bir noktadır. Sadece Üçkuyular'a kadar giden kesimi değil ayrıca Yarımada'yı da kucaklayacaktır. Yani Çeşme, Seferhisar, Karaburun, bütün alanlardan bir transfer istasyonuyla oradan otobüslerle, farklı araçlarla, binek arabalarla gelerek orada park ederek metro sistemimize katılma olanağı yaratılacaktır.

Mithat Bereket: Bir başka soru Cemal Arıkanlı'nın sorusu; Yollar köstebek çukuru gibi, yağmurda gerçekten zorluk çekiyoruz, çukurlar delikler var. Bir de yol daraltmadan çok fazla yakınan var. Yol daraltması, çok ciddi anlamda yollar daraltıldı diyenler de var.

Ahmet Piriştina: 2.5 milyon asfalt döküldü benim dönemimde ve yollar öyle nerede köstebek yuvası gibi, nerede gördünüz, nerede...

Mithat Bereket: Cemal Arıkanlı söylüyor..

Ahmet Piriştina: Cemal Arıkanlı söyler, herhangi birisi söyleyebilir böyle bir şeyi. Yollar da daraldı denebilir, yolları bir standarda getirmek ve daraltmayı birbirine karıştırmamak lazım. Bizim ulaşım sistemimizi tabiki bizim uluslararası ilişkilerimiz de çok. Özellikle şimdi bilet sistemiyle ilgili..çevresinde Amerikan Ticaret Ajansı çerçevesinde uzmanlar geliyorlar, bu kadar kısa zamanda bu kentteki bu ulaşımdaki bu bütünlük, bu dönüşümün nasıl sağlandığını hayretler içinde bakıyorlar. Türkiye'de birçok şehrimiz kent içi ulaşımda örnek gösteriliyor, trafik kazalarındaki oranlarımız düştü aynı yollarda. İçişleri Bakanlığımız İzmir kentinin görülmesini tavsiye ediyor. Yani bu kadar şey olurken böyle birisi aklına bir soru gelmiş, yahu köstebek yuvası gibi, siyasi amaçlı.. Niye bu 5 senedir söylenmedi de şurada seçime 20 gün kala.. Nerede gördünüz köstebek yuvası, ben bulamıyorum.

Mithat Bereket: Güzelyalı'da ve bazı yerlerde var..

Ahmet Piriştina: Efendim bir yerde çalışma varsa, oradan bir kanal geçiriliyorsa, bir içme suyu şebekesi yenilenmesi söz konusuysa tabiki oralarda o anda bir geçici olarak bir zemin bozukluğu söz konusu olabilir. Yol daraltması ne demek, hangi yol daraltılmış, hiç bir daraltma yok. Hepsi standarda getirtiliyor. Yani şerit sayısı azaltılmıyor, iki şeritse iki, üçse üç. Ama şimdi ben onları size yerinde gösterebilirim o daralma denen, o yapılan şeylerin ne zannedildiğini. Veya 3 şeritli yol 2 şerite düşürüldü dendi geçenlerde de bir yer. Yahu diyoruz oraya sola dönüş çizgisi var, orada parklanmalar var, bunları bir standarda getiriyoruz, düzenliyoruz ve trafiği çok daha rahatlatıyor, yüzde 50 kazalar azaldı İzmir'de.

Mithat Bereket: Yine yollarla ilgili devam edelim. Hüseyin Günerkan diyor ki; Yeni yapılan Konak'ta Bornova'daki düzenlemelerde kaldırım taşları çok kalitesiz. Sürekli dönüyor ve çamur sıçratıyor. Yani Avrupa'da olsaydı mahkemelik olurdu belediye bu taşlarla, bu kaldırım taşlarıyla, yeni yapılan taşlar kaldırımlar neden böyle ve ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Ahmet Piriştina: Yapmayın, neden böyle bunu kabul etmem lazım benim, yani ben arkadaşımız belki bir gerçeği yansıtan bir noktası vardır bir noktada bir bozulmuş bir kaldırım taşı olabilir o başka bir şey. Şu bulunduğumuz Konak Meydanı'na bir çakalım da birlikte bakalım. Anadolu'nun her yerinden gelen nadide taşlarla düzenlenmiş bir meydandır burası. Yani bu meydan tarihi kimliğine uygun bir şekilde, şu yaşamı görmüyor musunuz, insanlar denizle buluştular bu kıyıya insanlar çıkmazdı, cıvıl cıvıl baksanıza. Ama biz diyoruz ki bu da yetmez, bu kadar değil bu kadar daha turist getireceğiz İzmir'e diyoruz. Şuradaki canlılığı bir görmüyor musunuz o taşların kalitesini standardını görmüyor musunuz.. Ha bir yerde olabilir, belki bir uygulama hatası olabilir, belki orada bir kalitesiz, arada bir üretim hatası olabilir, bir şey olabilir, o da mümkündür. Ama geneline baktığınızda kalitesiz taş demek mümkün müdür bunlara..

Mithat Bereket: Bir de tabi doğalgaz konusu var, hemen ona geçelim. Çok ciddi anlamda... Neden İzmir'de halen doğalgaz yok, neden hava kirliliği görünüyor? Gerçekten geçenlerde bayramda ben bir daha buradaydım ve akşamları kömürden dolayı zamanında Ankara'daki hava kirliliği gibi bir kirlilik görüyoruz. Tabi burada yine sizden beklentiler var ama doğrusu bilgilendirilmemiş de olduğunu görüyoruz. Neden doğalgaz hala 5 yıldır gelemedi?

