Home page
Haber Menüsü


 
Mel Gibson, her filmi merakla bekleniyor
Onda Şeytan tüyü var:
Mel Gibson
Sinemanın en sevilen aktörleri arasında yer alıyor. Çevirdiği filmlerin çoğu gişede başarılı oluyor; en önemlisi özel hayatını filmlerinin önüne geçirmiyor.
NTV
 
    12 Mayıs—  Mel Gibson’u Mad Max filmleriyle tanıdık, Cehennem Silahlarıyla sevdik, Cesur Yürek’le bağrımıza bastık. Bu hafta sinemalara savaş filmiyle gelen sempatik ve yakışıklı oyuncu zekasını kullanarak gelecek yılların da starı olacak gibi görünüyor.  

   
 
       
    MSNBC News Filmler, Sinemalar, Seanslar
MSNBC News 4 yeni film gösterimde
MSNBC News Bir Zamanlar Askerdik
MSNBC News Vatansever
 
NTVMSNBC Reklam  
 

 
Mad Max filmiyle adını duyurdu
Mel Gibson        Mel Gibson, 3 ocak 1956’da New York’da doğdu. Tam adı Mel Culumcille Gerard Gibson’dı. Mel Gibson 1979 dan bu yana otuzu aşkın filmde rol aldı. Aktör ilk olarak “Tim” adlı bir Avustralya melodramıyla adını duyurdu. Ama Mel Giıbson’ı dünya çapında üne kavuşturan film “The Road Warrior- Yol Savaşçısı” adıyla da bilinen “Mad Max” filmi oldu. Mel Gibson bu filmde, nükleer savaş sonrası zamanda yaşayan yol polisi Max Rockatansky’yi canlandırdı. Bu filmin garip yönüyse, oyuncuların Avustralya aksanını gizlemek için tüm filmin Amerikan aksanıyla baştan sona dublajlanmasıydı. “Mad Max” gişede çok başarılı oldu. Bunun üzerine 2 yıl sonra 1981’de “Mad Max 2” çekildi.
       Mel Gibson artık tanınıyordu ve kaliteli yapımlarda çalışmaya başladı. Guy Hamilton’un “The year of Living dangerously” adlı filminde Sigourney Weaver’la birlikte rol aldı. Daha sonra da Peter Weir’in yönettiği “Gallipoli-Gelibolu” adlı filmi yaptı. Bu iki film de 1982’de çekildi. Bu filmlerden sonra yaptığı üç film de aslında Mel Gibson’ın kariyerinin sonu olabilirdi. “Mrs. Soffel”, “The River” ve “The Bounty” adlı filmler hem izleyiciler hem de eleştirmenler tarafından pek beğenilmedi. Bugün bu filmlerden sadece Anthony Hopkins’le rol aldığı “The Bounty” hatırlanıyor.
       
SIRADA CEHENNEM SİLAHI VAR
       Mel Gibson kariyerinin bu aşamasında sadece tek seçeneğinin olduğunu biliyordu ve bunu kabul etti. Bu seçeneğin adı “Mad Max 3- Beyond Thunderdome” yani “Mad Max 3”dü. Tina Turner’la birlikte rol aldığı “Mad Max” filmlerinin üçüncüsü çok başarılı oldu. Filmin şarkısı “We Don’t Need Another Hero”da müzik listelerini altüst etti.
       Bu filmden sonra Mel Gibson yeniden keşfedildi. “Lethal Weapon- Cehennem Silahı”adlı filmde bunalımın eşiğindeki dul polis Martın Riggs’i canlandırdı. Richard Donner’ın yönettiği filmde Gibson’a Danny Glover eşlik ediyordu.
"Cehennem Silahı" seri filmleriyle Gibson sevenlerini mutlu etti
Mel Gibson
       Mel Gibson bu filmle gerçek bir geri dönüş yaptı. “Cehennem Silahı”ndan sonra Gibson, biraz değişiklik yapmak istedi. Michelle Pfiffer ve Kurt Russell’la birlikte rol aldığı “Tequela Sunrise” adlı film başarısız sayılmazdı ama büyük bir hit de değildi. Bu film izleyicilerin, henüz ciddi bir Mel Gibson’a hazır olmadığını gösterdi. Bu filmden sonra kaçınılmaz oldu ve “Lethal Weapon 2- Cehennem Silahı 2” çekildi. Film tüm dünyada büyük bir gişe başarısı elde etti.
       Bir zamanlar “Mad Max”le özdeşleşen aktör bu kez izleyici tarafından “Polis Martin Riggs” karakteriyle kabul görüyordu. Gibson’ın sonraki üç filminde canlandırdığı kişilikler de bu karakterden çok uzak değildi. “Bird on a
       Wire”, “Air America” ve önceleri alay edilen ancak sonra beğenilen 1990 yapımı “Hamlet” adlı filmleriyle Mel Gibson artık ciddi bir aktör olduğunu kanıtlıyordu.
       Gibson “Hamlet”den sonra”Cehennem Silahı”nın üçüncüsünü çevirdi. Bu filmde ikinci filmde rol alan ve izleyici tarafından çok sevilen Joe Pesci de yer aldı. 1992’de Jamie Lee Curtis’la romantik bir yapım olan “Forever Young” da rol aldı. Bir sonraki yıl Gibson, “The Man Without a Face” adlı filmde hem rol aldı hem de filmi yönetti. Bu filmle Gibson, yönetmenlikte de var olduğunu gösterdi. Mel Gibson’ın tüm filmlerinde bulunan ortak özellik
       ayakları yere basan bir oyunculuk sergilemesiydi. Bu özelliği diğer oyunculara da örnek oluyordu.
       Gibson 1994’de Oscar ödüllü oyuncu Jodie Foster’la TV dizisi “Maverick”in film versiyonunda rol aldı. Filmde televizyon dizisinde rol alan James Garner da vardı.
       
