|
|
|||||
![]() |
| Filmden çıkanların hemen hayata dönmelerini arzu etmiyorum. İz bırakmak, rahatlarını kaçırmak, sessiz bir etki bırakmak istiyorum üzerlerinde. Yeni ve farklı olmaya çaba etmeden kişisel bakışımı çekmek istiyorum. Anadoluda gerçek hayatlar kuracağım ve bu hayatlara kamerayla tanıklık edeceğiz diyor oyuncu, yönetmen, senarist, müzisyen Uğur Yücel, ilk uzun metraj film projesi olan Yazı Tura için konuşurken. Dört ayrı kader öyküsünü ortak yönleriyle ele alan filmin senaryosu Uğur Yücele ait. Tabii yönetmenliğini de kendisi yapacak. Ama bu kez kamera karşısına geçmeye niyeti yok. Eğer şartlar uygun olsaydı yani ekonomik çalkantılarla başedebilselerdi birkaç hafta sonra sette olacaklardı ama Ağustosta başlamak üzere ertelemek zorunda kaldılar. Durum böyle olunca filmin adının nereden geldiği de anlaşılıyor tabii. Umarız bu kez yazı gelir... | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() Senaryonun çıkış sürecinden söz eder misiniz? Şöyle bir film yapayım diye çıkmadım yola, hiçbirşey planlayıp programlamadım. Bir tür bilinç akışıyla ortaya çıktı diyebilirim. Sinemacılar etkilendikleri şeylerden çıkarlar yola örneğin bir yer görürler ya da herhangi bir üçüncü sayfa haberi, bir başlık görürler etkilenirler. Ben de etkilenmelerimden yola çıkarım bir iş yaparken. Üç yıl kadar önceydi sanıyorum. Evde, kendi odamda, uzun süre yanlız başıma kaldım ve çok yabancılaşmış hissettim kendimi. Her şey anlamsızlaştı. Birşeyler yazmak istedim. İlk yazdığım kelime koyu kahverengiydi sonra da birtakım kelimeler geldi ardından... Sıkıntımın bana birşeyler anlattığını düşündüm sonra sözcüklerim hikayelere dönüşmeye başladı ve ortaya Yazı Tura çıktı. Sizi yazmaya iten bu sıkıntılar neler? Galiba karşıma çıkan şey ilk gençliğimizin Türkiyedeki baskı ve darbeler ortamında geçmiş olması. Çok yaralar aldık. Biz bu felaketleri yaşarken dünyanın başka yerlerde olduğu gerçeği de var. O zaman hayatı ne kadar ıskaladığının, dünyanın çok gerisinde kaldığının ve ne kadar çok şeyi kaçırdığının farkına varıyorsun. O dönemin sosyal etkileri var şüphesiz ama bir yandan da psikolojik etkileri var. Bu psikolojik etkiler beni savaş karşıtı ve anti-faşist bir insan yaptı. O dönemde Deniz Gezmiş asılmıştı ve ancak Che Guevera gibi açıklanabilecek bir semboldü bizim için. İdolümüzdü ve ister istemez solcuyduk. Solcu olmayan hayvandı zaten o dönemde. Sadece solla ya | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
da sağla ilgili değil ama temelinde sağ düşüncenin olduğu başka bir arıza bıraktı bize politikacılar. Türkiyedeki çoksesliliği bitirdiler. Türkçülük politikasından kaynaklanan bir kıyım bu. Çocukluk akadaşlarımız vardı Ermeni, Kürt vs. Bizde milliyet, din önemli değildi. Hepimizin din evleri farklıydı ama ruhlarımız aynıydı. Sen bu politikayla çıkıp çocukluğumu yıkıyorsun benim ama ne hakla ve kime sorarak. Bizim insanlarımızdı bunlar, ama yok ettiler. Aynı zamanda Türkler de Yunanistanda yok edildiler. Mübadeleler vs. gerçekleşti... Hâlâ bir Kürt meselesi var ortada. Kimin Türk kimin Kürt olduğu bile belli olmayan bir ülke de kardeşleri kırdırmaktan başka birşey değil bu. Bu filmle politik bir eleştiri getirmeyi mi amaçladınız? Buradan baktığımızda sanki daha çok politik bir kodlanmayla ortaya çıkmış bir senaryo gibi geliyor ama değil. Senaryo gerçekten hiç politik değil, tamamıyla bu toprağın müziği ama bu topraklardaki olagelmiş insanlık dışı şeyler benim ruhumda ve bedenimde bir tahribat yaratmış. Bir şeyi çekicem dediğin zaman da içini dinlemen, ruhuna bakman lazım. Ben yanlızca oradaki politik vaziyetin de altını çizmek istedim. Nasıl bir film yapmak için yola çıktınız? İdealiniz ne? |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
İlk uzun metraj filmim olacak bu film ve benim için bir sınav niteliğinde. Bu sınavdan geçersem çok daha radikal şeyler yapacağım. Galiba arıza bir çocuk olacağım.