Ahmet Piriştina: Bu soruları başka birisi sorsa bana çok mahsur görmeyeceğim ama Mithat Bereket sorunca hakikaten ben de şaşırıyorum.

Mithat Bereket: Çok fazla soru var bu konuda, sizden çözüm bekliyorlar.

Ahmet Piriştina: Siz bunları bilerek sormanız gerekir diye söyledim. Şimdi bakın ben göreve gelir gelmez doğalgaz zaten geldi şu anda İzmir'e doğalgaz geldi ve sanayi kullanımına da geçiyor. Şimdi bunun hemen girişimlerini yaptık ve başlattık. Ancak bu arada TBMM'de bir yasal düzenleme yapıldı ve bu düzenleme çerçevesinde belediyelerin buradaki rolü sadece o şirketlere yüzde 10 bedelsiz ortak olmak ve eğer bedelini ödüyorsa da yüzde 10 pay almakla sınırlı kalındı. Bizim yapabileceğimiz bu aşamada tek bir şey vardı; enerji kurumuna müracaat etmek. ..Mutabık kaldık ve kendilerine bu müracaatı yaptık, şimdi izlenecek süreç şu; bazı firmalar, kimse ilgiliyse enerji dağıtım ağıyla, doğalgaz dağıtım ağıyla hangi firma ilgiliyse o firmaların bir rekabet ortamında bir ihaleye girip İzmir'in şebeke ihalesini almaya kaldı. Biz doğal olarak bu işin içinde olacağız, yüzde 10 bedelsiz, eğer istersek yüzde 10 bedeliyle. Yani böyle bir görevlendirmemiz yok. Arkadaşlar tabi izleyemiyorlar. Biraz da birikim ister, bilgi ister, çalışma ister. Yani emek ister böyle, yani patadanak.. Çok geç de gelişiyor, bazı şeyler çabuk gelişiyor. Konuları bilmeden, yasal zeminini bilmeden arkadaşlarımız da diyorlar ki işte yahu niye doğalgaz gelmedi.. İşte yasal düzenleme ortada, hükümetin tutumu ortada, hükümet bu konuda bir girişimi var, enerji kurumuna bir talimat vermiş, enerji kurumu da bu çalışmaları sürdürüyor. Ama bizim başka enerji kaynağımız var jeotermal.

Mithat Bereket: Onu da soracağım, onu ne zaman kullanacaksınız?

Ahmet Piriştina: Orada da bize düşen bir şey yok. Ancak vilayetle, sayın valimizle de daha önceki mutabakatlarımız çerçevesinde orada da görevlendirme bizde değil. Ama il özel idarenin de bugüne kadar yaptığı çalışmalar var. Yalnız belediyelerin katılımıyla, belediyenin dinamiğiyle daha yaygın bir hale gelmesi mümkün bunların ve bu açıdan Balçova belediyesi, büyükşehir belediyesi ve vilayetle, il özel idareyle birlikte doğru olan budur, çevreci olan gaz budur, tükenmeyen budur. Daha dışa bağımlı olmayan gaz budur. Ve bütün bu özelliklerini aldığımızda ve İzmir'deki bu zengin potansiyeli düşününce bizim doğalgazdan önce jeotermale ağırlık vermemiz gerekiyor ve kendimizi görevli kılacak girişimleri yapacağız bu konuda.

Mithat Bereket: Bir başka soru Kaya Güner'in sorusu, diyor ki; Gecekondulaşma konusunda ne yapacaksınız, nasıl önleyeceksiniz? Çünkü İzmir çok göç alan bir şehir..

Ahmet Piriştina: Çok fazla göç alan bir kent, tabi 60'lı yıllardan sonra 10 kat büyüyen bir kent. Ve bu doğrultuda da çalışmalarımızı ağırlıklı olarak bu dönemde kent yenileme üzerinde kuracağız. Bizim önceliğimiz heyelan bölgeleriyle ilgili... Bu bölgelerle ilgili kent yenilemeyi birinci sırada tutuyoruz. Onun yanında artık İzmir'de konut açığı da yok aslında bakarsanız. Çağdaş koşullarda olmayan konutlar var. Bunu düzenlemek için yine milli emlak genel müdürlüğümüzden tahsis edilmiş il özel idaremize bin dönümü aşkın bir alanımız var İzmir'in işte Uzundere yakınları diyeyim size, Limontepe-Uzundere arasındaki olan bir bölgede şu andaki dünya üniversite oyunları köyünü yaptığımız yere yakın bir yerde, burada yapılacak kent yenileme projeleriyle bu süreci de başlatmış olacağız.

Mithat Bereket: Tabi varoşlardan hep bahsediliyor ve sanki varoşlar burada CHP'nin yumuşak karnı gibi gösteriliyor. Sizin hatta konuştuk birkaç tane, sizin çok fazla gelmediğinizden yakındı oradakiler. Böyle bir şey var mı? Neden gitmediniz? Veya yeni dönemde nasıl bakıyorsunuz varoşlara? Yani varoşlardan bizi izleyenler şu anda size neden oy versinler?