CESUR YÜREK’LE ARTAN ŞÖHRET
       Bu filmi, olağanüstü bir başarı kazanan “Brave Heart- Cesur Yürek” adlı film izledi. Mel Gibson’ın hem oynadığı
       hem de yönettiği “Cesur Yürek” en iyi yönetmen ve en iyi film ödülleri de dahil olmak üzere tam beş Oscar aldı.


"Cesur Yürek" Mel Gibson'a ödüller kazandıran bir yapım oldu
       “Cesur Yürek”in başarısı Mel Gibson’a kendi yapım şirketi “Icon Productions”ı kurma gücünü verdi. Gibson “Icon
       Productions”la kendi filmlerinin yanısıra, Samuel Jackson’lı “187” ve Kevin Spacey’li “Ordinary Decent Criminal” gibi filmlerin yapımcılığını da üstlendi.
       “Cesur Yürek”ten sonra Gibson, Ron Howard’ın yönettiği “Ransom-Fidye” adlı filmde Tom Mullen karakterini
       canlandırdı. Filmde “Tehlikeli Silah”tan rol arkadaşı olan Rene Russo da yer aldı. Bu film de çok başarılı oldu.
       Ancak Icon Productions tarafından çekilen ve Julia Roberts’la başrolleri paylaştığı bir sonraki filmi “Conspiracy Theory- Komplo Teorisi” o kadar başarılı olamadı. Bu film hem eleştiriler hem de gişe açısından hayal kırıklığı yarattı. “Komplo Teorisi”nden sonra Gibson’ın kurnaz zekası devreye girdi. “Eğer gişede başarısız bir film yapmışsan, bir sonraki filminde izleyicilere istediğini ver”. Gibson da tam olarak bunu yaptı. İzleyici bir “Cehennem Silahı” daha istiyordu ve Gibson onlara “Cehennem Silahı 4”ü verdi. Bu filmde eskilerden Danny Glover ve Rene Russo’nun yanısıra, Chris Rock ve Jet Li de rol aldılar.
       
       Mel Gibson’ın bir sonraki filmi, 70’lerin klasik filmi “Point Blank”ın yeni versiyonu “Payback” oldu. Filmde Deborah Unger, Greg Henry ve Lucy Liu rol aldı. Diğer oyuncular arasında usta aktörler Kris Kristofferson, William Devane ve “Maverick”den rol arkadaşı James Coburn de yer aldı.
       2000 yılında Wim Wenders’in Amerika’da pek anlaşılmayan filmi “Million Dollar Hotel”de dedektif rolünü üstlendi. Aynı yıl Rocky The Rooster adındaki bir horozu seslendirdiği ve gişelerde çok tutulan “Chicken Run” adlı animasyon filminde görev aldı. Ardından “The Patriot-Vatansever” geldi.
       Ama seyirciler özledikleri vurdumduymaz Mel’i izlemek için Nancy Meyers’in yönettiği “What Woman Want- Kadınlar Ne İster” filmini beklediler. Sabun köpüğü gibi bir film olmasına rağmen, gişede bir hayli tutuldu.
Bir Zamanlar Askerdik, savaşın acımasız yüzünü anlatıyor.

       
       Yıldız oyuncunun projeleri arasında bu yıl çekimlerine başlanacak M. Night Shyamalan’ın “Signs” adlı filmi. İşin içinde Shyamalan olunca elbette esrarengiz bir konu var demektir.
        Mel Gibson izleyiciye istediğini veren ve onları hayal kırıklığına uğratmayan bir aktör. Özel hayatı hiçbir zaman filmlerinin önüne geçmeyen Gibson, önümüzdeki otuz yılın superstarı olarak kalmayı başaracak sanatçılardan.
       
       
 
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları