|
Güncelleme: 12:00 TS 13 Eyl., 2002
|
| |
|
YTP
|
|
| YTP Bilim Kurulu Üyesi Orhan Güvenen, partisinin ekonomi politikasını CNBC-e canlı yayınında anlattı.
|
|
|
CNBC-e: YTPnin şöyle ilginç bir durumu da var. Herkes uzunca bir süre, en azından Kemal Dervişin Devlet Bakanlığından istifa ettikten sonraYTPye katılacağını ve YTPnin ekonomi programı, ayrıca iktidar hazırlığı sürecinde de bütün ekonomik programı sahipleneceğini düşünüyordu. Ancak bu olmadı. Katılımın olmayacağı açıklandı. Bunun ardından YTPnin ekonomi programına ilişkin görüşü nedir? Ve her konuğumuza sorduğumuz gibi o soruyla başlayalım, sizin için öncelikli olan nedir? 4 Kasımda iktidar oldunuz ya da iktidar ortağı oldunuz. Sizin için ekonomide öncelikli neler olacak?
Orhan Güvenen: Tabi Sayın Derviş değerli bir teknisyen, öyle bir beklenti vardı. Fakat takdir buyuracağınız gibi herşeyden önce, insanlardan önce, kurumlar vardır. Yeni Türkiyenin de dünyaya ve Türkiyemize, insanımıza bir bakışı vardır. Yani 68 milyon insanımıza ve 6 milyarı aşan insana, 200 devlete ve Türkiyeye bakışı vardır. O kapsamda elbette birlikte değerlendirilmesi gerekirdi. Yapılırdı bu. Çünkü nihayet orada birlikte çalışan insanlar var. Burada belki Yeni Türkiyenin en büyük özelliği şudur: 2002 yılında artık hiçbir şekilde bir ülkeyi, ABD dahil, dünyadan soyutlayamazsınız. Yani 6 milyarı aşan nüfusuyla, 35 trilyon dolar gayri safi milli hasılasıyla dünya bir bütün oldu, bütün, birleşik bir bütün değil, barışçı bir bütün değil ama etkileşim halinde bir bütün. Küreselleşme artıları eksileriyle bir olgu, bunu tartışmanın bir anlamı da yok. Yapılması gereken bir yerde artıları maksimum kılmak, eksileri minimum kılmak. Şu anda gündüz, gece demenin anlamı yok. Bu bakımdan bizim Yeni Türkiye olarak dünyaya bakışımız her şeyden önce Türkiye bir dünya devleti olacaktır. Ve en küçük kararımızda dünyaya bakacağız. Dünyada 6 milyarı aşan nüfus, 200ün üzerinde devlet ne yapıyor? Biz bunların en iyisini yapmaya çalışacağız, en soluklusunu yapmaya çalışacağız imkânlarımızla. Bugün 19 Mayıs 1919dan daha kötü durumda değiliz. Bugün değerli evlatları var Türkiyenin, bugün bilime çok değerli katkı yapmış insanlar var. Bugün sürtünme katsayısını on binde birine indirmiş bir İstanbul Teknik Üniversite çıkışlı bir şeyimiz var her ne kadar unutuyorsak da. Sporda çok değerlerimiz var. İşte Süreyya Ayhanımız var, futbolcularımız var dünya üçüncüsü... Yani biz sosyal sermaye eksikliğine, bu çok ciddi bir konudur. Sosyal sermaye eksikliği, bu hiç incelenmedi. Türkiyede sosyal sermaye eksikliği konusunda... Biz imparatorluğumuza baktığımız zaman gerçek anlamda en büyük yanlışlardan biri matbaayı çok geç almamız. Bu bizde büyük bir eksidir. İkincisi; sanayileşmeyi ıskaladık, algılayamadık zamanında. Üçüncüsü; biz çok farklı bir imparatorluk, bir anavatanımız kavramını bilmedik. Yani ben geçenlerde Avrupa Konseyi kapsamındaki görevimin de gereği olarak Üsküpe gittim. Üsküp bir yerde Erzurumdan çok daha Osmanlı şehri. Erzurum diyorum, çünkü bir sevgiyle Erzurumda doğdum ben. Neden derseniz, baktığınız zaman Erzurum daha Selçukluların şehridir. Şimdi biz böyle bir olguda yaşamışız ve aslında bir katmadeğer olgusu fazla oluşturmamışız. Zaman değerli biliyorum. Sonuçta söylemek istediğim şu; fakat imparatorlukta, çok çok ciddi bir konu; sosyal sermaye. Başka bir deyimle siz uzmansınız, konunuzun uzmanısınız. Siz sermaye de olsa bu uzmanlığı hemen alamazsınız. Ne oldu? İmparatorluk döneminde bizim genellikle ticaretimizi Fransızlar, İtalyanlar, onlar götürmüştür. Mühendisliğimizi ortalama olarak Osmanlı tebaası ve Macar kökenli mühendisler götürmüştür. Mali işlerimizi daha çok Musevi kökenli Osmanlı tebası götürmüştür. Mücevher, zanaat bunları daha çok Ermeni kökenli Osmanlı tebası vatandaşlarımız götürmüştür. Peki, ayrım yapmak için söylemiyorum, çünkü ben bir işadamının evladıyım. 50li, 60lı yıllarda Türkiyede baktığınız zaman büyük firmalarının hiçbirinin başında yoktu. Bütün bu bahsettiğim kesimler hâlâ vardı. Yani o sermaye olmamıştı. Dolaylı olarak da bu kesimde Cumhuriyet kurulduğu zaman büyük bir boşlukta kaldı Mustafa Kemal. 10 milyon yoksul nüfus, asker ama rençber... Fakat zabit kimse yoktu. Çünkü zabit kesim ulemayla beraber. Çanakkalede, Galiçyada, Libyada, Balkanlarda şehit verdiğimiz için... Sonuçta sermaye yokluğu korkunçtur. Daha korkunç olan sosyal sermaye yokluğudur.
CNBC-e: Sizin için öncelikli konu bu mu olacak?
Orhan Güvenen: Hayır, elbette sosyal sermaye önemli oranda yaratıldı. Şöyle yaratıldı; bugün Türkiyenin dünya düzeyinde işadamları var. İstediğimiz oranda değil ama var, yöneticileri var. Sanatta var, sporda var. Belki saygısızlık etmek istemiyorum, sosyal sermayenin en eksik kaldığı kesim siyasi karar sürecidir, siyasi karar sistemidir. Burada büyük eksiklik olmuştur. Bizim önceliğimiz dünyaya bakıştır. Türkiye dünya devletidir, yarış dünyayladır, mahallemizde değildir. Dolaylı olarak dünyayla yarışacağız. Dünyada en iyi ne yapılıyorsa onu yapacağız. Ve dolaylı olarak dünyada neyi nerede pay alabiliriz, her şeyi yapamayız, dolaylı olarak biz 5 yılda 5 milyar dolarlık yazılım ihraç edebiliyor muyuz? Evet ederiz, söylüyorum bunu. 5 milyar dolarlık yazılımı Türkiye evlatlarıyla bunu yapar ve ihraç eder. Neden derseniz, bugün çok nitelikli, sizin çalıştığınız sektörlerde özellikle, finansta ve diğer 20 bin civarında çok nitelikli, buna mühendis, gayet değerli işletmeci, ayrıca matematikçilerimiz var, istatistikçilerimiz var ve birçok... Bunlarla her şey bir örgütlenme, yapılanma meselesi ve hedef meselesi. 1960ta bir adam çıkıyor, diyor ki; geç kaldık diyor. 10 yıl içinde aya ayak basacağız. 21 Temmuz 1969da Amstrong Aya ayak basıyor. Sonunda hedefe... Bir lider çıkmıştır yapılacak demiştir ve yapılmıştır. Dolaylı olarak hedefleri koymak lazım. Yalnız burada vurgulamak isterim, bu hedeflerin bir matematik tavrı olması lazım. Başka bir deyimle, hiçbir zaman bir otomobil yalnız harika karbiratör yapmakla, harika distribütör, buji sistemi yapmakla olmaz. Bir otomobil 10 bin küsur parçanın bir araya geldiği bir tutarlılık içinde bir bütün içinde oluştuğu bir olgudur. Anahtarı çevirdiğiniz zaman o otomobilin 10 bin küsur parçasının uyumuyla, tutarlılığıyla birkaç yüz bin kilometre... Bu şekilde, yani ekonomi çok önemlidir. Ekonomi bir alt sistemdir ve alt sistem olarak bütün kümeye bakmadan alt sistem optimizasyonuna giderseniz matematik bir yanlış yaparsınız. Çünkü matematiğin ünlü teoremi, eğer parçaları tek tek optimal, yani en iyilerini bulur bir araya getirirseniz bütün optimali... Ve bütün 20 yüzyıl bu yanlışı yaptı. Biz Türkiye olarak bu yanlışı yapmayacağız. Dünyaya bakacağız, ülkemize bakacağız. Ekonominin gerçek yerini ve etkinliğini de onun üstüne oturtacağız.
CNBC-e: Tahmin ediyorum Yeni Türkiye yeni yola çıkmış bir parti olarak tüm aşamalarda hazırlık yapma sürecini yaşıyor anladığım kadarıyla ekonomi programında da böyle bir süreçte. Siz sosyal sermaye ve bir dünya devleti olma konularını öncelik olarak ortaya koydunuz. Ben de bunu biraz sosyal demokrat eksende açıklamanızı isteyeceğim. Özellikle bugüne kadar uygulanan ekonomi programlarının sosyal yönlerinin çok eksik kaldığı ifade edildi. Şimdi sizin yola çıkışınızda, yani sosyal demokrat tanımlamada ne tür bir farklılık olacak? Yani bugüne kadar gördüğümüz parti programlarından, ekonomi programlarından insana yönelik, sosyal boyuta yönelik neler eklenecek sizin programınızda?
Orhan Güvenen: Teşekkür ederim, çok anlamlı bir soru. Arzettiğim gibi yarış dünyayladır. Bu kapsamda ekonomiyi yerine iyi oturtmak gerekir. Ekonomi bütün değildir, ekonomi bir alt sistemdir ve önemli bir alt sistemdir. Ancak bu anlamda alırsanız ekonominin gerçek değerini ortaya koyarsınız. Başka bir deyimle unutmamak lazım, gerçek anlamda bakmak lazım. Ülkeler, ulus devlet ve dünya düzeyinde, sistemi ne götürüyor, güçler etkileşimi, teknolojiler, kültür, çünkü karar sistemini davranışlar belirler. Demografi özellikle göçler... Bütün bu olgulara baktığımız zaman önce dünyada sistem, karar sistemini kimler veriyor? Bütün bunların yeri nedir? Güç kimin elindedir? Gerçek anlamda kararları kimler veriyor? Bunun içinde Türkiye nedir, ne yapabilir? Bunun içine oturtmamız lazım, aksi halde kullanılanlardan olursunuz, yönlendirenlerden değil. Bu kapsamda bizim önceliğimiz elbetteki finans dünyası çok çok önemlidir. Finans piyasaları belirli bir dengeye ve tutarlılığa gelmediği sürece reel ekonomiyi işletemezsiniz. Ancak bunların hepsi eş