| |
| Hikayeyi biliyorsunuz. İspanya, Batasuna partisini Bask bölgesinin bağımsızlığı için silahlı mücadele veren ETA örgütünün siyasi kanadı olduğu ve ETA terörünü kınamadığı gerekçesiyle 3 yıllığına yasaklandı. Parti büroları kapatıldı, direnen üye ve sempatizanları zorla dışarı çıkarıldı. Bu, Şilinin eski diktatörü Agusto Pinochetnin tutuklanmasını sağlayarak ün kazanan yargıç Garzonun emriydi. İspanya parlamentosu da, uzun süren bir oturumun ardından yasaklama kararını onayladı. İspanya hükümeti böylesine bir yanılgıya destek oldu. Bunun yanılgı olduğunu anlamak için geçmişte yaşananları hatırlamak gerekiyor. 
Batasuna AİHMye gidecek

ÖNCE GEÇMİŞE BAKALIM
Basklılar, İspanyanın kuzeyiyle Fransanın güneyinin yani Pirene dağları eteklerinin ana yurtları olduğunu savunuyor. Bağımsızlık mücadelesini de Euskadi Ta Azkatasuna yani ETA veriyor. Önceleri Franco diktatörlüğüne karşı bir öğrenci hareketi olan ETA daha sonra amaca ulaşmak için taktik değiştirdi ve terör eylemlerine başladı. ETAnın gerçekleştirdiği şiddet olaylarında bugüne kadar 800den fazla kişi yaşamını kaybetti. ETA, hedefe ulaşmak için bombalı saldırılara hız verdi. Hükümet üyeleri, yerel politikacılar, işadamları ve ordu yetkilileri ETAnın kara listesindeydi. Eylemlerinin artması üzerine dönemin Başbakanı Felippe Gonzales uzlaşma yerine karşı terörü seçti.
Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterandın da desteğiyle GAL kuruldu. 1983-1987 yıllarında faaliyet gösteren Anti-Terör Grubu GALin amacı, ETA militanlarının ve sempatizanlarının saf dışı bırakılmasını sağlamaktı. Hükümet destekli özel ölüm timinin sahneye çıkmasıyla İspanyada terör renklendi.
MAVİ GAL içişleri yetkilileri ve polisler; YEŞİL GAL jandarma; BEYAZ GAL Fransız polisi; KIRMIZI GAL yabancı profesyonellerden oluşuyordu. GAL, bu kirli savaşta ETAyla bağlantısı olduğu söylenen 27 kişiyi öldürdü. Anti-terör timinin varlığı tesbit edilince, GALciler mahkemeye çıkarıldı. Dönemin İçişleri Bakanı ve yardımcısı mahkum oldu. Başbakan Gonzales ise tüm iddiaları reddetti. Ancak bu iddialar Başbakanı zor durumda bıraktı. Gonzales de erken seçim kararı almak zorunda kaldı ve muhafazakar Jose Maria Aznarın Halkçı Partisi iktidar oldu.
BLAIR FAKTÖRÜ ÖNEMLİ
Aznar 1996 yılında iktidara geldiğinde İrlandada barış için önemli bir yol katedilmişti. Gerçi ilk temas önceki hükümet döneminde sağlanmıştı ama İngilterede İşçi Partili Başbakan Tony Blair bizzat devreyi girmiş, Kuzey İrlandaya barış getirmek için çaba sarfediyordu. 1998 yılında Belfast yakınlarındaki Stormontta uykusuz geçen saatlerin ardından taraflar anlaşmaya vardı. Kuzey İrlanda barış sürecine giden yolda Tony Blairin katkısı ve siyasi geleceğini tehlikeye atan özverisi unutulmamalı...
Barış anlaşmasından sonra İngiltere Başbakanı Tony Blairin, Paskalya tatili için İspanyaya gitmesi de şüphesiz tesadüf değildi. Aznar ve Blair, barış sürecini İspanyaya nasıl taşıyabileceklerini konuşmuşlardı, 1998 yazında.
Blairin ziyaretinden kısa süre sonra önemli bir ziyaret daha gerçekleşti bölgeye. Bu kez IRAnın siyası kanadı Sinn Feinin lideri Gerry Adams İspanyaya, daha doğrusu Baska gitti. Yerel politikacılara barış anlaşmasına gidilirken izlenen taktikleri ve yolları anlattı. ETAnın siyasi kanadı Herribatasunanın lideri Arnaldo Otegiyle görüştü Gerry Adams.
Barış rüzgarı İspanyayı da etkisi altına aldı. ETA, Eylül 1998de ateşkes ilan etti, hemen ardından da İspanya hükümeti ile görüşme masasına oturdu. İsviçrenin Zürih kentinde yapılan gizli görüşmeler, barış için umut oldu. Ancak bu olumlu hava kısa sürede dağıldı. Başbakan Aznar, ETAnın barış yapmaktan korktuğunu söyleyince ortam yeniden gerginleşti.
ETA da, 1999 Kasımında hükümeti suçlayan açıklamalar yaparak ateşkesi sona erdireceğini ilan etti ve 14 aylık ateşkesle birlikte umutlar da yok oldu.
AZNAR KORKTU
İspanyanın şanssızlığı Jose Maria Aznardır. Zira Aznar, barışa giden yolda istekli ve cesur değildi, klasik politikacı davranışı dışına çıkamadı. İspanya, İngiliz hükümetinin IRAnın siyasi kanadı Sinn Feinle kurduğu ilişkiden ders almadı. Blair, Sinn Feini dışlamak yerine diyalog kurdu. Gerçi, Kuzey İrlandada barış süreci ağır aksak ilerliyor, hala çözülemeyen sorunlar var ama yine de Sinn Fein dışlanmadı.
Taraflar arasında iyi-kötü bir ilişki bulunması bile barış için bir umut. Kuzey İrlanda barış süreci için eski ABD Başkanı Bill Clinton bizzet devrediydi, yani Bask bölgesiyle Kuzey İrlandanın şartları eşit değildi.
Ama her şeye rağmen, Aznar istekli ve cesaretli davranamadı. Eline geçen önemli bir fırsatı da kaçırdı ve terörü seçti. Yasaklama kararını değerlendiren pek çok gözlemci, şiddetin görüşmeler yoluyla durdurulabileceği görüşünde. Batasunanın kapatılmasıyla şiddetin daha da artacağı kesin. Zira, yasaklama kararı, bir anlamda şiddete davetiye çıkarmakla eş anlamlı. Barışa giden yol her zaman sancılı olur. Diyalog ve barış için istekli olmak önemlidir. Eski ABD Başkanı Bill Clintonın dediği gibi; Barış cesaret ister. | |