|
Birine benzeyen bir sinema yapmak, yani ben bir film yapacağım ama çok iş yapacak diyerek yola çıkmak olmaz. Değersiz birşey mi bunu demek ya da böyle sinema yapmak? Hayır. Bu gayet esnafca bir yaklaşım ama son derece anlaşılır. Çarşının çalışması için böyle adamlar da lazım sonuçta. Biri de çıkıyor diyor ki ben İran sineması gibi, İngiliz, Japon sineması gibi bir sinema yapacağım ya da varoluşçu filmler yapacağım. Bu ne demek? gibi filmler yapmak. Biri gibi birşey yapmakla yapmakla olmaz ki bu iş. Beş tane entellektüele yaranmak için sinema yapanlar var. Tarafları eğlendirerek kendilerini pir zanneden sinemacılar var. Peki bu adamların arasında nerde durmak gerek. Bir tek referans var o da benim. Ben içime baktım içerde birşey varmı diye ve bunlar çıktı. Burada film yapacak birşeyler varsa o zaman yine varlık nedeniyle ilgili birşey söylemiş oluyorsun. Ben şimdi öyle hissediyorum ki ben bu iş için varım. Tüm birikimim sinema için oluşmuş bu güne kadar. Bu birikimimi paylaşmak istiyorum. Bu hassasiyeti taşıyan biri olarak geçmişte yaptıklarınızdan memenun musunuz? |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bu konuda fazla tutarlı hatta muhafazakar olduğumu düşünüyorum. Ben sinemanın içinde oradan oraya çok savrulmadım. Bu işe bağlılık bir tür din gibidir. Sinemayla aranda tuhaf mistik bir bağlantı kurarsın ve o senin varlık nedenin olur. Yani ibadet yerindir. Kutsal bir hale getirmeye başlarsın bir zaman sonra.Dinsel birşeyden sözetmiyorum tabii ki, ruhsal bir yolculuktan bahsediyorum. İşte ruhunu böyle birşeyin içine bıraktığınız zaman tutucu olabiliyorsun. Şimdi bakıyorum oyunculara 5 ayrı rolü aynı anda oynamak istiyorlar. Ben sekiz sene sinema yapmadım. Yavuz Turguldan başkasıyla çalışmam dedim ve çalışmadım. Bu fazla tutarlılık. Geriye baktığım zaman iyi film dediğim filmler var tabii ama bence en iyi film Muhsin Bey. Peki beğenmedikleriniz? Kötü filmlerim oldu tabii ama söylemek ve o filmlerin emektarlarına karşı kırıcı olmak istemiyorum ama yaklaşık on tane beğenmediğim filmim var. Yavuz Turgulu sizin için ayrı kılan ne? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Takımlaşma çok sağlıklı birşeydir sinemada. Bu takımlaşma Yavuz Turgulla birlikte başladı Türkiyede. Ben okulda kazandıklarımı başka biryerde öğrenebileceğimi zannetmiyordum. Kendimi çok donanımlı hissediyordum bu konuda. Dışarıdan bir yönetmen, bizim edindiğimiz bütün bilgilerin üzerinde biryerde durucaktı. Nasıl olabilirdiki bu? Ama bu konuda bilgiden çok birtür içgüdüden sözetmek istiyorum. Tamam okul benim çok bilgilendiğim, hayatımı değiştiren bir yer ama aynı zamanda da içgüdülerimi çok geliştirdiğim, içi dünyamı açtığım bir yer. Hislerim çok güçlendi orada. Muhsin Beyde Yavuz Turgulla karşılaştığımda onun, tahmin ettiğim, karşılaştığım sinemacılardan farklı olduğunu anladım. Şaşırttı beni. Çünkü çok güçlü içgüdüleri olan, oyunculuk konusunda kalbi çok doğru atan biriydi. Hem mekanik, teknik anlamda hem ruhsal anlamda çok donanımlı biriyle karşılaştım. O zaman başka birileriyle çalışmanın ne anlamı vardı ki . Oyunculuğu neden bıraktınız? Oyunculuk yaparken kendimi istediğim kadar iyi ifade edemediğimi düşünüyorum. Yönetmenlik yaratıcılığımı daha fazla ortaya çıkarabildiğim bir iş. Projenin hazırlıkları sürüyor peki çekimlere ne zaman başlayacaksınız? | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Mart ayıydı ama şimdi Ağustos ayına sarktı. Birkaç gün öncesine kadar Martta başlayabileceğimizi sanıyorduk ama maalesef işler yolunda gitmedi. Günümüz ekonomik koşullarında böyle bir projenin altından nasıl kalkacaksınız? Sponsorlarınız var mı? Kalkamıyoruz. Çok üzülüyoruz ama ne yazık ki doğum yeri Türkiye olunca zorlaşıyor. Politik bir engel mi var? Hayır politik bir engel yok ama ekonomik çalıkantılardan çok etkilendik. Destek olmak isteyen birileri vardı ama maddi anlamda bu destekleri veremez duruma geldiler. Bizim ülkemizde filmlere destek veren, bu tür sanatsal eylemlerin arkasında destek olarak duran kurumlar yok. Doğum yeri Türkiye lafını bu nedenle kullandım. Devlet çok duyarsız bu konuda. Sanat kurumları ya da içinde sanatı barındıran kuruluşlar, örneğin banka kuruluşları diyelim, bu konuyla çok ilgilendirmiyorlar. Çok kaba işliyor sistem. Mesela bir iş yapmaya kalkıyorsunuz, bir işadamını aradığınızda sekreter size hangi konuda görüşücektiniz diye sorabiliyor. Bazen görüşemiyorsunuz bile. Ancak çok işi yapacaksınız sonra da kendi filminizi finanse edeceksiniz. Ben şimdi onu yapacağım galiba ama artık benim çok para kazanmam da zor. Çok para kazanabilmem için çıkıp biryerlerde şebeklik yapmam gerekiyor. Başka türlü para kazanamazsınız ki Türkiyede. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() Peki bu proje gerçekleşirse sonrası için neler düşünüyorsunuz? Hedefiniz, hayalleriniz neler? İlk uzun metraj filmim olacak bu film ve benim için bir sınav niteliğinde. Bu sınavdan geçersem çok daha radikal şeyler yapacağım. Galiba arıza bir çocuk olacağım. Zaten iyi aile çocuğu olamadım hiç ama ne yapayım için arızalı. Bunu sisteme oturtup lokum gibi bir hale getirmek de benim işim değil. Eğer bu iş sinema sektöründe böyle dönüyorsa