Ahmet Piriştina: Şimdi benim İzmir'de ayağımı basmadığım yer yok, hemde birkaç kez basmadığım yer yok. Eğer beni görmeyen varsa o gün denk gelmemiştir, orada karşılaşmamıştır. Ben çok gezen, İzmir'in merkezinden, merkezden uzak alanlara çok sık giden ve oralarla çok sıcak temasta bulunan, özellikle oradaki mahalle temsilcileriyle, muhtarlarla çok yakın bir çalışma anlayışında kenti yönetmiş bir arkadaşınızım. Ve bu anlayış doğrultusunda da oradaki sorunların hemen hemen acil olanların çoğu çözüldü. Yani bakın şimdi biz 159 kilometre dere yatağı ıslah ettik. Bu dere yataklarının içinden eskiden pis sular akıyordu. Bu pis suları bir kapalı sistem içine aldık. Peki bunun oradaki yaşayan insanlarla ne alakası var? Her bakımdan alakası var. Kokusuyla, sivrisineğiyle, hastalığıyla her bakımdan alakası var. Bunlar kapalı sisteme girince, o dere yatakları ıslah edilince artık insanlar kokudan uzak, sivrisinek, sinek yuvası olmayan bir bataklığın dışında yaşama koşulunu sağlamış oldular. Otobüs filomuzu yeniliyoruz, bu otobüsler oraya çalışıyorlar. İçme suyu şebekelerinin tamamı yenilendi, bütün yollar asfaltlandı. Bunun yanısıra bir yağmurda, bir selde, en ufak bir yağmurda selde olumsuz etkileniyordu bu insanlar ve bu yağmur suyuyla mücadele çerçevesinde yapılan kanallarla artık taşkınlardan endişe duymaz hale geldiler. Eskiden İzmir'de...30 kilo yağmur yağdığı zaman insanlar evlerinden çıkarlar, evin içine su girerdi. Şimdi geçtiğimiz günlerde 60 kilo yağmur yağdı, bir damla su almadı evler. Kemeraltı esnafı geceleri uyuyamazdı bile yağmurda, Kemeraltı'na su girerdi. ..Güzelbahçe'ye kadar kentin her noktasında böyleydi. Şimdi bunlar olmazsa olmaz unsurlar. Hangi çalışmayı yapmayı isterseniz de burayı halletmeden buraya gelemezsiniz. Ama şimdi biz bunları sosyal kampanyalarla da destekliyoruz. Göreve geldiğim ilk günden itibaren okullarımızın bakım, onarım, çevre düzenini ele aldık ve bütün ilköğrenim okullarımıza girdik, liselerimize girdik, üniversitelerimize girdik. Geçtiğimiz yıl bunlarla ilgili sağlık taramaları başlattık, sadece tanı koymuyoruz, alıyoruz hemşehrilerimizi çocuklarımızı Eşrefpaşa hastanesinde gözlük lazımsa gözlüğünü veriyoruz, diş tedavisi lazımsa diş tedavisi, ameliyat lazımsa ameliyatını yapıyoruz. Evdeki kardeşini de getir diyoruz, evdeki amil anneni de getir diyoruz. Sen sosyal güvenlik şemsiyesi altında değilsen, muhtelif kampanyalar, süt kampanyaları, diğer kampanyalar.. İşte şimdi tebeşir tozundan kurtaralım dedik, bugün yeni bir kampanya başlattık, okullarımızın kara tahtalarını değiştiriyoruz. Bunları tabi görmek, bilmek lazım. Ama bunla bitmez. Yani ülkemizdeki bu zor ekonomik koşullarda sosyal kampanyalara ağırlık vekmek lazım. Ama dediğim gibi olmazsa olmazları vardı. Alt yapı, ulaşım, kanal sistemi, yağmur suyu şebekesi, içme suyu şebekesi.. Şimdi bunlar bitti. Şimdi sosyal kampanyalar ve kent yenileme projeleri çok daha büyük bir ağırlık kazanacak ve de bir hedefimiz var; bir kimlik koymuşuz İzmir'e, tek kimlik biçemezsiniz İzmir'e ve ortak vizyon koymuşuz, ortak akılla bulmuşuz, üniversitesiyle buluştuk, işadamıyla buluştuk, sendikasıyla buluştuk, siyasetçisiyle buluştuk.. Hedef yüksek teknolojiden yararlanan bir sanayileşme kent olsun istiyoruz, turizm ticaret kenti olsun istiyoruz, tarihi boyunca bir liman kentidir, bu liman Türkiye'nin Avrupa'ya açılan penceresidir, burası bir liman kentidir, kültür sanat merkezi olmalıdır, fuarlar kongreler şehri olmalıdır diyoruz ve gereğini de yapıyoruz ve gereğini de yapacağız. Fuarlar kongreler şehri diyoruz, fuar sergi alanınız olmadan fuar şehri olabilir misiniz.. Bakın şimdi bizim enternasyonal fuarımız çok büyük bir birikim ama dünyada fuarcılık değişiyor. Fuarcılık değişince iktisat fuarları öne çıkıyor. Bizim fiziki yapımız iktisat fuarına uygun değil, dağınık dağınık, bu ay sonu bitiyor, 15 gün sonra bitiyor, 25 bin metrekare.. Çok güzel bir örnek...

Mithat Bereket: Bunu soracağım, çünkü Erdem Şahin, kültür parkının İzmirlilerce tüm yıl boyunca daha aktif kullanılması için neler yapacaksınız, projeler nelerdir?

