Home page
Haber Menüsü


Güncelleme: 16:13 TS 18 Eki., 2001
İstanbul
NTV-MSNBC
Şahenk: Çok çevik ve akılcı davrandık

Garanti - Osmanlı Bankası birleşmesiyle ilgili basın toplantısındaki soru cevapların tam metni.
Ergun Özen: Doğuş Grubu’nun finans sektörünün vizyonunun oluşturulduğu stratejik bir toplantıda karar alınmıştı. Fakat Türkiye’de birleşmelere baktığımız zaman imkansız bir durum vardı. İzin alamıyordunuz, bir vergi yükü çıkıyordu ki, karşınıza birleşmenin sağladığı bütün tasarrufları silip atıyordu, üstüne bir de cebinizden para çıkıyordu.
       Yasal mevzuatın düzelmesiyde BDDK’nın Bankalar Kanunu’ndan aldığı yetkiyle bu konudaki yönetmeliği yayınlamasıyla birlikte bu işlerin önü açıldı. Ve bu mevzuat düzenlemesi yapılır yapılmaz, Garanti, Doğuş Grubu düğmeye basmıştır. İlk aşamada Körfez ve Osmanlı Bankası’nı birleştirmiştir. Inteza ile ilgili kısma geldiğimizde; Inteza, Garanti Bankası ve sahip olduğu bütün mali gruplarla, şirketlerle ilgileniyordu. Dolayısıyla bu gelişmelerin yoğun bir şekilde devam ettiği bir ortamda biz potansiyel ortağımıza saygısızlık yapıp, bu birleşmeye karar alamazdık, almamız doğru olmazdı.
       11 Eylül tabi ki dünyada bir çok şeyi değiştirdiği gibi Inteza’nın kararında da bir ertelemeye yolaçtı, bizim kararlarımızda da bir takım değişikliklere yolaçtı. 11 Eylül’den sonra Intesa’nın erteleme kararının arkasındaki neden tamamıyla bir belirsizliktir, takdir edersiniz ki dünyada şu anda hakikaten ülkeler arası yatırımlar durmuştur. Biz bu belirsizliği tabi ki bekleyemezdik, 11 Eylül’den sonra hemen düğmeye bastık. Yaklaşık bir ay geçti, kararı aldık ve uygulamaya soktuk.
       Kadife Şahin (Milliyet): Birleşmenin rakiplerinize ve sektöre etkilerini öğrenmek istiyorum...
       Ferit Şahenk: Genel trendlere bakmak lazım. Genel trendlerde çok ortada, net. Dünyadaki trendlere baktığınız zaman bir birleşme rüzgarı sürüp gidiyor. Tabi ki bu Türkiye’ye de yansıyacaktı, tabi ki bu Doğuş Grubu’na da yansıyacaktı. Biz bu değişen dünya koşullarında, çok çevik olarak davrandık. Çok akılcı olarak davrandık ve çok hızlı hareket ettik ve işimizi bitirdik.
       Gereken doğru kararı aldık ve yaptık. Rakiplerimiz de bizden ne kadar etkilenir bilemiyorum ama dünyadaki trendlerden tabi ki etkilenecekleri kesindir. Türk bankacılık sektörü, dünya bankacılığında yaşanan birleşme rüzgarının dışında kalamaz diye düşünüyorum.
       Tuncer Mollareisoğlu (Kanal D): Sayın Şahenk, özel sektör krize direnmek, ayakta kalmak için büyük bir çaba içinde. Siz de kendi cephenizde bankaları birleştirerek, bu krizden güçlü bir şekilde çıkmak için böyle bir yol izlediniz. Sizce devlet kendi cephesinde, özellikle devletin küçülmesi noktasında gerekenleri yapıyor mu acaba?
       Ferit Şahenk: Masanın öbür tarafında oturulduğu zaman herşey çok değişik görülüyor. Ben futbolu çok severim. Fenerbahçeliyim. Maçlara da giderim hiç kaçırmam. 90 dakika hem hakemlik yaparım, hem antrenörlük yaparım. Elimden gelse sahaya inip belki o frikikleri filan gayret edecek bir duruma da girerim. Bir kere şuna inanalım. Bazı şeyler çok kolay değil. Bazı kronik düşünceler, eğilimler, trendler, bazı gerçekler çok kolay değişmiyor. Bazen doğru düşünceler dahi yanlış zamanda uygulandığı zaman çok kötü sonuçları olabiliyor.
       Biz inanıyoruz ki, şu 6 ile 8 aydır Türkiye’de bilinçli bir değişim yaşanıyor. Bunu hem özel sektör yaşıyor, hem aileler yaşıyor, hem bireyler yaşıyor. Ve devletimiz de yaşıyor. Türkiye’nin çok güçlü bir bürokratik kadrosu var. Türkiye’nin şu son birkaç aydır Meclisimizde yapılan girişimleri hepimiz takdir etmek zorundayız. 10-15 senedir konuşup da yapamadığımız bir çok şey yapılıyor. Biz inanıyoruz ki, Türkiye artık dönüşe geçmiştir. Türkiye, yeni bir döneme girmiştir, kurumlarıyla, vatandaşıyla, devletiyle elele vermiştir. Ve bir değişime başladık biz. Yeter ki inancımız olsun.
       Ve bu şansı biz, birçok senedir verdiğimiz şansı, vermek zorundayız. Şu günlerdeki bütçe görüşmelerinden de görüyoruz ki, burada bir inanç var. İnancın da ötesinde mecburiyet var. Artık mecburiyet de olduğuna göre, Türkiye, buradan çıkacak diye de inanıyoruz. Ve devletimiz de bu doğruları hem yasal şartları geçirerek, uygulamaya da başlayacak diye inanıyoruz. Biz, devletimize inanıyoruz.
       Meral Tamer (Milliyet): Benim somut inancın da ötesinde mecburiyet var dediniz. Bu banka birleşmesindeki son tarih te 20 Aralık olduğuna göre acaba bu birleşmede de inancın yanısıra acaba yılsonu bilançolarını, BDDK’dan bir telkin var mı? Başka bankalara da olabilir tabi. Biraz da mecburiyet var mı?
       Ferit Şahenk: Aslında çok önemli bir konu. Hem Türkiye’nin, dünyanın içinde olduğu konuma bakarak, hem de bizim stratejik planlamımıza paralel baktığımızda işiniz çabuklaştı, yasal şartlar geçti. Buna uygun olarak da biz bu aktivitemizi zaman bakımından daha bir hızlandırdık. Bunu yaparken tabi ki değişime ayak uydurmak en önemli faktörde.
       Bir de artık olmazsa olmaz dediğimiz bazı gerçekler var. Bunlar da daha verimli daha az maliyetli çalışmak gibi. Bunun da ötesinde artık yabancı bankaların Türkiye’ye gelişini görüyoruz. Büyüklük, büyük bilanço, geniş dağıtıma, verimlilik, maliyet yönetimi, bunlar çok önemli şeyler. Maalesef ve gerçekçi olarak söylüyorum. Artık iki sene, üç sene evvelki bankacılık, 2000’li yıllarda Türkiye’de olamayacaktır. Çok daha reel ekonominin içinde olan, çok daha güçlü, müşterisine daha yakın, A’dan Z’ye bütün servisleri veren, bankalar daha da büyeyecek ve memleketimize daha hayırlı müesseseler olacaklar.
       Bizim bir mecburiyetimiz yoktu. Ama değişime ve ortama uymak en önemli şarttır diye düşünüyoruz. Bunu da en çabuk yaparak, en az maliyetle yapmak bizim en önemli plana aldığımız faktördür.
       Ergun Özen: Bize BDDK’dan ne bir tavsiye, ne bir öneri kesinlikle gelmemiştir. Kendileri de bunu sorulursa açıklayacaklardır diye düşünüyorum.
       Çağrı Bilgin (Akşam Gazetesi): 3 yıl önce birleşme kararı aldığınızda bankacılık sektörünün bugün geleceği, olumsuz açıdan söylemek istiyorum, durumu görebilmiş miydiniz? Çok önemli bir zaman çünkü bu kararın alınması.. Bir de Osmanlı Bankası yani Türkiye’nin en eski, tarihi bankası, ilk Merkez bankası, bu ismin yokolacak olması sizi üzüyor mu?
       Ergun Özen: İkinci ve zor soruyla başlayayım. Osmanlı Bankası’nın değerini herhalde Garanti Bankası kadar bilen yoktur diye düşünüyorum. 1996 yılına geri dönersek. Yabancıların elindeki Osmanlı Bankası’nı Garanti Bankası gidip almıştır. O zaman bu bankanın aktif büyüklüğü 400 milyon dolar, özkaynakları 90 milyar dolar seviyesinde olan bir banka.
       Arşiv tamam, gayet güzel yerinde de, en ufak bir şey yapılmamış arşivle ilgili. Şubelerle ilgili hiçbir şey yapılmamış. Biz Doğuş Grubu olarak aldık, Osmanlı Bankası’nın bu potansiyelini, bu değerini görerek, bugünlere, sizin bahsettiğiniz yere kadar getirdik. Osmanlı Bankası’nın Türkiye ekonomisinde sosyal hayatındaki önemini çok iyi biliyoruz. Tarihi misyonunun devam etmesi için elimizden gelen herşeyi yapacağız. Tabi ki bu tartışılmaz. Bu değerleri bizden iyi bilen olamaz zaten. Ama müşteriye ulaşacağımız marka, Garanti markasıyla biz müşteriye ulaşacağız.
       Ama bunun dışında bütün değerleri tabi ki koruyacağız. Birinci sorunuzla ilgili yanıtım ise; bu kriz, dezenflasyon programını çok ciddi araştırdık. İsrail’i çok iyi araştırdık, Arjantin’i, Brezilya’yı çok araştırdık. Birleşmelerin yaşanabileceğini gördük, faiz marjlarının daralacağını, karlılığın düşeceğini, bu işin hiç de kolay olmayacağını gördük. Ama doğruyu söylememiz gerekirse, yani bu seviyede olacağını mı düşünüyordunuz, derseniz, biz, biraz daha yüksek şey bekliyorduk.
       Meliha Okur (CNN Türk): İki aşamalı soru soracağım. Üç yıl önce bu kararı vermiştiniz. Çünkü Avrupa bankacılığı odaklandığınız yerdi. Ama dünyanın 7. büyük bankası... Global rekabete hazır olması için mutlaka sizin de sonuçta global bir marka olmanız gerekiyor. Intesa ile yapılan görüşmelerden çıkan sonuç ne yazık ki bizler için de hayal kırıklığı oldu.
       İlk sorum şöyle, size göre önümüzdeki 1.5 yıl içinde kaç yerli banka Türkiye’de yaşama şansına sahip olur? Çünkü bankaların, Ziraat Bankası’nın arkasında aktif büyüklük olarak ikinci sıradasınız ama bunun şu aşamada çok fazlaca bir anlamı olmadığını söylemek durumundayız. Çünkü ciddi bir öz sermaye sorunu ve tabi ki buna bağlı özellikle sermaye yeterliliği krasyosu problemi var. Bununla ilgili düşünüyorsunuz? İkincisi, global bir marka olmak için İtalyanlar, özellikle Doğu Avrupa ülkelerini daha fazla tercih ediyorlar. Siz, bu noktada nasıl bir trentte, kimlerle, nasıl bir arayışa girebilirsiniz. Çünkü 1998’de başlayan banka birleşmelerinde de dünyaya baktığımızda aslında çok da iyi haberler alamıyoruz.
       Ergun Özen: Vizyonumuz aynı, global banka olmak. Bunun içindir ki, yine ilk adımları Garanti bankası atmıştır. Evet, biz Intesa’yla oturup, nisan ayında başlayan çok ciddi görüşmelerle neredeyse imza aşamasına gelmiştik, biliyorsunuz. 12 Eylül’de yönetim kurulunda imza atacaktık ama 11 eylüldeki bütün dünyayı saran çok önemli olaylar Intesa’nın yatırım kararlarını erteledi. Ve ben bunu son derece de makum karşılıyorum. Şu anda dünyada yaklaşık 1 milyar dolara ulaşacak bir yatırımı yapmak doğru değildir.
       Beklemek, temkinli olmak lazım. Yatırım yaptığınız ülke de unutmayın ki Türkiye. Vizyonumuz değişmedi. Nasıl bir şekil alacak diye gösterdiğim grafikte beş-altı banka yüzde 70-75 paya ulaşacak dedim. Garanti Bankası olarak biz o 5-6 bankanın, birincisi, ikincisi, dolayısıyla sektörün birincisi, ikincisi olabilmek için bir yabancı eline tabi ki inanıyoruz. Bir yabancı markayla yanyana gelmeyi, global bir marka olmaya tabi ki inanıyoruz. Bunun için de biz makro ortamın düzeldiği bir durumda, 2002 olur, 2003 olur, 2004 olur, tabi ki biz her türlü teklife açığız. Biz bunu her zaman söyledik biliyorsunuz. Söylemenin ötesinde adımlar da attık. Diğer rakiplerimiz de bu yönde beyanatlar veriyorlar, biliyorsunuz. Bunu tabi ki Türk bankacılığı yapacak. Bu nasıl olacak. Ben dünyaya bakıyorum, yabancılar gelmiş, Orta Avrupa’da, Doğu Avrupa’da silmiş süpürmüşler. Brezilya’ya bakıyorsunuz, hala Brezilyalı hissedarların olduğu bankalar hala mevcut. Latin Amerika örneğinin Türkiye’de yaşanacağını düşünüyorum. Çünkü, büyüklükleri itibariyle, nüfus itibariyle... Daha çok buna inanıyorum.
       Ama yabancılar tabi ki gelecektir. Yabancıları düşünmemek, yanyana gelmemeyi düşünmek çok büyük bir hata olur diye düşünüyorum. 11 milyar aktif büyüklüğü de hiç küçümsemeyin. Sürdürülebilir bir karlılığa ulaştığınız takdirde bankacılık çok bir basit meslektir. Enflasyondan arındırılmış bir şekilde aktif karlılığı yüzde 2, 2.5 gibi bir şey yakalarsanız, gerisi çarpma işlemidir, Meliha Hanım. 11 milyar dolar çok ciddi bir rakamdır bu işte.
       Ferit Şahenk: İzin verirseniz bir şey ekleyeceğim. Soru Intesa’ya geldiği için iki konuyu açmak istiyorum. Bunu paylaştığımızda, zannediyorum siz de artık Türkiye’nin, Türk şirketlerinin nerelere geldiğini beraber paylaşıp, aynı gururu beraber taşıyacağız diye söylemek istiyorum. Intesa, Türkiye’ye adım atmak istediği zaman, Türkiye’yi coğrafi, bölgesel bir stratejisinin merkezi olarak kabul etti. Bu çok önemli.
       Türkiye’yi de Doğu Avrupa, Türki cumhuriyetler ve bizim hiç de arkadaşça, dostça olmayan bir komşu, mahallemizde, buralara Garanti ismiyle gitmek istiyor. Markaların çok önemli olduğu bir dünyada Intesa gibi milyar dolarlar aktif büyüklüğü olan bir grubun Garanti ismini ön plana alıp, bu ülkelerde yatırım yapma isteği bence hepimizin bir Türk vatandaşı olarak gururla taşımamız gereken bir gerçektir diye düşünüyorum. İkincisi Intesa Türkiye’ye gelmek istediğinde öyle aşamalara geldi ki görüşmelerimizde, yönetime dair dahi birçok şey konuştuk. Şu sözü ettiler: ‘Biz Türkiye’de bir banka satın almak istemiyoruz. Biz Türkiye’de bir ortak almak istiyoruz.
       Türk bankacılığını, Türk müşterisini, Türk sistemini ve bu komşu ülkelere gittiğimiz zaman bize yardım edebilecek bir ortak almak istiyoruz. Ve geldiğimiz zaman da yönetimi değiştirmek gibi bir arzumuz yok. Türk insanı, Türk markası, dünyanın en büyük bankalarından bir tanesi.
       
Şahenk: Bankacılıkta büyümek gerekiyor

       Coğrafi stratejisini bu isme ve bu yönetime teslim etme düşüncesindeydi. Güzel şeyler oluyor arkadaşlar. Bazı güzellikler bu memlekette var. Yeter ki biraz daha fazla inanalım. Bizim İntesa işbirliğimiz 11 Eylül’den evvelki ortaklar konseyinden de geçecekti. Ama hiçbirimiz herhalde 11 eylülde bir uçağın çarpmasını, medyayı oraya toplayıp ikinciyi de çarpmasını düşünemezdik. Ama çalışmaya devam edeceğiz. İnanın belki iki-üç sene sonra bu yabancı kurumlar Türkiye’ye geldikleri zaman bugünkü fiyatlardan değil, 2-3 katı fiyatlardan bu müesseselere ortak olmak isteyecekler. Burada son 10-12 senedir Garanti grubunda ve Doğuş grubunun finans sektöründeki liderlerine sizlerin huzurunda teşekkür etmek istiyorum. Bu insanlardır bu yabancıyı Türkiye’ye getiren. Bu inançtır ve takım çalışmasıdır. Zannediyorum ki, Türkiye’nin de bugün buna ihtiyacı var. Hatta Ergun Bey bahsetti 1993 yılında ADR’ımızı yaptık, Amerika’da. O zamanki şirketimizin değeri 1.1 milyar dolardı. O zaman ne Osmanlı Bankası vardı bu değerin içinde, ne Körfezbank, ne de bugünkü gördüğünüz bankacılık dışı finans kurumları. Geçen sene yüzde 8’ini dünyanın sayılı yatırımcılarına 3.5 milyar dolar değerden sattık. Şu anda zaten bizim yabancı ortaklarımız var. Ama bizim istediğimiz finansal ortak değil. Bizim istediğimiz dünyadaki bankacılıktaki konsolidasyon oyununda bu Türk ismi olan Garanti’yi, Türk bayrağına ait olan Garanti’yi Türkiye’nin dışına da taşıyacak mantalitede olan, bizim kültürümüze uygun bir ortaklık.
       Finansal Forum: Çıkmayı düşünmediğiniz 4-5 sektör arasında medya var mı? Bu sektörde umduğunuzu buldunuz mu?
       Ferit Şahenk: Şu son iki senedir, sahiden çok tecrübe kazandık. Muhteşem bir kadro var, bu şirketlerde. Ve Doğuş kültürüyle çok paralelde, doğru ahlaklı yapılan bir yayın ögesine paralel, beraber işbirliğimizi sürdürüyoruz. Sadece finansal yatırım değil, memlekete hizmet olarak düşündüğümüz bir sektör. Burada da kalıcı markalarımızla daha iyi yapmaya çalışacağız. Bizim medya sektöründe öyle büyümek gibi bir düşüncemiz yok. Ama yaptığımız işte de en iyi olmak istiyoruz.
       Financial Times: Birleşme sonucunda kaç işten çıkacak.
       Turgay Gönensin: Şu anda projenin ikinci safhasında şekillendirme safhasında kaç kişiyle yollarımızı ayıracağımızı belirleyeceğiz. Ama bununla ilgili şu anda net bir rakam vermekten kaçınacağım, çünkü ortada böyle bir rakam yok. Ama Osmanlı Bankası, müşterileri, o güzide müşteriler şubeden içeri girdikleri takdirde kimden daha önce hizmet alıyorlarsa, o kişilerden hizmet almaya devam edecekler. Çünkü bu birleşmede bizim bir tane müşteri kaybına tahammülümüz yok. Bir liralık aktif kaybına tahammülümüz yok. İkinci, sorunuz, gelir-gider rasyosu, zaten birleşmeleri başlatan, bütün olay da budur. Gelir gider rasyoları, bugün dünyada başarılı bir banka yönetiyorsanız, maliyetleri kontrol eden bir banka yönetiyorsanız, yüzde 50, hatta yüzde 50’nin aşağısında tutmak zorundasınız. Türk bankacılık sektöründen tabi ki gelirlerin de düşmesiyle birlikte bu gelir gider rasyonu yüzde 70’lere kadar çıkmıştır. Ama bir Almanya’da bu 97’dir.
       Avrupa bankacılığında Türkiye’den daha kötüdür. Garanti Bankası’nın hedefi, 2003 yılının ortasında yüzde 50 hedefine ulaşmaktır. Şu anda 68-70 seviyesinde olan gelir-gider rasyomuzu 1.5 yıl sonra yüzde 50 seviyesine indireceğimizi düşünüyoruz.
       Ferit Şahenk: Hakikaten biraz daha açıklık getirmekte fayda vardır. Intesa, bütün Garanti Bankası’nın sahip olduğu mali kuruluşlarla ilgileniyordu. Biz bu kararı aldığımızda bir birleştirme operasyonu, Doğuş grubunda kaldığımız takdirde biz her zaman yapacaktık. Demin de bahsettim gelir gider rasyoları çok önemliydi bizim için. Ama Intesa’nın şu anda kararını ertelemesiyle ama biz bu kararı daha önce aldık. Onun için bizim büyüme stratejimiz aynen devam etmektir. Herhangi bir ilave planımız yoktur. Ama Meliha hanımın da söylediği gibi vizyonumuz hakikaten global bir markayla yanyana gelmektir, global marka olmaktır.
       Habertürk: Öncelikle bu birleşmeler grubun diğer şirketlerinde olacak mı? Diğer bir sorun da yabancı bankaların özellikle şu anda geri adım atmış durumdalar. 2002 yılı için ne öngörüyorsunuz? Çünkü yabancı bankalar, diğer ülkelerdeki bankalar için de şu anda teklif veriyorlar.
       Ferit Şahenk: Grubumuz dünyanın gerektirdiği ekonomik çalışma trendlerine uygun her türlü değişime, her türlü organizasyonı yapar. Ve burada da pek fazla yaptığımızı anlatan ve paylaşan bir grup değiliz. Belki en büyük problemimiz de o. Çünkü kendi içimizde yaşayan bir grup. Fakat son iki senedir otomotivde, aynı bankalarımızda yaptığımız gibi ortak gider noktalarını birleştirdik. Perakendede değişimimizin bir maddesi olarak ortak satın alma, ortak lojistik gibi faaliyetlere başladık.
       Zaten bizim insan kaynakları şirketimiz Humanitas, hem grup içerisinde servis veren, hem de grup dışında servis veren, belki dikkat etmişsinizdir zaten. Bankacılık operasyonlarını gerçekleştirir. Sadece içeri değil dışarıya hizmet prensiplerini oluşturur. Humanitas bunun için de kuruldu. Hem perakende hem otomotivde, bu tip birleşmelere, bu tip ortak noktaları birleştirmede maliyeti azaltma babında yapıyoruz. Bunun dışında böyle bir düşünce yok. Ama öyle bir yönetim kadrosu var ki, yarın öbürgün koridorda bir şey bulduk diye hemen gelirler, otururuz biraraya geliriz. 24 saat çalışma olduğu için gerekirse sabah 3’te, gerekeni hemen yaparız. Sadece böyle bir dönemde değil, geleceğe daha iyi görebilmek için esnek olabilme ve değişimi sadece yöneten değil, değişimle yaşayacak şirketler...
       Ergun Özen: Türk bankacılık sektörüne baktığımız zaman, 120 milyar, hatta bugünkü kurlarla tasarruf ettiğiniz zaman daha da düşük bir toplam aktif büyüklüğü var. Çok basit örnek. Portekiz ve İspanya örneği. Aynı bizim gibilermiş. Gayrisafi milli hasılanın yarısı kadar hatta 3’te 1’i kadarmış toplam bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü. Ama uygulanan dezenflasyon programından başarıyla çıktıkları andan itibaren bankacılık sektörünün toplam aktifleri gsmh’nın iki katına, üç katına çıkmış. Yani, şu andaki mevcut o zaman gerilerden bakarsak, Türk bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün 250-300 milyar dolara kadar çıkacağına inanmamız lazım. Böyle potansiylei olan bir sektörde yabancıların her zaman vardır, olmaya da devam edecektir. 11 Eylül’ü hakikaten samimi olarak doğru değerlendirmek. 11 Eylül, bir çok şeyi durdurdu dünyada. 11 eylülün etkilerinin yavaş yavaş tedricen geçmesiyle birlikte ben inanıyorum ki, göreceksiniz hepiniz Türkiye’ye yabancı bankaların ilgisi aynen devam edecektir. 70 milyon nüfuslu bir ülke, Avrupa’ya girme yönünde, Kopenhag kriterleri yönünde ciddi adımlar atmaya başlamış, Anayasa değişikliğini yapar hale gelmiş. Bu ülkeyi yabancılar bırakmaz.
       
Özen: Birleşme en iyi banka olmak için

       Finansal Forum:
İki banka birleşiyor ama Osmanlı’nın isim hakkı ne olacak? Yani Osmanlı, sizce kış uykusuna mı yatıyor? Ne yapacaksınız, ne düşünüyorsunuz? İkincisi daha kolay bir soru Ergun Beye... Garanti Bankası’nın finans sektörü dışındaki iştiraklerinin holding bünyesine zaman içinde aktarılacağını söylediniz. O zaman önümüzdeki yıllarda Garanti Bankası’nda büyük sermaye artırımları mı söz konusu? Çünkü bu iştirak satışları şeklinde olacak herhalde değil mi holdinge? Mesela 2003 yılının sonunda nasıl bir Garanti Bankası bekliyorsunuz?
       Ergun Özen: Bu birleşme sonunda ortaya çıkacak bankanın sermaye yeterliliği rasyosu yaklaşık yüzde 13 seviyesinde olacaktır. 2003 yılında aktif büyüklüğü yaklaşık 17, 18 milyar dolarlara gelmiş bir Garanti Bankası bekliyoruz. Ortalama aktif tabloda enflasyondan arındırılmış bilançolar üzerinden baktığımız zaman yüzde 2’yi yakalayacağımızı düşünüyoruz. Öz kaynak karlılığı ise yaklaşık yüzde 20 seviyesinde olacaktır. Tabi ki sizin de söylediğiniz gibi ya olan karların tekrar içeriye ya ayriyeten bu tür iştirak satışlarıyla sermayesi daha da güçlenecektir. Ve sermaye yeterliliği rasyosu 13’ün de üzerinde bir yerde seyredecektir.
       Turgay Gönensin: Birincisi şunu söylemek istiyorum Osmanlı bankasının çalışanları, o tarihi binaları ve geleneksel müşterileri, ki müşterilerinin önemli bir kısmı bankaya senelerdir babadan kalma bir şekilde sadık. Garanti bankası içinde yaşamaya devam edecekler. Bunun dışındaki ismin yaşatılmasıyla ilgili... Fakat Osmanlı Bankası, Türk bankacılık, Türkiye ekonomi tarihine değil sosyal tarihe de tanıklık etmiş bir yer. Biliyorsunuz, banka, Doğuş Grubu’na geçtikten sonra kurulan bir şirketle bankacılık tarih merkezi şeklinde arşivlerimiz yenilendi. Ve bunlar zaman zaman da sergilerle açılıyor. Bunu çok daha genişletip, normal günlük bankacılık bazında çalışmalar dışında, çok daha genişletip, bu isim fazlasıyla yaşatılacak. Ama bu konuda tam netbir şeyler söylemek için çok erken, bu konuda ciddi çalışmalar var. Önümüzdeki günlerde ortaya çıktıkça bunları da bildireceğiz.
       Ferit Şahenk: İsmin dışında da hayallerimiz var. Sayın Ayhan Şahenk, Türkiye’de bankacılık sektörüne, finans sektörüne, iş hayatına inşaatla başlamış olsa da bir çok imzayı atmış bir isim. Kendisinin adına, vakfına katkılarıyla daha da derinleşecek, büyüyecek bir bankacılık müzesini düşünüyoruz.
       Bu Osmanlı Bankası’nın arşivini içine alacağımız. Hatta Ayhan Bey, hep bize söylerdi. Türkiye’nin en büyük problemi eğitim ve sağlık. Eğitimle ilgili de belki bir Osmanlı Bankacılık okulu gibi, burada Humanitas şirketimizle çalışmalarımızı yapıyoruz. Ön düşüncelerimiz var. Çünkü bir şirketin görevi sadece bir sektörde büyümek, para kazanmak değil, o sektöre de katkıda bulunmaktır, sektörün geleceği için. Fakat Osmanlı ismiyle ilgili çok gayretlerimiz var. Çok çaba sarfedeceğiz. Bu ismi bugünden daha da iyi bir yere sağlayacağız.

 

 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları