|
Yetki ve sorumlulukları ifa etme usul ve yöntemleri, kuruluş kanunları ile farklı biçimde oluşturulmuş bulunan kamu tüzel kişilerinin, karar alma ve uygulama esaslarının birbiriyle karşılaştırılmasının hatalı yorumlara sebebiyet verebildiği vurgulanan açıklamada, şu görüşlere yer verildi: Kurumumuz ile karşılaştırma konusu yapılan diğer kamu kurumu, kurulmasına mesnet teşkil eden kanunun incelenmesiyle de sarih bir şekilde görüleceği üzere, karar ve icrai organ olarak kurul ana örgütlenme biçimi altında teşekkül ettirilmiş, oysa Kurumumuz Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu adı altında ikili bir yapı dahilinde oluşturulmuştur. SUÇ DUYURUSU HATA DEĞİL Açıklamada, bu ikili yapı dahilinde, Bankalar Kanununun tüm maddelerinde alınacak kararlarda ve yapılacak işlemlerde hangi organın yetkili olduğunun, Kurumun, Kurulun ve Kurul kararına istinaden Kurumun yapacaklarının ayrı ayrı ve açıkça belirtilerek hüküm altına alındığı da belirtildi. Basında yer alan makale ve haberlerde yer verilen, Bankalar Kanunu uyarınca yapılacak suç duyurularına ilişkin 24. maddesinin 1 numaralı fıkrasında, Bu Kanunda belirtilen cezalara ilişkin suçlardan dolayı kovuşturma yapılması Kurumun, Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunmasına bağlıdır hükmüyle, tereddüte mahal vermeyecek şekilde yetkili organın belirlendiği kaydedilen açıklamada, bu bakımdan, kurumu temsilen kurum Başkanının suç duyurusunda bulunması bir hata veya eksiklik değil, yasalar çerçevesinde Kurum Başkanına verilmiş bir görev ve yetkidir denildi. Açıklamada, söz konusu makale ve haberlerde, Bankalar Kanununun 21. maddesi uyarınca Kurul tarafından verilen idari para cezaları ile 24. maddesi gereğince yapılması zorunlu bulunan adli suç duyurusu arasındaki hukuki farklar gözetilmeksizin, aynı nitelikte olduğu varsayımıyla yorumlar yapıldığının anlaşıldığına da dikkat çekilerek şöyle denildi: 4389 sayılı Bankalar Kanunuunda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun tüzel kişiliği Kurum, kurumun en üst organı da Kurul olarak tefrik edilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile Bankalar Kanunununda Kurumdan söz edildiği hallerde tüzel kişi olarak kurumun yetkili olacağı ve Kurumun yetkili birimlerinin kararlarının yeterli olacağı, buna karşılık olarak Kuruldan söz edilen hükümlerinde ise mutlaka Kurul karararının gerekeceği kabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim 4389 sayılı Bankalar Kanununun 3. maddesinin 11 numaralı fıkrasında yer alan görev ve yetkilerden bazılarının kuruma, diğerlerinin ise Kurula verildiği açık bir şekilde hüküm altına alınarak, kanun koyucunun, bu ikili yapının birbirinden farklı fonksiyonlara sahip olduğunu ve birbirlerinden açık bir şekilde ayrılması gerektiğini kabul ettiği anlaşılmaktadır. Açıklamada, konu bu çerçevede değerlendirildiğinde, 4389 sayılı kanunun 24. maddesinin 1 numaralı fıkrasında bu kanunda belirtilen cezalara ilişkin suçlardan dolayı kovuşturma yapılmasının, Kurumun Cumhuriyet Başsavcılıklarına yazılı başvuruda bulunması koşuluna bağlı olduğu hususunun açıkça hükme bağlandığı vurgulanırken, bu nedenle Kurumu temsilen Kurum Başkanının suç duyurusunda bulunmasının, yasaya aykırı hiç bir husus taşımadığı ifade edildi. Açıklamada, kaldı ki, anılan Kanununun 3. maddesinin 7 numaralı fıkrasında, kurumun genel yönetim ve temsili ile Kurulca alınan kararların yürütülmesinin Başkana ait olduğu açıkça ifade edilmiştir denildi. Bankalar Kanununun 21. maddesinde, idari para cezalarının Kurul tarafından verileceğinin açık biçimde hükme bağlandığı da hatırlatılan açıklamada, Kurulun 4389 sayılı Kanunun kendisine verdiği yetkinin kullanımı açısından, idari bir işlem tesis ederek idari para cezası uyguladığı belirtildi. YARGILAMA BAĞIMSIZ YARGININ Ancak adli ceza uygulamasında, nihai karar alma yetkisinin bağımsız yargı organlarına ait olduğu vurgulanan açıklamada, kurum tarafından yapılan suç duyurularının, kurum tarafından tespit edilen kanuna aykırılık teşkil eden işlemlere ilişkin tespit raporlarının ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına ulaştırılmasından ibaret olduğu anlatıldı. Burada yargılama ve hüküm verme işlevinin, bağımsız yargı organları tarafından yerine getirildiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi: Bu itibarla (Bankalar kanunu uyarınca yapılacak suç duyuruları için kurul Kararı gerekir) şeklindeki düşünce, idare hukuku ile ceza hukuku işlemlerinin birbirine karıştırılmasından kaynaklandığı gibi, Türk Ceza Kanunu ve Bankalar Kanunu hükümlerine de aykırıdır. Kurumumuzun ilgili savcılıklara ve mahkemelere sunduğu rapor ve delillerin geçersiz olduğu iddialarının ise bağımsız Türk hakim ve savcılarının kovuşturma kapsamında tüm ilgililerden delil toplama yetkilerinin varlığı karşısında, Kurumumuzca elde edilmiş olan delil ve tespitleri de dikkate almaları gereği karşısında tutarlı bir yönü bulunmamaktadır. Yapılan açıklamalar ışığında, hukuki nitelikleri, fonksiyonları ve nihai karar mercileri farklı olan idari ve adli ceza uygulamaları arasında, yaptırım yönünden kıyaslama yapılacak görüş beyan edilmesinin, kamuoyunu yanlış yönlendirebileceği ifade edilen açıklamada, kurumun iç yapısı ve organizasyonuyla ilgili yanlı ve Kurumu yıpratmaya yönelik olduğu düşünülen iddialara cevap verilmesine ise gerek görülmediği kaydedildi. | ||||
Bankaların kara tahtaları siliniyor | |||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||