Ahmet Piriştina: Müthiş bir kültür parkı, bitiyor, ikisi bu ay bitiyor.Yani hem bu söylediğim sergi alanı bitiyor ve kültür parkının 400 dönümlük kısmı boşalıyor, oradaki yıkımlar başladı, bugün itibariyle başladı ve de kültür parkının içine ismine de uygun bir şekilde kent tarih müzesini taşıyoruz, bir hafta sonra onu da açıyoruz. Kentin içinde, İzmir Sanat, İsmet İnönü Kültür Merkezi, Tarih Müzesi, Sanat Müzesi ve 400 dönümlük bir yeşil alan, 30 dönümlük bir kısmında da 25 bin metrekarelik bir sergi alanı. İşte ihtisas fuarları, mermer fuarı uluslararası boyutta çarpıcı ses getiren bir fuar. Biz burası kültür sanat kenti olsun derken onun gereklerini de yerine getiriyoruz. Nedir onun gerekleri? İşte Adnan Saygun kültür merkezini yapacağız bu dönem, yarışmayla projesini elde ettik bir aşamaya geldik. İzmir Sanat'ı yaptık, İsmet İnönü'yü senfoni orkestramıza tahsis ettik, belirli yine diğer kurumlarımızla, diğer tarihi dokumuzla, diğer kültür sanat kurumlarımızla dayanışma içinde olduk, hepsini, devlet opera balemizi, tiyatromuzu, hepsini destekledik. Ama şimdi eksikleri ne varsa bu vizyona doğru, bu hedefe doğru onlar da bu dönemde yapılıyor.

Mithat Bereket: Şimdi tabi bulunduğumuz yerde Konak'la ilgili ve İzmir'e gelir gelmez kiminle konuşsak herkesin en çok merak ettiği bu bir; çevre yolu ne olacak? İki; şehir içi ulaşımı nasıl halledilecek? Mesela Onur Tokuç'un bir sorusu var, diyor ki; Tamam Sayın Piriştina'nın icraatlarını ben beğeniyorum ama Karşıyaka'ya yeni çevreyolu yok, bu ne zaman bitecek? Ben çevreyolu istiyorum, tamamlanmasını istiyorum. Aynı zamanda kent içi ulaşımı nasıl halledecek? Seçim kampanyasında 99'da ben buraları yeşil alan yapacağım, kordondan yol geçirmeyeceğim dediniz, yeşil alan yaptınız. Bu konudaki kararlılığınızı devam ettirecek misiniz? Nasıl çözeceksiniz?

Ahmet Piriştina: Buna ilişkin Sayın Başbakan'la arzettik durumu, yani kuzey aksıyla ilgili çevreyolununbir an önce tamamlanması talebimizi Sayın Başbakan'ın İzmir'e yapacağı çok önemli katkılardan bir tanesidir bu. Eğer oradaki karayollarına bu tahsisat sağlanırsa gerçekten hemşehrimizin söylediği gibi çok önemli bir katkı, çok değerli bir katkı olacaktır. Az önce benim söylediğim Menderes'ten Aliağa'ya kadar metro standardına çıkarılacak demiryolunu da tamamlarsak 550 bin yolcu taşıyabilmeyi öngördüğümüz bu hattı tamamlarsak bu hat ve o kuzey aksının çevre yoluyla birlikte inanın size çok iddalı bir şekilde söylüyorum; kent içinde trafik ulaşımı diye bir sorun olmayacaktır. Ayrıca şunun da altını çizmek isterim. İzmir'de gerçekten sizin diğer büyük kentlerimizde alıştığınız ciddi bir trafik sorunu yoktur. İzmir'de sabah akşam saatlerinde Konak Meydanı, Karşıyaka'ya giden Altıyol, hemşehrimizin söylediği nokta, bu gibi noktalarda bloke olan bir trafik değil ama ağır işleyen bir trafik vardır. Ve onun dışında da gün boyu fazla bir sorunumuz, hemen hemen bir sorunumuz yoktur. Ama şu söylediğim çevre yolların tamamlanmasıyla bizim söylediğimiz metro ağının tamamlanmasıyla deniz ulaşımını da çok yaygın bir şekilde kullanıyoruz. Onu da yaygınlaştırarak bunları zenginleştirerek bu türleri artırarak ve bunları en çağdaş standartlarda düzenleyerek İzmir gerçekten dünyaya örnek olacak bir şehir noktasına gelecek.

Mithat Bereket: Çok güzel dediniz de mesela ama burada da var, burada ileride de görüyoruz yarım kalan viyadükler var, böyle demirler çıkmış durumda, sanki böyle bir garip anıtlar gibi duruyor aynı şekilde öbür tarafında da şehrin var.. Ne yapacaksınız bu konuda?

Ahmet Piriştina: İşte belediyemizin hiçbir sorumluluğu olmayan konular bunlar: Yani karayollarımız böyle bir girişmde bulunmuş. Yasal zemini sağlam olmadığı bir aşamada girmişler bu işe. Ve malesef İzmir'in çok temel sorunları olarak karşımızda duruyor. Karşıda gösterdiklerinizle ilgili zaten anıtlar kurulu kararına itiraz ettiler. Onun yargı süreci tamamlandı ama tam tamamlanmadı, üst mahkemeye gidildi, yüksek mahkemeye gidildi. Oradan da bir itiraza olumsuz bir şey geliyorsa orada da yapacak bir şey yok. Anıtlar kurulunun bir tavsiyesi var, belediyeyle gidin uzlaşın anlaşın diye bir tavsiyede bulunuyor. Ancak karayolları gerek kordona çıkan yollarda, gerek burada pek uzlaşı arayışı içinde değil. Çünkü bunu bu harcamaları yapanların zannediyorum ki bir sorumlulukları da var. Israrla bunun aynı projelere uygulanmasını veya belirli değişiklikler yapılarak uygulanmasını istiyorlar. Oysa biz yapılmış yatırımları yani örneğin liman kısmındakileri limana inebileceğini ama kordon boyuna kesinlikle çıkmaması gerektiğini, zaten kordon boyuna çıkan imalatın çok az olduğunu, bunları iptal edersek limana ilişkin müzakere edebileceğimizi söylüyoruz. Ama onlar kordona çıkmayan herhangi bir müzakere sürecine katılmıyorlar.