yani biyerden para kazanmam gerekiyorsa da başka projeler için senaryo yazabilirim, müzik yapabilirim ama ben kendi filmimi çekmek istiyorum. Gerçekten kendi müziğimi yapmak istiyorum. Bu film için de çok para kazanmak gerek. İlk filmim ve dört ayrı hikaye var çok pahalıya patlıyor film. Projenizi hayata geçirmek ve para kazanmak için oyunculuk yapacak mısınız ? Hayır. Gerçekten oyunculuk yapmak istemiyorum. Ama çok para verirlerse belki oynarım biryerde. Oyunculuk konusunda hevesim çok kırıldı. Bir daha da geri gelmedi. Genç oyuncular hakkında neler düşünüyorsunuz. Kendinize yakın gördüğünüz ya da birlikte çalışmak istediğiniz oyuncular var mı? Umutlu musunuz genç kuşaktan? Karanlıkta Koşanlar ve İkinci Baharda çalışmaktan çok zevk aldığım ve kafamda ayrı bir yere koyduğum, sevdiğim insanlar var. Onlar da benimle çalışmaktan ve çalışma ihtimalinden çok mutlular. Yani beni bekleyen ve benim de beklediğim insanlar var. Daha kalabalık olacağımızı zannediyorum. Bu filmi yapmayı başarırsam o zaman daha iyi şeyler olacak.
Kendi oyuncularınızla ilişkileriniz nasıl? Onlara kendi yapamadıklarımı yapabilmeleri için destek olmak istiyorum. Onların ruhlarını açmak, onları daha iyi oyunlar oynamaları için daha çok heveslendirmek istiyorum. İçinizdeki şarkılarla, şiirlerle, hikayelerle dolu olan dünyayı birileri yıkarsa, toparlanamazsınız bir daha. Bu acının nasıl birşey olduğunu da iyi oyun çıkarmanın keyfinin ne olduğunu da biliyorum. Benim o mücadeleyi verecek gücüm yok ama oyuncularıma bu konuda destek olmak istiyorum. Karanlıkta Koşanlar sekizinci bölümde kaldırıldı. İkinci Bahar için de öyle bir tehlike çımıştı ortaya. İkisi de sevilen dizilerdi neden çıkmıştı bu sorunlar? İkinci Bahar reklam verenlerle TV arasındakı anlaşmazlık nedeniyle tehlikeye girmişti. Reklam verenler reklamlarını çekti, film de pahalı olduğu için aksilik yaşandı. Karanlıkta Koşanlar reyting almadığı için kaldırıldı. TRT gibi bir kurumunm böyle bir gerekçeyle karşıma çıkması benim şansım herhalde. Ama çok şanslı görüyorum kendimi çünkü bir daha öyle insanlarla iş yapmayacağım. Hiçbir yerde ve hiçbir zaman. Demek ki gidecek yerimiz kalmadı diye düşünüyorum. Tiyatro ve sinemayı nasıl karşılaştırıyorsunuz. Tiyatro artık eskidi mi sinemanın yanında? Ya da genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz Türkiyedeki ortamı? Kalite kavramı kalmadı. Kalitenin yerini çok daha yüzeysel şeyler aldı. Ben televizyon izlemem ama arada sırada gözattığım zaman televizyona çıkan, basında gözüken bazı tiplerin dünyayı kendilerinden ibaret sandıklarını görüyorum.
Yönetmen olarak kendinizi nasıl görüyorsunuz? Sonuçta bunun ayrı bir okulu, tekniği var. Siz nasıl geliştirdiniz bu yönünüzü? Kendi merakımla öğrendim. Setlerde de çok vakit geçirdiğim için çok iç içeydimve çok ilgiliydim. Benim yönetmenliğe geçişim fotoğrafçılık duygusuyla değil oyunculuk duygusuyla gelişti. Sinema anlatabilmek şiir yazabilmek gibi birşey bence. Öğretilemez. Tekniği vardır ve bu öğrenilebilir birşeydir hatta çok da çabuk öğrenilebilecek ve uygulanabilecek bir şeydir. Tabii iki günde öğrenilebilir demiyorum ama önemli olan ne anlatacağınızı ve nasıl anlatacağınıza karar vermek. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Dünya sinemasında beğendiğiniz ve sevdiğiniz yönetmenler kim, ya da var mı? Çok var . Eskilere baktığımda Fellini diyebilirim. Zaten Fellini, Mozart gibi klasikleşmiş bir isim. Ama Bergman ve Tarkovskinin özel bir yeri var bende. Onların filmlerini izlemek tıpkı müzik dinlemek gibi. Tarkovskinin ruhunu hayatın akışına bırakmış ve hayatın içinde biryerde hayatı kendi ruhuyla sorgulayan bir müziği var. Bir de Lars Von Trier çok ilgimi çekiyor. Amerikan sinemasından da var sevdiğim isimler. Scorsesenin anlatı dilini çok beğeniyorum. Ama Lars Von Trierin çok sıkı bir zekası var. Çok yaratıcı ve kalbi çok güzel çarpan bir adam. Ben fazla etkilenmiyorum eleştirilerden. Genel olarak bazı filmlerin karşısında olan insanlardan değilim. Ama onların içinde hangi türe yakınım diye sorarsanız, bağımsız sinema derim. Peki Yazı Tura nın türü ne olacak. Sizin yaptığınız bir şeyde komedi unsurunun olmaması mümkün mü? Hiç böyle bir çabam olmadı yani komik olması için uğraşmadım. Okuyanlar bazı sahnelerin komik olduğunu söyledi ama trajikomik tabii. Çünkü bence bu bir dram filmi. Tanımlamaya kalkarsak hiçbirşeye benzetemeyiz. Hiçbir sinemaya benzemiyor. Birtakım entellektüel kodlarla alttan alttan gönderme yapma kaygısı da taşımadım. Hiç böyle bir derdim yok. Ama bağımsız bir anlam taşıdığını söyleyebilirim. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Türkiyede bağımsız sinema yapıyorum demek komik bir laf, çünkü Türkiyede bağımlı sinema yapabilen yok. Bağlı çalışabileceğin bir stüdyo yok ki!
|
Gerçi Türkiyede bağımsız sinema yapıyorum demek komik bir laf çünkü Türkiyede bağımlı sinema yapabilen yok. Bağlı çalışabileceğin bir stüdyo yok ki! Benimkinde bağımsız sözcüğü öne çıkıyor. Ben bu hikayeyi şöyle anlatmayayım, seyirci bunu anlamaz ya da yanlış anlar gibi bir kaygıyla sinema yapmak bağımlılıktır. Bunu dediğin noktada seyirciye bağımlı olursun. Bu da giderek yapılan işleri aptallaştırır. Ben böyle bir bağımlılık hissetmiyorum. İkincisi hangi prodüktöre giderseniz gidin, kim oynayacak diye soruyor. Ben böyle prodüktörlerle çalışmıyorum. Kimin oynayacağına ben karar veriyorum. Nasıl bir film olacağına da ben karar veriyorum. Hiçbir kişiye, hiçbir duruşa ve hiçbir kesime bağımlı değilim. Hiçkimseye yaranmak ve alkışını almak istemiyorum. Yanlızca kendim beğenmek istiyorum. Bana diyorlar ki senin seyircisiz bir film yapmaya hakkın yok. Ama zaten kim seyirci gelmesin olsun diye film yapar ki. Ben de seyirci gelsin istiyorum ama seyirciyi nasıl getiririm diye düşünmüyorum. Tabii öyle olunca da para vermiyorlar, projeler başka bahara kalıyor. Napalım kendi başımıza yapmaya çalışıyoruz. Bu olacak elbette ama ne zaman olacak onu bilemiyoruz. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
38. Rotterdam Film Festivali başladı |
|||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||