güdümlüdür, biraz önce arzettiğim gibi ekonomi dahil olmak üzere. Ayıramazsınız, bütün bunlar ciddi ve yetenekli bir başbakanın iradesiyle, koordinasyonuyla yapılır. Ekonomi dahil, ekonomi bakanları olabilirsiniz, ama o ekonomi bakanı her şeyden önce Başbakanın koordinasyonunda olması lazım. Çünkü dünyaya bakan, stratejilerini veren başbakan olacaktır. Bu alanda sosyal boyut, yani reel sektörde neler yapabilirsiniz? Her şeyden önce reel sektörde büyümeyi sağlamanız lazım. Bunu mevcut finans yapısını bozarak değil, onu daha iyileştirerek yapmanız lazım. En basitinden çok hızlı olarak derhal enflasyon muhasebesini getirmemiz lazım. Vergi sisteminizde belirli indirimleri yapmamız lazım. Daima vergi oranlarını en maksimuma, üste çekerek toplam vergiyi artıramazsınız. Bizde daima bu felsefe olmuştur. Dolaylı olarak sonunda toplayacağınız verginin tabana yayılarak ve gerçek anlamda sonunda zaman kısa, orta, uzun dönemde istihdam yaratan, verimlilik yaratan, iş yaratan, bizim hedefimiz iş yaratmak. En büyük seviyede dünyayla yaşam, dünya markası olan iş yaratmak. Fakat aynı zamanda en küçük, en yoksul, mikro sermaye vererek belki bir Anadoluda, Vanda, Edirnede onu bir iş sahibi yapabilmek. Dolaylı olarak her şeyden önce sistemin verimli ve etkin çalışması, bütün biraz önce verdiğim otomobil örneğinde 10 bin parçadan kurulur bir otomobil, ekonomi de bunun içinde çok büyük bir parçadır ama bütün değildir. Bunların birbirleriyle tutarlılığı ve bir başbakan koordinasyonunda ve dünyaya bakış. Her şeyden önce ekonomi diplomasisini getirmeniz lazım, ekonomi diplomasisi... Ne demektir bu? Bu şu demektir; dünya piyasalarına bakacaksınız, dünya piyasalarına bütün gücünüzle, işadamları, bir işadamının evladı olarak söylüyorum. Dürüst bir işadamı ve etkin bir işadamı olmanın zorluklarını ben çocukluğumda yaşadım ve büyük saygı gösteriyorum, Allah rahmet eylesin. Ve dolaylı olarak iş dünyası, onlar hepimizden daha iyi bilirler ekonomiyi ve dünyayı, onlarla beraber, çalışanlarımızla beraber, sendikacıyla beraber, köylüyle beraber, birfiil insanımız, 68 milyonla beraber, 19 Mayıs 1919daki gibi ve biz Yeni Türkiye dolaylı olarak, bu bir hayal değil, yapabilme gücü, eğer irade, biraz önce söyledim, eğer Aya ayak basacağım iradesini koyuyorsanız ayak basarsınız, koymuyorsanız yapamazsınız. Dolaylı olarak sosyal boyutta da gelir dağılımında da bütün bu dengesizliklerde de, benim toplumumun kalkınır olmasında da dolaylı olarak, bu bütün olarak, öyle ben ideolojilere falan pek sığınan bir adam değilim, kişisel, kendi adıma konuşuyorum. Ortada bir matematik olgu vardır, bunun çözümleri vardır, insandan yana, mühendisten yana, köylüden yana, esnaftan yana, insanından yana ve insanlıktan yana, onun için çözüm üretmemiz lazım. 50 yıldır kötü yönetildik, saygısızlık etmek istemiyorum, çok değerli insanlar çıktı ama bir akım olarak bu yönetimi malesef fazla sürdüremedik. Sosyal sermaye eksikliğinin 50-60larda ne kadar eksik olduğunu söyledik, bunu önemli oranda kapattık. Bunların kapatılması da gerekir, yarış dünyayladır. Elbetteki finans sektörünü sürdüreceğiz, hukuk konumunda büyük eksiklerimiz var. Bahsettiğim gibi bir an evvel vergiyle ilgili ve özellikle enflasyon muhasebesiyle ilgili ve bütün diğer konularda... Amaç şudur; iş yaratmak. Neden bunu ısrarla vurguluyorum? Şudur; bugün devletten aktarılacak kaynak yok. Elimiz kolumuz bağlıdır, kim ne derse desin, bunun dışında söyleyen yanlış söylüyordur. Halkın karşısına büyük çıkmak lazım. Dolaylı olarak elimizde kaynak yok, devletten gelecek kaynak yok. O kaynağı biz yaratmamız lazım. Bugün tahminlere göre, eldeki verilere göre Türkiyenin, Türklerin, Türkiye dışında 70 milyar dolar düzeyinde kaynakları vardır. Türkiye içinde 40 milyar dolar düzeyinde... Bu kaynakları, güvenirliliği vermeniz lazım. İnsanın bilmesi gereken birinci kural güvenirliliktir.
Tolga İdiz: Benim sorum vergiler üzerine olacaktı. Vergi tabanını genişletmek için ayrıca vergi reformları üzerinde yapılacak birtakım planlarınız, düşünceleriniz var mı, bunu merak ediyorum?
Orhan Güvenen: Takdir buyuracağınız gibi vergide konu, oranları maksimum tutmak değildir. Toplayabildiğiniz vergileri mümkün olduğu kadar maksimum tutmaktır, alabildiğinizden değil. Türkiye gibi yüzde 40lara yaklaşan kayıt dışı olan bir ekonomide mümkün olduğu kadar enflasyon muhasebesiyle, mümkün olduğu kadar hukukla, zorlayarak değil ama hep beraber çalışarak, zaman dinamiği içinde, bu bir ayda olmaz, iki ayda olmaz. Zaman dinamiği içinde kayıt dışı ekonomiyi çekerek, vatandaşlarımızın katılımını, yüreklerinde bir şey duyuyorlarsa yapmazlar. Bunun için harika zeki olmaya da gerek yok. Yurt dışına da çıkar, başka yere de gider. Dolaylı olarak bütün bu kapsamda dediğim gibi mümkün olduğu kadar vergiyi, tabanını, verilenleri, kayıt dışında olanları genişletmek lazım. Enflasyon dediğim gibi muhasebesiyle, vergilerin oranlarını azaltarak ve özellikle iş kuracaklara, en küçüğünden en büyük firmalara kadar vergi şeyleri ve özellikle bölgesel gelişmelerde, aynı Ankara, İstanbula uygulayamazsanız, Anadoluda, Doğu Anadoluda insanlar, konuşuyorum, insan diyor ki, Orhan diyor, ben çocukluğumdan tanıyorum, iki evladım evde, evli ve işsizler iki yıldır. Bu bir sorun, bu ciddi bir sorun, bunun tartışması yok. Dolaylı olarak ne yapıp yapıp bizim bu üretime, bunu yönetip, orada vergileri indireceksiniz, KDVyi indireceksiniz, bir an evvel o insanların, en yoksulun bile iş sahibi olması için 4 haftalık belki bir kurs düzenleyeceksiniz. Yanında da küçük bir sermaye vereceksiniz. Vergi indirimleriyle beraber dediğim gibi teşebbüs ve nasıl iyi teşebbüs, bugünün teknolojisiyle bakın bugün Ankaradan, İstanbuldan, Hakkaride, Vanda, Edirnede en beyinli, en güçlü beyinler anlatabilirler, nasıl daha etkin.... Dolaylı olarak hep birlikte, en büyük sermaye dünya markasına gidecek. Kaç tane dünya markam var benim? Onur duyuyorum, dün okudum, bir firmamız, büyük bir firmamız, Arçelik, yazıyor, diyor ki; ...patenti sıfıra indirdi, saygı duyuyorum, sağolsun, Allah razı olsun. Bilim yoksa bir şey olmaz. Temelinde daima bilim... Ama bunu insanla beraber götürmemiz lazım. Yeni Türkiye Genel Başkanı Sayın Cemin çok ilginç bir saptaması var. Ekonomi insan içindir. 20. yüzyıl bilim metadolijisi bakımından büyük hata yaptı. Daima ekonomiyi de sosyal bilimleri de alt küme olarak aldı ve kısa dönemde çözümler ürettik ve orta ve uzun dönemde ise umulmadık alternatif maliyetler ürettik... Bugün dünyada 1.5la 3 trilyon dolar piyasalarda dönüyor. Küreselleşmeyi teknolojiyi getirdi. Yani gerçek zamanda alıp satabilme olgusu getirdi, ondan daha alt düzeyde de reel ekonomiye yansıdı. Böyle bir olguda dediğim gibi bütün dünyayı izlemeniz lazım. Dünyada ne yapılıyor? Savunma sanayinizin de onunla beraber olup dünya piyasalarına, dünyada marka olan ihraç edilebilir ürünler yapmanız lazım. O aracı kullanmamız lazım, yerine göre, bölgesine göre, standart bir şey yoktur. Doğu Anadoluda uyguladığınız vergiyle Batıda uyguladığınızı uygulayamazsınız, çünkü şartlar farklı.
CNBC-e: Dünyayı izlemek gerektiğinden, dünyayla etkileşimin öneminden bahsettiniz. Burada acaba biraz daha Türkiyenin rekabet gücünün nasıl artırılacağı üzerinde durabilir miyiz? Örneğin Türkiyenin rekabet gücü açısından önemli sorunlarından biri enerji maliyetleri. Daha somut olarak bu anlamda da değerlendirmeleriniz var mı? Parti programınızda bu hususlar nasıl yer alacak?
Orhan Güvenen: Elbette, dediğim gibi hedefimiz dünya markası olmak, dünya piyasalarında etkin olmak. Bu arada bu dünya hedefimizde Avrupa Birliği önemlidir. Yalnız Avrupa Birliği bize açık kalması gereken bir limandır. Tekrar ediyorum, açık kalması gereken bir limandır. Avrupa Birliğine girmeliyiz ancak 10 yıl sonra Avrupa Birliği ne olur? Ama neden Avrupa Birliği önemlidir? Çünkü dinamiklerde ister istemez dünya ölçülerini, uluslararası standartları zaten Avrupa Birliği uyguluyor. Ben de ticaretimi yapıyorum. Dolaylı olarak o kapsamda Avrupa Birliğiyle uyumun demek, benim dünyayla yarışta uyumum demektir. Ama ben aynı zamanda ABD piyasasında da etkin olmak istiyorum, dünya piyasasında da etkin olmak istiyorum. Ha bunun için haklısınız, yerden göğe haklısınız. Müsteşarlığım sırasında bu konuda yetkililere yazdığım yazılar vardır. Bunlar tabi kamu kapsamında, sonra TBMMde açıklandı. Malesef Türkiyenin enerji politikaları yanlış. Yanlıştır. Fiyat konusunda yanlıştır, çeşitlilik konusunda yanlıştır ve enerji güvenirliliği bakımından yanlıştır. Büyük bir bağımlılık vardır. Yarın öbür gün bir jeostratejik konumda, jeostrateji algılanmıyor hiçbir zaman, sistemi belirleyen en önemli oranda jeostrateji ve jeopolitik güçler etkileşimidir. Bir sakarlık olduğu zaman sistemi kitlersiniz. Ayrıca benim ülkem bugün dünyada Fransa 2 sent kilovat saate enerji verir vatandaşına ve sanayicisine, Avrupa ülkeleri 3, benim ülkem 12 sente kadar kontrat imzalamıştır, 8 sente kontrat imzalamıştır. Almaya mecbursunuz, böyle bir olgu var. Dolaylı olarak bütün bu enerjilerin ve bunların bir kısmı, ve enerjiyi mümkün olduğu kadar ucuz... Ama bulduğunuz, belirttiğiniz soru çok çok önemli bir sorudur. Kilit bir değişkendir sistemde mutlaka. Dediğim gibi bununla beraber bizim bütün belirli öncü sektörleri almamız lazım. Öncü sektör derken otomotiv yan sanayinden otomotive, elektroniğe, bilgi ve iletişim teknolojilerine. Bana bir Türkiye optimali fonksiyonu denklemi yazın derseniz, birinci, derhal bilgi iletişim. Herkes, hepimiz mümkün olduğu kadar bilgi iletişim teknolojilerini etkin kullanabilirsek, çok daha verimli, çok daha etkin, çok daha rekabetçi çalışırız. Dolaylı olarak bu boyutları aynı şekilde tarımda, tarımın ürünleri ihracını ve bütün bu sektörlerde daha sayabilirim.
CNBC-e: Az önce özellikle vergiye ilişkin mesajlarınız çok yoğundu. Bir dünya devleti olmak, dolayısıyla dünya markaları yaratmaktan bahsettiniz. Ama çok ciddi bir sıkıntı var reel sektörde yaşanan bir sıkıntı. Hâlâ bankaların, özellikle kamu bankalarının bu rehabilitasyon programının ardından da ellerindeki kaynakları reel sektöre kullanıma açmadığı yönünde şikayetler var. Birincisi bu kaynak kullanımıyla ilgili hedefleriniz, projeleriniz neler olacak? İkincisi de, reel sektörün kalkındırılmasına yönelik bir ek koordineli çalışmadan bahsediliyordu? Sayın Derviş zamanında da böyle bir çalışmanın başlatılacağından söz ediliyordu. Ancak bir türlü büyümeye geçilemediği ifade edildi. Bunun için neler yapacaksınız?
Orhan Güvenen: Her şeyden önce, biraz önce arzettiğim gibi iki yıl için ciddi olmak lazım, kamudan yatırım için ayrılacak kaynak yoka yakındır. Dolaylı olarak ne yapıp yapıp biraz önce arzettiğim yurt dışında 70 milyar dolar düzeyinde tahmin edilen ve 40 milyar dolar... Fakat bundan daha önemlisi o girişimci olguyu ve bununla ilgili bütün tedbirleri kamu olarak, çünkü kamunun görevi üretmek değildir, kamunun görevi yol açmaktır. Kar makinalığı yapmaktır. Dolaylı olarak bunun için gerekli tedbirleri almaktır. Bu tedbirler nelerdir? Girişim sermayesini bulacaksınız, yani insanlar bir yerde eğer insanlara belirli bir güveni getirebilmişseniz, inanıyorlarsa o zaman paralarını getirip yatırabilirler. Bakın buradaki bir arkadaşımız var. Çok değerli bir mühendis, bir de fikri var. Buna ben kaynak koyacağım, ortak olacağım. O, o fikrini getirecek, ben kaynağımı, sermayemi getireceğim, birlikte çalışacağız ve böyle. Bilirsiniz Dell de bu şekilde bir girişim sermayesiyle oluşmuştur, Amerikada bugün dünyanın en büyük firmalarından biri Microsoft da böyle oluşmuştur. Dolaylı olarak bunlar hayal değil, bunlar olabilecek olgular, yapmak lazım, o iradeyi göstermek lazım. Mikro sermaye dedim. En mütevazı vatandaşlarıma kadar gidip bunun kaynakları bulunabilir. Uluslararası kurumlardan bulunabilir... Küçük sermayeler de çok önemli, bunlar da biraz da yanı sıra 2, 3, 4 haftalık eğitimle nasıl bir işletme kurup nasıl yönlendireceklerini söylerseniz... Demek ki her şeyden önce bu müteşebbitik olgusunu, iş kurma olgusunu, benim işsiz vatandaşıma devletin iş sahası açması mümkün değil. Siyasetin de buna arcı olarak işte bir iki kişiyi yerleştirmesiyle...
CNBC-e: Program müsait mi, uygulanan ekonomik program, IMF programı sonuçta sürdürülen bir program var...
Orhan Güvenen: Sürdürülen bir program ama ben o programa dokunmuyorum. Bir anlamda şöyle; elbetteki uluslararası kurumların bir anlaşma imzalamışız.. Fakat takdir buyuracağınız gibi o sürdürülürken bakın diyorum oradan, oraya dokunmuyorum, o sürdürülecektir ama dokunmuyorum. Ben kaynağı doğrudan doğruya onun dışında, yani özel kesimden, insanlarımdan kullanılmayan, dışa gitmiş sermayemden içe güvenmediği için dışarı çıkarmadığı sermayeden ve insanımdan, beyninden ve yapabilme gücünden yararlanarak bütün bu yerde işsizliği, istihdamı, üretimi, verimi, kaliteyi, ihracatı, en büyük firmada bu dünya markasıdır, en mütevazısında da en azından geçimini sağlayacak bir mütevazı işi olmaktır. Tarımda yapılacak büyük olgular var. Bugün tarım ve su havzaları 21inci yüzyılın ürünüdür, petrol ne ise 20nci yüzyılda, 21inci yüzyılda su havzaları ve tarım budur. Doğrudan doğruya biyolojik tarıma, kaliteli tarıma ve buraya mutlaka destekleri vermemiz lazım. Çünkü dünyada yarış oralarda geçecektir. Geçmişi iyi bilmek gerekir. Ama yapılan bir sistem, bilim hatası vardır. 20nci yüzyılın olgularıyla 21inci yüzyıl oluşturmaya çalışıyoruz, mümkün değil. 21inci yüzyılın verileri çok farklı. Saniyede şu anda bilgisayarlarda 12 trilyon işlem yapılıyor. Çok kısa bir süre sonra 1.2 katrilyona geçilecek. Uluslararası IBMin yapmış olduğu ve genetikçilerin istediği, yani apayrı bir boyutta dediğim gibi hız çok önemli bir kavram. Ayrı oyun kurallarında ve oyun teorisini alırsam ve artık ayrı ayrı oyun kurallarında gidiyoruz. Ve burada bir şeyi unutmamak lazım, bir tek kişi bugün 100 bin kişiyi tarhip edebilme gücüne sahip. Dolaylı olarak hiçbir ülke ben güvenliğimi sağladım, tuzum kuru diyemez, benim ekonomim de gayet iyi, 35 bin dolardayım diyemez. Dünya bir bütündür, dünyayı bir bütün olarak ele almak lazım. Onun için yarış dünyayladır, onun için hep beraber çalışmamız lazım. Bunun finans boyutu vardır, bunun kara para boyutu vardır. Bunun diğer boyutları vardır. Bunlar beraber olabilecek bir olgudur. Aynı şekilde göçler. 21inci yüzyılın en ciddi sorunlarından biridir, kıtalararası göçler, ülkelerarası göçler, bu sorunlara çözüm bulmamız lazım. Ama bunları bir yerde o insanları durdurarak veya ateş açarak yapamazsınız. Dolaylı olarak artık 21inci yüzyılın olgusu şey meselesiyle değil, matematik bir şekilde 6 milyar insan 200 devletin sorunlarını birlikte çözebilme çabasını vicdanımızla birlikte ortaya koyup masaya çözmemiz lazım. En büyük devlet için, en güçlü devlet için de bu geçerlidir, en mütevazısı için de.
CNBC-e: Ben biraz daha sermaye piyasaları konusunda sizin görüşlerinizi ve öngörülerinizi merak ediyorum. Aslında az önce büyümeye ilişkin ilk adımı attık bu sohbet içerisinde. Ben biraz daha orta vadede ve biraz daha somut bir yaklaşımla öngörülerinizi hem YTP ve hem de şahsınız olarak merak ediyorum. Şimdi bizim için büyüme sihirli kelime. Geçtiğimiz birkaç aya baktığımız zaman, örneğin nisan ve mayıs aylarında sanayi üretimi iç satışlar gibi kalemlerde ufak ufak hareketler, kıpırdanmalar görmeye başlamıştık ki haziran ayında işte siyasette oluşan malumunuz durumla birlikte bir parça durgunluğa girdik gibi duruyor. Siz önümüzdeki yakın gelecekte iktidar olduğunuz durumda finans piyasalarındaki, yani yurt dışındaki konjonktürü dikkate aldığınız zaman biraz daha somut ve biraz daha orta vadeli, tam olarak büyüme konusunda dengeleri bozmadan, özetle enflasyon tarafı, neler planlıyorsunuz, neler düşünüyorsunuz?
Orhan Güvenen: Takdir buyuracağınız ve benden de iyi bildiğiniz gibi, şimdi borsa, faiz, döviz, bütün bu olgular, takdir edeceğiniz gibi Türkiyenin de kontrolünü aşan, biraz önce söyledim, her gün 1.5 trilyonla 3 trilyon dolar mali piyasalarda dönüyor. Böyle bir dünyada oyunu kurallarına göre oynamamız lazım. Zorlamayla bu işi yapamazsınız. Demek ki ancak kaynağı elinde tutan insanlara güvenirlilik verdiğimiz zaman, inandıkları zaman, istikrar verdiğiniz zaman, gelecek 5, 6, 1, 2 yılını gördüğü zaman o şekilde yatırıma dönüşebilir. Dolaylı olarak finans piyasalarıyla ilgili sistemin kurallarına göre, mantığına göre, müdahaleyle değil, yönlendirmeyle, kendi oyun kurallarına, piyasa kurallarına uygun olarak ve dünya koşullarına, Türkiye dediğim gibi ister istemez dünyayla çok açık bir olgudur. O kapsamda güvenirlilik ve istikrarla bunların bir yerde enflasyonun düşmesini, faiz oranlarının, reel faizlerin düşmesi çok ciddi bir sorundur. Ancak bunu sağladığınız zaman kaynak kısmen yatırıma gidebilir. Dediğim gibi belirli dengeleri sağlayabiliriz, borçlarımızı daha kolaylıkla ödeyebiliriz. Sonuçta kilit olgunun güvenirlilik, istikrar ve bu piyasalarda hukuksal yapıların, bunlar çok ciddi, hukuki yapılarda, bakın bu piyasalarda çok büyük engeller var. İnsanlara güvenirlilik vermiyoruz, güvenirlilik vermezseniz o insanlar paralarını yatırmazlar. Başka bir konuya geçeceğim bağlantılı olarak, krediyle ilgili olarak. Şimdi düşünebiliyor musunuz ben iş adamı olsam, bütün iyi niyetimle beraber nasıl yatırım yaparım? Nasıl yatırım yaparsınız? Katiyen abartmıyorum, böyle bir kişiliğim de yok. Bugün dürüst bir iş adamının yatırım yapması demek gerçekten kahramanlıktır. Reel faizlerin bu boyutta olduğu bir boyutta kahramanlıktır bu. Çünkü hiçbir sıkıntıya girmeden kolaylıkla bunu kullanmanın yollarını siz benden daha iyi bilirsiniz, kullanırsınız, ondan sonra da hayatınızı yaşarsınız, tırnak içinde, eğer isterseniz. Dolaylı olarak mesele budur. Güvenirliliği, istikrarı ve onunla ilgili zorlayıcı şey tedbirleri değil, piyasanın kurallarına göre alacağınız tedbirlerle, teşvik tedbirleriyle, ikna tedbirleriyle, beraber çözme tedbirleriyle, usta bir matematikçi ve usta kimyacı gibi su üretmek için iki molekül hidrojen ve bir molekül oksijene ihtiyacımız var. İşte onları bulamazsanız su üretemezsiniz, piyasalar da böyledir. Dolaylı olarak onun kurallarıyla o boyutla, iyi niyetle, sabırla, istikrarla, güvenle çalışmamız ve çözüm üretmeniz gerekiyor.
CNBC-e: Aslında ilk bölümde bazı vergi mesajları verdiniz. Teşviklerden bahsettiniz. Başta finans piyasaları, özellikle sermaye piyasaları olmak üzere, bu tarz teşviklerle derinleştirmek ve geliştirmek nasıl mümkün olacaktır. Örneğin aklıma ilk etapta bireysel emeklilik sistemi geliyor. Bir de iç tarafta fonlar dediğimiz kurumsal yatırımcılar. Diğer bir nokta da yatırımcıyı çekebilmek için yapılması gerekenler. Bu konudaki öngörülerinizi rica edebilir miyim lütfen?
Orhan Güvenen: Bir kere dış yatırım takdir buyuracağınız gibi her şeyden önce güvenirlilik ister. Yani bu sıcak paradan gerçek üretici yatırıma geçebilmesi için güvenirlilik ister, süreklilik ister. Bugün benim bir işletmecim ayda ortalama 20 kere vergi dairesine gitmek konumunda. Bir firma kurabilmek için kaç kere ve kaç imzaya gerek olduğunu benden daha iyi biliyorsunuz, bu benim değil Dünya Bankasının yaptığı çalışmalar. Dolaylı olarak bütün bunların değiştirilmesi, kolaylaştırılması. Tekrar ediyorum, dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yoktur. Bunların kuralları bellidir. Ayrıca şu var; gerçek milliyetçilik, gerçek ulusçuluk eninde sonunda dünyayla yarışla olur, kapanarak değil. Kapandığınız anda geriye gidersiniz. Dolaylı olarak dünyanın ölçüleri nedir, dünya kaygan bir zemindir ama başka çaremiz yok. Dolaylı olarak Avrupa Birliği bizim için açık bir liman olacak, dünya bizim için hedef olacak, dünya markalarına, evet dünya markalarına gideceğiz. Ve bu kapsamda sistemi açacağız. Sistemin işlerliğini sağlayacağız, engeller varsa engelleri kaldıracağız. Doğrudan doğruya koordinasyon çok önemlidir, koordinasyon Başbakanın işidir. Ekonominin kudretli olması gerekir ve bir elde olmasında yarar vardır. Bunu yaşamış ve acılarını da yaşamış bir insan olarak söylüyorum. Fakat gerçek koordinasyon başbakanda olur. Çünkü sistem bir bütündür. Ekonomi diplomasisiyle, ülke diplomasisiyle, jeostratejiyle, dediğim gibi bilim politikalarıyla, bütün sektörleriyle, tarımıyla hepsi bir bütündür. Dolaylı olarak burada yetenekli bir koordinasyon ve yetenekli bir başbakanın kapsamında bir, iyi bir orkestra şefi gibi 15, 16, 17 bakanlığı yönlendirmesi ve teknisyenlerinin, ülkenin değerli teknisyenleri vardır, o ülkenin değerli evlatları vardır. Mühim olan onları bulabilmek ve görevlendirmektir.
CNBC-e: Buraya kadar söylediklerinizi dinleme imkânı buldum. Söylediklerinizden de esasında çok soru geliyor aklıma. O nedenle böyle biraz hızlı olursak çok sevineceğim. Çünkü sormak istediğim çok fazla şey var. Birincisi şu; yapmak istediğiniz planlar, projeler ne kadar bir zaman dilimini ilgilendiriyor? Yani 4 Kasımda uyandığımızda eğer örneğin tek başınıza iktidar olursanız ne kadar bir zamanda, koalisyon ki o olasılık gözüküyor, bir koalisyonla birlikte hükümette olursanız bu projeleri ne kadar bir zaman içerisinde gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?
Orhan Güvenen: Takdir buyuracağınız gibi günlük, şu anda siz bana bir şey söylediniz ve yetkili biri, bilmiyorum, diyelim ki Sayın Cem karar aldı. Bu karar mutlaka ve mutlaka dünya boyutunda olayların nasıl gittiğine bakmak gerekir, yaptığınız üretimin dünyada bir anlamı var mı yok mu, rekabete uyuyor mu değil mi. Aksi halde gelen ürün, ithal edilen ürün, sizin fabrikanızı kapatmanız gerekir. Bunları niye arzediyorum, şunu arzediyorum, alacağımız her güncel kararın mutlaka ve mutlaka uzun dönem dünya gidişine, Türkiye gidişine, Türkiye tarihinin kimyasına, ekonomisine, orta döneme, tutarlı olması lazım. Türkiyenin bir an evvel, malesef ki bu planlamada yapamadığım, orta ve uzun dönem stratejilerini çıkarmamız lazım. Planlama gerçek anlamda Başbakanın yanında bir düşünce üreten, şey olarak çalışması lazım. Yıllık programlara ağırlık vermesi lazım, 5 yıllık programların bu hızla hiçbir anlamı yoktur artık. Uzun dönemli stratejiler, 5, 10, 15, 20, 30, 50 yıllık. Ama her gün gelen bilgiyle yenilenen stratejiler, güncelleştirilen stratejiler. Bütün boyutuyla, yalnızca ekonomide değil, bütün boyutuyla. Zaten planlamanın görevi teknik koordinasyondur bildiğiniz gibi. Diğer konular hep meraklıdır karışmaya, Maliyenin, Hazinenin ve Merkez Bankasının işidir, onların işi aslında orta, uzun dönem ve yıllık programlar ve koordinasyon işidir. Dolaylı olarak biz burada aslında 200-250 kişiyle başbakanın yanında hem ona bir karar destek veren, hem bilgiyi üreten hem de doğrudan doğruya iş dünyasıyla yakın etkileşim kuran bir teknik koordinasyon. Özetle kısa dönemde yapılacak, zamanlama istiyorsunuz benden. Bu zamanlama olgusu bir an evvel yasalar boyutunda alınacak kararlar, tedbirler vardır. Yasalar kapsamında dediğim gibi bu ne dereceye kadar iktidarda bunu yapabilme olgumuz vardır. İster istemez oyunun kuralları güçler etkileşimdir. Türkiye için kim en iyi yapacaksa ben onu niyaz ediyorum, onlar gelsinler.
CNBC-e: Bunu söylemekte asıl amacım şu; yani sizin gibi büyümeye vurgu yapan bir iktidar adayının zannediyorum ki büyümeyi ne kadar zamanda gerçekleştireceğini kesin bir dille söylemesi gerekir. Şu anlamda; çünkü artık bu geçtiğimiz dönemde sosyal politikalar ve büyüme rakamları açısından bakıldığında belki de sınıra geldik. Herkes artık kesin sözler istiyor. Yapacağım yanında şu kadar zaman içinde şu şu şu şartlarda yapacağımı istiyor herkes.
Orhan Güvenen: Birincisi unutmamak lazım, eksi bir büyümedeyiz, eksi bir büyümeden geldik. Dolaylı olarak aritmetik anlamda önümüzde bir boşluk vardır. Aslında bu kapasite kullanımlarını, Türkiyede biraz önce bahsetmiş oldum, gerek içteki gerek dıştaki sermayenin yatırıma yönlenmesini güvenirlilik ve istikrarlıkla yönlendirebilirseniz bunun bir yılında, bir yıl içinde en azından küçümsenmeyecek yüzde 5ler üzerinde bir büyümeyi sağlayabilirsiniz. Tekrar ediyorum, burada yüzde 5in üzerinde sağlayacağınız büyümeyi kamudan aktaracağınız kaynaklarla değil, bahsetmiş olduğum doğrudan doğruya iç ve dışta şeye yakın kaynakları harekete geçirip kullanarak sağlayacaksınız. Bu rahatlıkla yapılır. Benim kanaatim bu eskiden beri böyledir. Türkiye yüzde 5in altında bir büyümeyi kaldıramaz. Enflasyon da çözümlerimizde bütün plan ve programlarımızı öyle yapmamız lazım ki asgari yüzde 5 ve üstü bir büyümeyi tutturmamız lazım. Ve bunu istikrarlı bir şekilde, bizde büyüme hep inişli çıkışlı olmuştur. Dolaylı olarak bunun yapılanması lazım. Birinci yılda asgari yüzde 5in üzerinde ve ondan sonra da daha büyüyen oranlarda ama enflasyonu düşürerek mali piyasalarda dengeleri bozmadan finans piyasalarında dengeli, bir eşgüdüm meselesidir. Tekrar ediyorum, bir otomobil 10 bin küsur parçalıdır. Tek başına bir olgu yoktur. Bunlara uyum içinde ve sonunda da bir başbakanın koordinasyonuyla bütün bir Türkiye, geleceğin Türkiyesi, dünyayla yaşayan bir Türkiye boyutunda bakmamız gerek.
CNBC-e: Avrupa Birliği zirvesinden müzakere tarihi çıkması konusunda sizin beklentileriniz nelerdir? Uzun süre Avrupa başkentlerinde görev yaptınız, oradaki çevreleriniz de çok geniştir. Bize bu perspektifte, Avrupa Birliği perspektifinde gördüğünüz resmi anlatır mısınız efendim?
Orhan Güvenen: 30 yıl öncesi bazı olgular yapılmış olsaydı bugün Türkiye 10 bin doları geçmişti. Bunu yapmak kolay, ispat etmeye hazırım. Avrupa Birliği olgusuna gelince biraz önce arzettim, yarış dünyayladır. Mustafa Kemalin deyimiyle muasır medeniyetleydi yarış. Dolaylı olarak Avrupa Birliğinin bize açık olması gereken bir liman olması gerekir. Kolay olmadı, bizim kusurumuzdan önemli oranda, çünkü dediğim gibi gereken işleri zamanında yapamadık, siyasi irade yapamadı. Bizler de yapamadık, ben kendimi de kusurlu sayıyorum bu alanda. Okumuşların yüzde 90ı Türkiyede görevimizi yapmadık, ben de o yüzde 90lardanım. Sonuç olarak Avrupa Birliği konusunda girilmesi gerekir, çünkü dünya standartları oradan geçiyor. Benim dünyayla yarışabilmem için Avrupa Birliği her şeyden önce ticaretimin yüzde 50den fazlası orayla, ister istemez jeostratejik bir yakınlığım var, bütün bu olgalardan ötürü Avrupa Birliği. Avrupa Birliğine bir öcü olarak bakmak değil, biz de yeterince güçlüyüz. 68 milyon bütün yoksulluğuna rağmen, utanıyorum 2 bin 163 dolarda kaldığımızı söylemeye. Ama benim ülkemin insanı var, gücü var, güçlü bir ordusu var. Evet, altını çizerek söylüyorum, güçlü bir ordusu var ve güçlü kalmak konumundadır. Savunma sanayini sanayiyle beraber birleştirmem lazım. Benim savunma sanayimin dünya markası olması lazım, sanayiyle beraber ve satması lazım dünyaya. Dolaylı olarak benim bu anlamda, bu kapsamda dediğim gibi mümkün olduğu kadar kamudan kaynak aktarımından değil, kendi iç dinamikleriyle projeler ortaya koyarak, biraz önce söyledim, otomotiv sanayi, yan otomotiv sanayi, elektronik... Düşünebiliyor musunuz, bir Türkiye 37 milyon televizyonunun 11 milyonunu, yüzde 30unu piyasamız satıyor. Bunu hayal bile edemezdik, var, bu insanlar var. Siyasi iradenin onlara destek olması lazım, en büyük tıkanma oradadır. Sosyal sermayenin en eksik olduğu yer oradadır. Mustafa Kemal büyük bir yalnızlık yaşadı, çünkü elinde hiçbir şey yoktu. Dolaylı olarak bütün bunlar yapılırsa dediğim gibi bir yılda yüzde 5i aşarız, onun da ötesine daha hızlı gideriz. Sektörleri saptamamız lazım ve dünyayla yarışta, dediğim gibi dünya markalarına gitmemiz lazım. Ekonomi diplomasi bakımından çok önemli, koordinasyonu bakımından çok önemli. Türkiyede koordinasyon korkunç zordur. Bürokraside herkesin bir padişahlığı vardır. Siyasette başka türlü yansır. Bunların gitmesi lazım. Bir başbakan koordinasyonunda ve doğrudan doğruya Türkiye optimali, 68 milyonunun optimali için çözüm üretilmesi lazım. Planlamanın da bu kapsamda yeniden değerlendirilmesi ve gözden geçirilmesi gerekir bütün kurumlarla beraber. Dediğim gibi karar destek, iş dünyasına doğrudan doğruya çözüm üreten, finans piyasalarına bir yerde Hazineyle beraber, Merkez Bankasıyla beraber destek. Çünkü onun konumu bütün sistemi bildiğiniz gibi Türkiyede teknik koordinasyondan sorumlu kurumdur. İdari ve personelden, koordinasyondan sorumlu kurum Başbakanlıktır, ama teknik koordinasyondan sorumlu kurum planlamadır. Bu kapsamda yeniden değerlendirilmesi lazım. |
|