Mithat Bereket: Konak meydanıyla ilgili çok fazla soru geliyor. Birkaç tanesini size sormak istiyorum. Bedri Sezen'in bir sorusu, şeffaflık dönemi diyor Bedri Sezen; Peki Konak meydanı kaça mal olu, bize Piriştina söyleyebilir mi? Çünkü bizim bildiğimiz kadarıyla belediye meclisindeki üyeler de tam olarak bilmiyor. Ne oldu?

Ahmet Piriştina: Yani Sayın Bereket, ben şaşırıyorum siz böyle soruları nasıl sorabiliyorsunuz.

Mithat Bereket: Ama ben size iletiyorum bunu.

Ahmet Piriştina: Ama bir belediye meclis üyesine de sorun bakalım böyle bir şey.. Olur mu öyle şey, belediye meclis üyesi arkadaşlarımın herhangi bir konuda bilgilenmek isteyip de bilgilendirmemek olur mu öyle şey, bırakın belediye meclis üyesi olmak, kamuoyundan herhangi bir hemşehrimizin, herhangi bir vatandaşın bundan daha açık bir yönetim olabilir mi.. Ben şimdi yoldan hemşehrilerimizin üçüne beşine sorsak kaça malolduğunu söylerler, 7 trilyonu aşkın bir maliyettir, 200 dönüm alandır, Türkiye'nin en iddialı meydanı olacağını söyledik ve en iddialı meydanı olduk, bu meydana para harcamayacak belediy ede nereye harcıyacak. Şurada arkamızda 100 yıllık saat kulesi, orada 250 yıllık cami, onun arkasında bayrağın çekildiği hükümet konağı, buraya harcamayacak da belediye nereye harcıyacak.. Meydansız kent olur mu.. Çağdaş kent, Avrupa kenti, böyle yüksek hedefler koyacaksınız ondan sonra kentin meydanına para harcamayacaksınız. Biz yeni meydanlar da oluşturduk Gündoğdu'da az önce konuştuğumuz kordon boyunun yerinde. Yani böyle söylenmiyormuş.. Hiç olur mu yahu..

Mithat Bereket: Siz diyorsunuz ki çok çağdaş bir meydan ama biz Pazar günü buradaydık, bu çağdaş meydanda çok fazla işportacı ve seyyar satıcı vardı ve yaymışlardı böyle yerlere, yerlerde her şey satıyorlardı ve hiç yakışmıyordu. Yani bir yandan modern bir görüntü bir yandan başka bir görüntü oluyor. Siz niye bir şey yapmadınız? Yani niye mesela standlar açılmıyor, başka türlü bir organizasyona gidilmiyor?

Ahmet Piriştina: Şimdi doğru bir şey söylediniz yani meydanla ilgili. Yani bu doğru, bu gerçek işte bakın, ama bir yandan da binlerce insanı gördünüz herhalde...

Mithat Bereket: Ama çimlere daha çok fazla oturan oluyor.

Ahmet Piriştina: Biz de gelsin otursun istiyoruz.... Standardı sağlamaya uygun değil ki, işte belediyesi var, kendi halkın belediyesi var, onlara bu yerleri sağlamış, onlar da onun keyfini yaşıyorlar, işporta bir sorun. Gerçekten onunla etkin bir şekilde, daha etkin bir şekilde mücadele etmek lazım. Ama biliyorsunuz ki bu tür sorunlar, bu tür sosyal meseleler ülkenin ekonomik ve sosyal gerçeklerinden bağımsız düşünemezsiniz. Yani insanlar işsiz ise, insanlar açsa, Sayın Başbakan da bunu tavsiye ediyorsa, ben de su sattım, simit sattım, sen de git sat bunları diyorsa yani vatandaş ne yapsın.

Mithat Bereket: Ama bir yer sağlayamaz mısınız onlara?

Ahmet Piriştina: Ama bakın şimdi ben doğrusu bu demiyorum, bunu yapmamız lazım diyorum. Ama işte siz de söylüyorsunuz, Sayın Başbakan'ın iki gün önceki peşpeşe söylediği beyanatı biliyorsunuz değil mi, benden iş istemeyin, gidin ben gençliğimde çocukluğumda su sattım, simit sattım.. Bunlar nasıl satılır, işte bu yöntemlerle satılır. Şimdi Sayın Başbakan bunu tavsiye ediyorsa benim işim daha da güçleşiyor, anlatabiliyor muyum. Yani o zaman da ama biz yine de bununla mücadele ediyoruz, biz yine de bunun mücadelesi içindeyiz.

Mithat Bereket: Var mı projeniz, ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Ahmet Piriştina: Efendim zaten sistem bunu öngörmüş, zabıta teşkilatı vardır, zabıta teşkilatında da çok ciddi eksiklerimiz var. Gerçekten kadroları verilmiyor. İlçe belediyelerinin görevidir, ben yönetim anlayışım ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi ayrımı yapmadığım için size bunun ayrıntılarına girmiyorum. Esas itibariyle bu tür görevler ilçe belediyelerimizin görevidir. Ama benim değil hepimizin görevi, ayrımız gayrımız yok. Ama bende de zabıta yok ona verecek, onda da zabıta yok. Hatta benim zabıtamı verme desteğini sağlamama rağmen çözemiyoruz. Yani 70 tane zabıta var koca İzmir şehri, 2 milyon 300 bin nüfus, kaç tane çarşı var, kaç tane kemer altı var, sadece bir kemer altı yok ki, buna rağmen yetişemiyoruz işte bu etkin mücadeleye rağmen. İnsanlar sıkıntılı, insanlar işsiz güçsüz, bir ekmek parasında peşinde koşuyor, eline bir şey kapıyor, işporta... Siz alıyorsunuz, götürüyorsunuz, arkayı dönüyorsunuz o tekrar geliyor. Yani ülkenin genel ekonomik koşullarından bunu soyutlayamazsınız ki.. Sayın Başbakan da çıkıp demişse benden kimse iş istemesin, ben istihdamı genişletici politikalarım yok, gidin benim gençliğimde çocukluğumda yaptığım gibi su satın, gidin simit satın diyorsa işte manzara bu.

Mithat Bereket: Peki burada bir de üzerinde bulunduğumuz bu alt geçit var. Çok insandan duyduk alçak yapıldığını, hatta işte bazı tabelalar açıldı, bazı kamyonların takıldığını... Neden alçak yapıldı?

Ahmet Piriştina: Hayır efendim.. Yahu gerçekten beni bugün çok şaşırtıyorsunuz.. Yapmayın karayolları yönetmeliklerine, standartlarına uygundur.

Mithat Bereket: Yani normalde alçak değil diyorsunuz, çok fazla soru geliyor.

Ahmet Piriştina: Her sorunuzun içinde mutlaka benim kabul edemeyeceğim, gerçeği yansıtmayan bir şey var. Ama olur mu burası 4.20'dir, 4 metre olarak yazıyoruz, hiçbir kamyon falan takılmaz. Yani takılır şöyle; siz halden gelip de kasa yüklerseniz 5 metrelik kasa, buna takıldığı gibi karayollarının az ileride yaptığı...

Mithat Bereket: Çok tartışma oldu çünkü İzmir'de, bu basına da yansıdı hatta.

Ahmet Piriştina: Efendim tartışılır, yani biz ama bunun anıtlar kurulundan herhalde izni alınmış, düzenlemesi yapılmış bir yerdir. Keşke ekonomik olanaklar daha elverse de daha iyisi de yapılsa. Bu meydanın düzenlemesini biz yaptık da bu hale ben getirmedim ki, eskiden burası 20 sene önce denizdi. Benden önce doldurulmuş, ben kucağımda bulduğum için düzenlemesini yaptım. Yıllardır Konak meydanına proje yapılmadan düzenleme yapıldı, şuraya üç ağaç dik, şuraya bir çeşme koy, o susadı bir çeşme yok, öbürüne yeşil olsun.. İlk defa bir projeyle bir meydan yapıldı. Rica ederim yani meslekten olan insanlar, uzman insanlar geldiklerinde çok büyük bir beğeniyle... Biz iddia ediyoruz yani var mı İstanbul'da bir tane örnek verin, böyle bir meydan gösterin.

Mithat Bereket: Burada tabi yerel yönetimler tasarısına nasıl baktığınızla ilgili Yusuf Hatay'ın bir sorusu var, bütün bu sıkıntılar.. Tabi ister istemez çok fazla eleştiri sorusu geliyor.. Çünkü hem başkanlık yaptığınız için hem de hani herkes daha fazla şey bekliyor, çünkü ikinci bir beş yıl istiyorsunuz seçmenlerden. Yerel yönetimler tasarısına nasıl bakıyorsunuz, destekliyor musunuz?

Ahmet Piriştina: Bakın ben onun mahalli idarelerle ilgili kısmıyla görüşlerimi söyleyeyim öncelikle. Çünkü orada bazı öngörüler var, çerçeve kanunundan bahsetmiyorum, mahalli idarelerle ilgili kısmında ve özellikle de belediyelerle ilgili kısmında. Orada bize belirli görevler veriyor, özellikle gençlik spor genel müdürlüğünü, sosyal hizmetler genel müdürlüğünün tamamını bize devreden, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığımıza, Kültür Bakanlığımıza bağlı kurumlarla ilgili bazı sınırlı görevler devreden, Sağlık Bakanlığımız'la ilgili bazı sınırlı görevler devreden bir yaklaşım var. Ben size çok büyük bir iddiayla söylüyorum ki bu konuda en sıkıntı çekmeyecek, en kolay uyum sağlayacak yer İzmir'dir. Çünkü biz bunların kaynakları olmaksızın zaten bu anlayış içinde çalıştık. Yani az önce söylediğim gibi Milli Eğitim Bakanlığımıza bağlı ilköğrenim kurumlarında liselerdeki oraların bakım onarım tesisat gibi çalışmalarıyla, sosyal hizmetler genel müdürlüğümüze bağlı girmediğimiz birim yok. Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün şu an ki İzmir'deki faaliyetleri içinde 50'yi aşkın arkadaşımız görev yapıyor, onların kadroları olmadığı nedeniyle bizim şirket elemanlarımız çalışıyor. Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'yle aynı şekilde son derece uyumlu bir çalışmamız var, 2005 dünya üniversite oyunlarına hazırlanıyoruz. Hele tasarıda öngördüğü gibi bu kaynaklarıyla bize devredildiği zaman bizim için çok büyük bir kolaylık olacak. Ama tabiki çerçeve kanunu, şu gün meclis gündeminde olan tartışılan kısmı daha farklı boyutuyla, siyasi boyutuyla CHP'nin yetkilileri tarafından görüşleri de dile getiriliyor.

Mithat Bereket:Yine çok spesifik bir soru, Orhan Avşar'dan; Narlıdere sırtlarına çok sayıda kooperatif evi yapıldı. İki yıl önce başkan bize söz verdi ama yol hala yapılmadı. Ne zaman buraya yok gelecek?

Ahmet Piriştina: Çok doğru. Çünkü o da çok erken el attığımız konulardan bir tanesidir. Ancak orada bazı teknik sıkıntılar doğdu. Özellikle yolla ilgili, eğimleriyle ilgili bazı teknik sıkıntılar doğdu. Bir de bu yolun hizmet verici alanda heyelan endişesiyle ilgili belirli analizler, etüdler yaptırma zorunluluğumuz doğdu. Ama arkadaşlarımız tekrar üzerinde çalışıyorlar. Çok yoğun bir kitleye hizmet edecek bir yoldur. Yoksa bu kadar bu kentin bütün yollarını düzenledikten sonra orayı ihmal gibi bir şeyi düşünürlerse çok üzülürüm. Bu bir ihmal değil bir teknik nedenle bir gecikmedir.

Mithat Bereket: Peki gene çok fazla başkan özellikle ulaşım sorununu anlattı ama daha somut olabilir mi diyorlar. Nedir öneriniz? Yani şehiriçi ulaşımı nasıl rahatlatacaksınız, çok az diyorsunuz belki İstanbul kadar değil belki ama burası için önemli boyutlarda, biz de birkaç defa tanıklık ettik. Nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?

Ahmet Piriştina: Çok somut; Üçyol-Üçkuyular hattına metro yapılmalıdır. Çok somut; Aliağa-Menderes hattı az önce anlatmaya çalıştığım mevcut devlet demir yolu hattı yüzeysel metro standardına getirilmelidir, vapur çeşitlenmeli, zenginleştirilmelidir, arabalı vapur ve yolcu taşımayla ilgili, kentin otobüs filosu yenilenmeye devam edilmelidir, aynen yaptığımız gibi ve bunları bir bütünlük içinde aktarma istasyonlarıyla ve metro yapılana kadar da bir metrobüs hattıyla bu geçiş süreci de tamamlanmalıdır ve iddia ediyorum; bunlar yapıldığı takdirde kent içi ulaşımda İzmir'de hiçbir sorun kalmayacaktır. Aslında sorunun önemli bir kısmı da çözülmüştür, hiçbir sorunu kalmayacaktır. Ve dünyada örnek gösterilecek kent içi ulaşımı sağlayan bir kent olarak...

Mithat Bereket: İzmirliler özellikle burada toplananlar da bize sorular verdiler. Mesela Mithat Özel'in bir sorusu var buradakilerin arasında, spesifik soruyor sokakları ama genelde yeşil alan azlığından herkes yakınıyor. Anlatır mısınız, sizin yeni projeleriniz neler bu konuda?

Ahmet Piriştina: Ben Sayın Mithat Bereket'i bu seçim süreci tamamlansın, benim umduğum gibi sonuçlanırsa sizi bir 15 gün İzmir'de tutup bütün bu soruları..

Mithat Bereket: Şimdi sorular geldi, dediler ki biz Ankara'da oturuyoruz İzmirliyiz, ama Ankara'daki yeşil alan daha fazla dediler.

Ahmet Piriştina: Olur mu gelmemişler söyleyebilirler İzmir'e bunu. Şimdi bu zamanlarda gelmek lazım İzmir'e. Bakın şimdi bu Körfez çevresi, bu Körfez'in tamamına giden kirliliği durdurunca deniz içinden yararlanmaya başladık, ulaşım amaçlı, spor amaçlı yelkeniyle.. Fakat bunun çevresini de olduğu gibi yeşil alan düzenlemesi yaptık. Bostanlı'da yaptık, Karşıyaka sahilini yeniden düzenledik, Bayraklı'da gidin bir bakın, orada piknik yapan insanları göreceksiniz. Melez havzası.. Melez'in olduğu yer bu İzmir'in o ünlü kokusu vardır ya, kokunun olduğu yerdi, bunu ortadan kaldırdık, orada şu anda piknik yapılıyor. Biz 9 Eylül resepsiyonunu orada yaptık. Geçin Kordon boyu, kordon boyundan pasapot'a kadar Cumhuriyet meydanı Pasaport ve üzerinde bulunduğumuz alan buradan sahil bulvarını devam edin, tersten Güzelbahçe'den gelin, plajlar açıldı, Limanreis yapılıyor, Narlıdere sahil evleri yapılıyor, bir tek Üçkuyular'la şeyin altı kalıyor yeşil alan düzenlemesi yapılmamış, ve 1 milyon 370 bin metrekare. 1-1.5 milyon metrekare de merkezden uzak alanlarda yapılan çalışmalar var. Eskiden bir tek kültür parkımız vardı. Şu rakamlara bakın, kaç tane kültür park çıkardık onun içinden. Her semtte 20 dönüm, 10 dönüm, 5 dönüm, 10 dönüm.. Yani inanılmaz.. Yani mesela bu dönemi şöyle yoldan geçen hemşehrilerimize bir sorsanız, yahu bu başkan Piriştina'nın döneminde en çok ne iş yapıldı.. Birçok şey sayabilir. Ama mesela yeşilin aleyhine bir şey söylemesi mümkün değildir. Tam tersine bizim yeşile verdiğimiz önem...

Mithat Bereket: Mesela şöyle sorular da var; tamam bu merkezde hurma ağaçları var ama varoşlarda niye yok?

Ahmet Piriştina: Orada da var, oraya da diktik. Her şey olması gereken yere olur. Bu daha çok sahil bitkisidir, bir Akdeniz kenti iklimini verir ama ayrıca dikildi, eski İzmir'de de var, gidin başka alanlarda da var. Oraya da başka ağaç. Kimi yere çınar dikiliyor, kimi yere akasya dikiliyor.

Mithat Bereket: Burada bir de tabi e-belediye konusunda neler düşündüğünüzü merak ediyor Mustafa Sert. Diyor ki; ben belediyeye yapacağım başvuruları bundan böyle artık internetten yapmak istiyorum. E-belediye konusunda başkanın yeni teklifi ya da projeleri neler? Ne düşünüyor bu konuda?

Ahmet Piriştina: Yani başvuruyu yapmaktan öte şu anda bizi bile izleyebilir internet kanalıyla. Biz yani pek izlenmemişiz de zannediyorum o konuda. Şimdi bütün dijital ortama halihazırlarımızı aktarıyoruz. Çok ileri bir noktadayız. Ve siz bizim sitemize girdiğinizde kentin belirli noktalarında hemen karşıdaki iskelede örneğin belediye binasında buralarda kameralar var. Eğer İzmir'i çok özlemişseniz, yurt dışında bir yerdeyseniz buradan gidip hareketli olarak İzmir'in Konak meydanını izleyebilirsiniz.

Mithat Bereket: Ama onun dışında başvurular konusunda var. Mesela yine buradakilerden, Bayraklı konusunda dilekçeler verdiklerini, ta Temmuz ayından beri bürokrasi yüzünden bir türlü halledilemediğini söylüyor ve herkes merak ediyor. Bayraklı'daki yol yapımları ve yeşillendirme çalışmalarıyla ilgili..

Ahmet Piriştina: Bayraklı'nın önü yapıldı, vapur geldi, iskele başladı. Ücretsiz yolcu taşımacılığı yapılıyor, Bayraklı'nın içme suyu şebekesi.. Asfaltlanmayan herhangi bir noktası yok. Bayraklı'daki sorun şu; az önce söylediğim devlet demir yolları hattı bizden önce başlamış bir çalışmaydı elektrifikasyon sinyalizasyon nedeniyle. Ama banliyö hattı olarak düzenlenmişti. Biz şimdi onu yüzeysel metroya dönüştürmek istiyoruz. Ve...hattıyla Bayraklı'nın deniz kenarıyla bağlantısı o anlamda kesildi. Ve şimdi ihale edeceğimiz birinci paketten sonra hemen ihale edeceğimiz oradaki istasyonla en azından yaya geçidini yürüyen merdivenlerle sağlayıp araç geçidini de tamamlayacağız. O anlamda Bayraklı'daki bundan sonraki sorun ve mesele istimlak meselesidir, çok dar, yani imar iskan planlarıyla düzenleyemeyeceğiniz kadar küçük parseller ve bir yoğun yapılaşma var. Artık biraz istimlakle Bayraklı'nın yollarını açacağız, iş oraya geldi. İstimlak ve önündeki denizle bağlantısını sağlamak.

Mithat Bereket: Buradaki muamelelerin başvuruların çabuklaştırılması konusunda, daha da çabuklaştırılması konusunda birtakım çalışmalarınız var mı?

Ahmet Piriştina: Bizim herşehriyle iletişim merkezimiz çok yaygın ve etkin bir hizmet görüyor, yani hemşehrilerimiz çok kolay ulaşabiliyorlar oraya. Tabi bunu daha iyileştirmek mümkündür, daha da iyileştirmek gerekir.

Mithat Bereket: Ahmet Bey size çok çok teşekkür ederiz, kolay gelsin. Yani bütün bu eleştiriler tabi ister istemez başkan olduğunuz için geliyor. Herkes daha çok şey bekliyor demek ki.. Son olarak şunu sormak istiyorum; yani böyle hani herkes şikayet ediyor gibi, biraz nankör bu belediye başkanlığı galiba. Bunu hissediyor musunuz?

Ahmet Piriştina: O anlamda tabi hangi sıfatla nitelendirebilirsiniz bilmiyorum ben onu söylemeyeyim ama yani bu sadece benimle de ilgili değil, bütün meslektaşlarımla ilgili. Gerçekten yaptığınız hizmetten daha fazlası her zaman istenen bir şeydir. Ama bana gelen tepkiler bana gelen reaksiyonlar bugüne kadarki çalışmalarımızdan çok büyük bir memnuniyet olduğunu ve zaten bir de şu boyutu vardır, yani bunlar geliyorsa sizden bir şey isteniyorsa sizin bunu yapma potansiyelinize olan, sizin bunu yapma iradenize olan güvenden gelir. Yani siz bunun başka bir örrneğini bir başka yerde yapmamış olsanız size bu talep de gelmez. Nasıl olsa olmuyor deyip uzak kalırlar. O açıdan hemşehrilerimiz haklıdır, doğrudur, bizden talep edecekler...

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları