|
|
|||||
![]()
| ![]() | ![]() | ![]() | ||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||
![]() |
| Cenk Durmazel ve Erdem Uygan geçtiğimiz Ramazan Bayramında NTV izleyicilerine Bayram sürprizi olarak geleneksel Türk gölge tiyatrosu kahramanları Karagöz ve Hacıvatın hayal perdesindeki serüvenlerini seslendirmişti. Muhabbetleri, geleneksel Türk Tiyatrosunun temelinde olan yazılı bir metin olmaksızın, öyle uzun uzadıya düşünmeden, birdenbire içlerine doğduğu gibi bir ikili onlar. Güldürüyü esas alan muhabbetlerinde komik olmayı, sadece kullandıkları kelimelerle başarıyorlar. Hayatlarımızı oluşturan hemen her olguya yaklaşımları farklı Cenk&Erdemin. Yaklaşık onbeş yıldır birlikte olan Cenk&Erdem geçtiğimiz yılbaşında radyodaki konuşmalarının yazılı hale dönüştürülmesi ile bir kitap da yayımladılar. Başarılarını, toplumun yaşarken yaptığı ama üzerinde hiç durmadığı hataları titizlikle yakalamalarına bağlayan Cenk&Erdeme göre, bugüne kadar Türk toplumuna sunulan komedi çok kısıtlı ve kalın olduğu için, kendileri rahat rahat komedi üretebiliyorlar. Cenk Durmazel ve Erdem Uygan ile bir haber klasiği olma iddiası taşımayan Müebbet Muhabbetlerini konuştuk. |
|||||||||
| |||||||||
|
Erdem: Radyo programımızda çok büyük bir değişiklik olmayacak ama NTV Radyo sonuçta bir haber radyosu ve onun için de, biraz daha gündeme yönelik işler çıkacaktır. Kulağımıza gelen haber bilgilerini biraz daha kendi üslubumuza göre yorumlayabiliriz. Bu kendiliğinden olacak bir şey tabii. Özel bir uğraş sarfetmeyeceğiz bunun için... | |||||||||
|
Cenk: 1989 yılında tanıştık. Onüç ondört yıldır tanışıyoruz. Erdem: Yuvarlak onbeş sene diyebiliriz ama kesin değil, her sene değişiyor, her sene bir ekleniyor buna. Erdem: Hayır yok ama bir yerde kesilme durumu olabilir. Cenk: Bakın biz Cenk&Erdem birlikteliğinin miladı olarak bir ortak arkadaşımız tarafından vapurda tanıştırıldığımız günü kabul ediyoruz. Erdem hep vapurun dibinde otururmuş, ben ise yukarıda otururdum. Ortak arkadaşımız, Erdemi üste, yanıma getirerek bizi tanıştırdı. 16 Ekim 1989 tarihinde başladı tanışıklığımız. Cenk: Bak bak, ezberlemiş tarihini! | ||||||||
|
Memnun musunuz birbirinizden, karşılıklı değişmesini istediğiniz yönleriniz var mı? Cenk: Hayır! Erdem: Cenk iğrenç bir insandır. Bütün yönlerini değiştirmesini istiyorum. Cenk: Bence Erdem huy olarak ve kişi olarak değişmeli revizyon da olmuyor, işe yaramıyor çünkü. Erdem: Çıkmacılara bakacağız artık Sefaköy taraflarında. Cenk: Artık üretilmiyor ya bu modeller. O yüzden zorlanıyoruz yani! Erdem: Saçmalıktan başka bir şey değil! Cenk: Kısaca lavabo diyelim bence illâ bir tanım gerekiyorsa. Napıyorsunuz: Lavabo! ya da lavaboculukla uğraşıyoruz gibi... Hemfikir misiniz Erdem Bey? Neden olmasın? İsim bulmak gerekirse olabilir. Mesela Zencefil de diyebiliriz, isim çok! Cenk: Zaten bu tek kişilik bir şov! Erdem: Onu da ben yapıyorum! Cenk: Ben konuğum... Cenk: Geçtiğimiz Ağustos ayında üçüncü baskıya girmişti. O zamandan bu zamana ne oldu pek takip etmiyoruz. Erdem: Daha on kitap daha yazabileceğimiz malzeme var elimizde. Bu tarzda kitap yazacaksak devamı gelecek elbette. Cenk: Olabilir tabii. Bu kitap rafta kalsın biraz daha, bir iki sene sonra bu kez Kahroluşçuluk Felsefesi ile üzerine ayrıca oturup başka bir kitap yazarız. Aklınızda yakın geleceğe ait ne gibi projeler var? Erdem: NTV Radyo için yapacağımız programın dışında, yaptığımız gösteriyi biraz daha geliştirmeyi düşünüyoruz. Elma TVde yaptığımız program bir köşede bâki kalacak. Başka bir köşede Müebbet Muhabbetin çeşitli versiyonları devam edecek... Cenk: Stüdyoda ortaklaşa ürettiğimiz şarkılarla, doğaçlamadan uzaklaşarak hafifçe müzikale dönüşen bir proje üretebiliriz ama şimdilik belirsiz tam olarak ne yapacağımız... Erdem: İzleyenler çağrışım diyor buna. Cenk: Sonuçta ortaya çıkan biziz. Biz normalde böyleyiz. Bir şekilde öyle doğmuşuz ve bir şekilde bunu geliştirmişiz ve bir şekilde de bir araya gelmişiz. Bu kader, değiştirilemez! Erdem: Kelimeler herkes için ifade ettiğinden farklı şeyler ifade ediyor, başka şeyler çağrıştırıyor bizim için. Biz de onları söylüyoruz. Cenk: Ben şu anda bir çay bahçesinde çay içip tost yemek isterdim... Erdem: Biz Müebbet Muhabbeti nereye kadar getirebilirsek oraya kadar getirmenin peşindeyiz. Bunu da gerçekleştirmeye çalışıyoruz... Cenk: Şöyle düşünelim; normal hayatta yaşarken de yani para kazanmıyorken de zaten yaptığımız bir şeyi, bir de üzerine para kazanarak yapıyorsak tamamdır, hayat cennettir ve başka da bir şeye gerek yoktur ... Erdem: İnsanların La dediği şeye biz Lo dediğimiz zaman biraz daha değişik bir şey oluyor ve bu da komik oluyor. Cenk: Şunu söylmek daha doğru; yıllar ilerlerken ve toplum sosyolojik anlamda bir şeyler üretirken, bir takım değerleri üst üste koyup, kat be kat binâ ederken bu binaların arasında bir takım hatalar oluyor. Fakat insan bu hataları binâ etmeyi sürdürdüğü için o hatalar orada düzeltilmeden kalıyor. İşte biz de o hataları görüp, onları... Erdem: Yooo! Yooo! Tecimsel dünyadan tinsel dünyaya bir geçiş yaptınız Cenk Bey! Cenk: ...yani dolayısı ile etnolojik kütümlerin katkısal butumlarla hotgotıllaşması insanlarda gerçekten sarsalayıcı olgular mecut ediyor. Erdem: Evet gelişim, gidişim ve ibrişim Türkçesiyle... Erdem: Eğer işkence yapılırsa tabii oluruz, niye olmayalım? Cenk: Bu yaşa kadar değişmedikten sonra artık değişmeyiz. Erdem: Biz Cenkle birlikte bu işin muhabbetini yapmaya başladığımızda yirmili yaşlardaydık. Şu an otuzlarımızdayız. Para derseniz çok şükür bir eksiğimiz yok hatta kendimize göre lükslerimiz de var. Bu yeterlidir bize. Cenk: Bizim tarzımıza çok büyük bir yakınlaşma var artık. Anlattıklarımızı, esprilerimizi artık insanlar çok daha kolay anlıyorlar. Erdem: Çünkü şimdiye kadar Türkiyede yapılan komedi, Türk insanına alması için verilen o kadar kısıtlı, kalın ve kötü bir malzemeymiş ki artık bunları sunmuş olanlar iş yapamaz duruma gelmişler. Bu kalın komedinin yaratıcıları sayesinde şimdi biz daha rahat iş yapıyoruz, sağolsunlar... Erdem: Eğer hakikaten özgün olduklarına inanıyorlarsa, kendileri yaptıkları işin iyi olduğuna ve alıcısı olduğuna inanıyorlarsa... Cenk: Onlar doğuştan öylelerse, bir şey yaparsam çok iş yapacaktır, ama ne kadar yaparsam yapayım en iyisi bu olacaktır diyorlarsa zaten duramayacaklardır, devam edeceklerdir... Erdem: En başta kendileri eğlensinler. Biz bu işi yaparken en başta kendimiz acayip eğlendiğimiz için buraya kadar getirebildik. Cenk: Kitle zaman içinde kendiliğinden oluşuyor... Erdem: Yirmi, yirmibeş yaşında bir adam ben bu işte iddialıyım, para kazanmak için Türkiyede de şu tutar diye düşünerek yola çıkar ve projeler üretiyorsa o adam iş yapamaz. Erdem: Yapar da şu anda yüzelli ikiyüz tane zaten mevcut olan benzerlerinden biri olur ya da... |
||||||||
38. Rotterdam Film Festivali başladı |
|||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||